Sounder türkçesi Sounder nedir
Sounder ingilizcede ne demek, Sounder nerede nasıl kullanılır?
Depth sounder : Derinlik göstergesi veya ölçeri.
Echo sounder : Sesli iskandil. Elektrikli iskandil. Yankılı derinlikölçer. Yankı cihazı. Yankı iskandili. Eko ses çıkarma aygıtı.
Ionospheric sounder : İyonosferik sonda.
Sounders : İskandil. Sonda. Ses yapıcı. Ses iskandili. Alıcı. Mil.
Ecosounder : Gemiye takılan, su altını belirli açılarda dikey tarayıp su derinliğini ve balık sürülerinin görüntülerini ekrana yansıtan araç, ekosonder. Ekosandır. Ekosonder.
Sound amplifier : Ayrı bir kaynaktan güç alan ve içinden geçen elektriksel imin gücünü artıran elektronik aygıt. bunun, ses imlerinin gücünü artırıcı çeşidi; ses yükselteci. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yükselteç. Akustik amplifikatör. Ses yükselteci.
Unsoundest : Sağlıksız. Hatalı. Güvenilmez. Bozuk. Çürük. Geçersiz. Hafif (tartışma). Hasta.
Soundest : Etki bırakmak. Kuvvetli. Yoklamak (düşünce veya fikir). Söylemek. İyi. Gibi gelmek. Sağlam. Ses. Ses vermek. Öttürmek.
Sound analyser : Ses analiz aygıtı.
Sound absorption coefficient : Ses soğurum katsayısı. Ses absorpsiyon katsayısı. Ses absorplama katsayısı. Büyük bir düzlem yüzeye belirli bir açıyla düşen ses dalgalarının yansımayan erke yüzdesi. Ses yutma katsayısı.
İngilizce Sounder Türkçe anlamı, Sounder eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Sounder ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Addressees : Adına gönderilen. Hitap edilen. Adres sahibi. Adresine mektup gönderilen kişi. Gönderilen kişi. Kendisine kargo gönderilen kimse. Mektup gönderilen kişi. Alıcı makam.
Axle tree : Dingil. Aks. Araba dingili.
Bores : Delik. Kalibre. Bela. Dert. Sıkıcı tip. Kuyu. Yüksek dalga. Sıkıcı şey. Çap (mermi). Oyu.
Bougie : Supozituvar. Fitil (tıp veya medikal terimi). Fitil. Kandil. Mum. Buji.
Accepter : Akseptör. Muhatap. Kabul eden.
Prop : Yaslamak. Tutmak (belirli bir vaziyette). Destek. Desteklemek. Pervane. İdrar almak, mideye ilaç veya besin maddelerini sulu olarak vermek, özofagusta tıkanıp kalan yabancı cisimleri çıkarmak, atlarda hava keselerinin tedavisinde yaraların derinliği ve yönünü anlamak, kapanmayan yaralarda buna engel olan yabancı bir cisim veya ayrılmış bir kemik parçası olup olmadığını kontrol etmek gibi amaçlarla kullanılan aygıtlar, katater. Tutmak. Payanda ile taşımak.
Fathometer : Dokunuş. Akis sondası. Sandör. Derinlikölçer. Eko iskandili. Kulaçölçer. Sondör. Derinlik ölçücü.
Axles : Aks. Eksen. Dingil.
Depth finder : Derinlik ölçer.
Arbor : Arbor. Pergole. Çardak. Ağaç. Ağaç dikme. Ağaçlandırma. Dingil. Ormanda gölgelik yer.
Sounder synonyms : lead, gudgeon, addressee, cannoned, prob, carotis, cannulae, consignees, buyer, consignee, catheter, searcher, leads, axletrees, clients, cannoning, sinkers, buyers, cannula, bore, arbour, sounders, arbors, acceptant, coak, sonde, seeker, axle, catheters, cannons, searchers, accepters, acceptor.
Sounder ingilizce tanımı, definition of Sounder
Sounder kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Specifically, an instrument used in telegraphy in place of a register, the communications being read by sound. Sounds. One who, or that which. A herd of wild hogs.

Bu kısımda Sounder kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Sounder ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Sounder anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Sounder ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.