Sparks türkçesi Sparks nedir

  • Georgia eyaletinde yerleşim yeri.
  • Kıvılcımlar.
  • Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri.
  • Işıkçı.
  • Baş ışıkçının yönetiminde çalışan, görünçlüğün aydınlatılması için gerekli aygıtları düzenleyen ve kullanan kimse.
  • Elektrikçi.
  • Gemi telsizcisi.
  • Çıngıcı.
  • Telsizci.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Nevada eyaletinde şehir.

Sparks ile ilgili cümleler

English: There are sparks flying out of the electric socket.
Turkish: Elektrik prizinden uçuşan kıvılcımlar var.

English: Sparks rained on the street from the burning house.
Turkish: Yanan evden caddeye kıvılcımlar yağdı.

Sparks ingilizcede ne demek, Sparks nerede nasıl kullanılır?

Spark advance : Ateşleme avansı. Ateşleme öndeliği. Kıvılcım avansı. Ateşlemenin üst ölünoktadan ya da gereken en uygun zamandan önce yapılması durumu.

Spark advance control : Öndelik kolu. Dağıtım tablasının konumunu değiştirerek erken ya da geç ateşlemeyi sağlayan çelik kol.

Spark arrester : Kıvılcım kafesi. Kıvılcım durdurucu. Kıvılcım kesici. Kıvılcım tutucu.

Spark coil : Elektiriksel kıvılcım oluşturmak için gerekli yüksek gerilimi sağlayan irkilim kangalı. Kıvılcım kangalı. Kıvılcım doğruşturucusu. İndüksiyon bobini. Kıvılcım bobini. Endüksiyon bobini. Demir etrafından bulunan ve kıvılcım yaratmak için kullanılan tel bobin. Ruhmkorff bobini. İndükleme bobini.

 

Spark gap : Tırnak aralığı. Buji tırnak aralığı. Ark aralığı. Ark boynuzu. Atlama boynuzu. Eklatör. Ateşlik tırnakları arasındaki açıklık. Kıvılcım aralığı. Kıvılcım atlama aralığı.

Spark plug : Kıvılcımlı buji. Buji. Kıvılcım tapası. Elektrik erkesiyle kıvılcım oluşturan yuvgudaki karışımı ateşleyen örgen. Ateşlik.

Spark of : Pırıltı. Kıvılcım. Belirti.

Spark off : Birini bir şeye teşvik etmek. Neden olmak. Ateşlemek. Yol açmak. Yakmak.

Spark plug cable : Buji kablosu. Buji ateşleme kablosu. Ateşlik iletkeni. İkincil çevrimdeki yüksek gerilimi dağıtıcıdan ateşliğe ileten tel.

Spark spectrum : Birleşimi bilinen üşekler arasında ya da ter özdek içinde oluşan kıvılcım ışığının verdiği izge. Kıvılcım izgesi. Kıvılcım görüngesi.

İngilizce Sparks Türkçe anlamı, Sparks eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sparks ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

France : Fransa.

Carlin : Yaşlı kadın. (iskoç argosu) kocakarı. Cadaloz.

Radio operator : Telsiz operatörü.

Juicer : Doping kullanan sporcu. Doping yapan sporcu. Sıkacak. Meyve sıkacağı. Meyve ve sebzelerin suyunu çıkaran alet.

Operator : Işık görevlisi. Uygulayıcı. Spekülatör. Alıcı yönetmeni. Telefon operatörü. Makine operatörü. Bilgisayar, bilişim, biyoloji, fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çalıştıran kişi. Cerrah. gen veya gen gruplarının ifadesini kontrol eden bastırıcı proteinle etkileşen dna’nın bir bölgesi.

 

Eureka : Avrupa araştırma koordinasyon ajansı. Montana eyaletinde yerleşim yeri. Buldum. Missouri eyaletinde şehir. North carolina eyaletinde yerleşim yeri. Utah eyaletinde şehir. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Buldum!. Evreka. Kansas eyaletinde şehir.

Eiffel tower : Eiffel kulesi. Eyfel kulesi. 1889'da yüzyıl fuarı için yapılan paris'te (fransa) bulunan büyük metal kule.

Electrician : Elektrik teknisyeni. Işık uzmanının yardımcısı, elektrik işlerinden ve sahne, ışıklarından sorumlu kişi. bk. ışıklama baş uzmanı. Elektrik tesisatçısı.

Trigger off : Tetiklemek. Başlatmak.

Lightering : Yakan kimse. Mavna. Layter. Salapurya. Çakmak. Yakıcı alet. Daha hafif. Tutuşturucu şey. Tutuşturucu.

Sparks synonyms : montmartre, louvre museum, clichy la garenne, orly, capital of france, french republic, city of light, tuileries gardens, tuileries palace, pioneer, clichy, ile st louis, paris university, tuileries, university of paris, wiremen, champs elysees, actuate, activate, trip, go on, trigger, beatty, lighter, lighting electrician, bastille, fall out, empire, come about, sorbonne, eurekas, french capital, parisian.

Sparks zıt anlamlı kelimeler, Sparks kelime anlamı

Rural area : Kırsal kesim. Kırsal alan. İktisadi açıdan özellikle doğal kaynaklara dayalı üretimin yaygın olduğu, ortalama gelir düzeyinin genellikle göreli olarak düşük kaldığı, kendine özgü kültürel yapısı bulunan ve toplumsal hayatın daha çok gelenekler çerçevesinde belirlendiği yerler. Üretim etkinlikleri tarıma dayalı olan kırsal nüfusun yaşadığı ve çalıştığı alan.

Act : Hukuk, kimya, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. -e etkimek. Çeşitli güdülerden kaynaklanan ve tanısal bir içeriği olan amaçlı davranış. Yasa. Bir tiyatro yapıtında olay dizisinin ana kesimlerini oluşturan ve kendi içinde bütünlüğü olan bölüm. Yapmak. Eylem. Oyuncunun gerekli ses uygulayımı ve gövde hareketleri ile bir oyun kişisini canlandırması ya da göstermesi. Rol yapmak. Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri bk. perde.