Sorbic türkçesi Sorbic nedir

  • Sorbik.

Sorbic ingilizcede ne demek, Sorbic nerede nasıl kullanılır?

Sorbic acid : Kimyasal adı 2,4-hexadieonic asit olan, genellikle maya ve küf üremesini önlemek amacıyla kullanılan, kokusuz, beyaz, kristal toz, hafif asidik tatta antimikrobiyal bir gıda katkı maddesi. Sorbik asit. Genellikle maya ve küf üremesini önlemek amacıyla kullanılan, kristal yapıda bir gıda katkı maddesi.

Sorbite : Sorbit.

Sorbitol : Sorbit. Şeker yerine kullanılan kristal alkol. Sorbitol. İmalatta ve diğer maddelerde şeker yerine kullanılan kristal alkol (biyokimya). Sorboz ve glikozun redüklenmesiyle oluşan şeker alkolü, glusitol. kristalleşmeyi önleyici ve yumuşatıcı etkiye sahip olan gıda katkı maddesi.

Sorbitol dehydrogenase : Karaciğer ve testislerde bulunan sorbitolden fruktoz üretimini katalize eden karaciğer hastalıklarında serum düzeyi yükselen enzim, iditol dehidrogenaz. Sorbitol dehidrogenaz.

Sorbitols : Şeker yerine kullanılan kristal alkol. Sorbitol. Sorbit.

Absorbing power : Emicilik. Emme gücü. Soğurma gücü.

Absorbing capacity : Emicilik gücü. Emme gücü. Çekme kapasitesi. Soğurma yeteneği. Emicilik. Absorbe etme kapasitesi. Emme yetkesi. Emme sığası.

Absorbing well : Dipsiz kuyu. Drenaj kuyusu. Dren kuyusu.

Absorbingly : Çok ilginç olarak. Sürükleyici bir halde. Tüm ilgiyi çekerek. Büyüleyici bir şekilde. Kavrayıcı bir şekilde.

 

Absorbing barrier : Yutan engel.

İngilizce Sorbic Türkçe anlamı, Sorbic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sorbic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Outlaw : Yasaya karşı gelen kimse. Yasadışı ilan etmek. Yasal haklardan yoksun bırakmak. Feshetmek. Huysuz at. Sürmek. Suçlu ilan etmek. Sürgün. Yasaklamak. Yasal haklardan mahrum etmek.

Command : Kumanda. Yetki. Kontrol. Hüküm sürmek. Yönetmek. Emir. Kumanda etmek. Komuta etmek. Layık olmak. Emretmek.

Route : Rota. Belirli bir yolla göndermek. Yürüyüş emri. Hat. Her zamanki yol. Belli bir kanaldan yollamak. Sevk etmek. Nakletmek. Tarik. Herzamanki yol.

Interdict : Yasaklama kararı. Yasaklama. Kadağa koymak. Yasaklama emri. Yasak etme. Yasak etmek. Yasak. Men etmek. Kadağa. Yasaklamak.

Geosynchronous orbit : Yer eşzamanlı yörünge. Yere eş zamanlı yörünge. Yere eşzamanlı yörünge.

Ban : Afaroz etmek. Vali (macar). Afaroz. Yasak. Beyanname. Banlamak. Bildiri. Boykot etmek. Menetmek. Yasaklamak.

Illegalise : Yasadışılaştırmak. Suç haline getirmek. Yasaklamak. (britanya ingilizcesi) yasadışılaştırmak. İllegalleştirmek. İllegal ilan etmek. Kanun dışı deklare etmek (illegalize olarak da yazılır). Kanun ile yasaklamak.

Apoapsis : Bir uydunun (gezegen, yıldız, vs.) yörüngesinde dönen cisimden en uzak olduğu yörünge noktası (astronomi).

Bar : Çubuk. Demir ya da tahta parmaklık. Hoşlanmamak. Dışında. Katmamak. Kapatmak ya da dışarıda bırakmak. İzin vermemek. Engel. Hariç. Bar.

Debar : Yasaklamak. Engel olmak. Menetmek. Mahrum bırakmak. Yoksun bırakmak. Mahrum etmek.

 

Sorbic synonyms : point of periapsis, point of apoapsis, periapsis, celestial orbit, criminalize, proscribe, illegalize, criminalise, disallow, itinerary, require, nix, veto, prohibit, enjoin, path, exclude.

Sorbic zıt anlamlı kelimeler, Sorbic kelime anlamı

Decriminalize : Yasallaştırmak. Decriminalise. Suç olmaktan çıkarmak. Bir şeyi yasal yapmak (örneğin, esrar).

Legalize : Kanunlaştırmak. Meşrulaştırmak. Hukukileştirmek. Kanuni kılmak. Meşru kılmak. Yasallık kazanmak. Yasallaştırmak. Yasal hale getirmek. Onaylamak. İmza vb mahkemece tasdiki.

Allow : Bırakmak. Vermek. İzin vermek. Sağlamak. Ayırmak. İtiraf etmek. Hoş görmek. Müsaade etmek. Göz önüne almak. Saymak.

Sorbic antonyms : point of periapsis, point of apoapsis, periapsis, decriminalise, permit, apoapsis.

Sorbic ingilizce tanımı, definition of Sorbic

Sorbic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Pertaining to, or obtained from, the rowan tree, or sorb. Specifically, designating an acid, C&?. H&?. H, of the acetylene series, found in the unripe berries of this tree, and extracted as a white crystalline substance. CO&?.