Operator türkçesi Operator nedir

  • İşletmeci.
  • İşi bilen kimse.
  • Makine operatörü.
  • İşletmen.
  • İşler.
  • İşleç.
  • Bakteri ya da virüs genomunda repressör proteini bağlayan ve yanındaki genin transkripsiyonunu kontrol eden kısa dna dizisi.
  • Teknisyen.
  • Telsizci.
  • İpli kukla oynatıcısı.
  • Tıbbi ameliyatları gerçekleştiren kişi.
  • Göstericiyi çalıştıran, gösterimlerin düzgün olarak yürüyüşünden, gösterim odasının, gösterim odacığmın yönetiminden sorumlu olan kimse.
  • Bir makineyi, örn. bir bilgisayar dizgesini işleten kişi. bu görevi uğraş edinmiş kişi.
  • Herhangi bir işlemde, işlenenler üzerinde yapılması öngörülen işi tanımlayan özel damga, damga dizgisi vb. göstergeler, örn. — | + | /| *| ** aritmetiksel, and | or | not mantıksal işleçler olarak kullanılır.
  • Alıcı yönetmeni.
  • Telefon operatörü.
  • Cerrah. gen veya gen gruplarının ifadesini kontrol eden bastırıcı proteinle etkileşen dna’nın bir bölgesi.
  • Nicem düzeneğinde, bir yöneye uygulanınca başka bir yöney veren matematiksel nesne.
  • Operatör.
  • Spekülatör.
  • Nicemsel işleybilimde yerlemler, devinirlik, erke gibi doğabilimsel nicelikler üzerindeki işlemleri gösteren simge.
  • Işıklama düzeninde çalışan yardımcı görevli. ışığın hazırlanmasından, aygıtların bakımından ve korunmasından sorumludur.
  • Bilgisayar, bilişim, biyoloji, fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Çalıştıran kişi.
  • Uzman.
  • Santral.
  • Işık görevlisi.
  • İşletici.
  • Cerrah.
  • İpli kuklaları oynatan sanatçı.
  • Alıcıyı doğrudan doğruya çalıştıran ve yöneten, alıcı devinimlerini gerçekleştiren, görüntülerin film üzerine saptanmasını sağlayan kimse. tv. televizyon alıcısını doğrudan doğruya çalıştıran kimse.
  • Gösterimci.
  • Uygulayıcı.
  • Kullanan.
 

Operator ile ilgili cümleler

English: The operator told me to hang up and wait for a moment.
Turkish: Operatör telefonu kapatmamı ve biraz beklememi söyledi.

English: Ali became good friends with the elevator operator in their hotel.
Turkish: Ali oteldeki asansör operatörü ile iyi arkadaş oldu.

English: While I was talking on the telephone with John, the operator cut in.
Turkish: Ben John ile telefonda konuşurken, operatör kesti.

English: The ship's captain ordered the radio operator to send a distress signal.
Turkish: Geminin kaptanı telsiz operatörüne imdat sinyali göndermesini emretti.

English: This is an operator.
Turkish: Bu bir operatördür.

Operator ingilizcede ne demek, Operator nerede nasıl kullanılır?

Operator hold : İşleç tutuşu.

Operator manual : İşletmen elkitabı. İşletme el kitabı. İşletmenin el kitabı. Operatör el kitabı.

Operator services : Operatör hizmetleri. İşletmen hizmetleri. İşletmeci tarafından sunulan hizmetler.

Operator symbols : İşleç simgeleri.

Large operator with over script limit : Üst-yazı sınırlı büyük işleç.

Application operator : Uygulama işletmeni.

Big time operator : Pek çok farklı meseleye aktif olarak katılan kimse (ticari veya başka türlü). Oldukça nüfuzlu kimse. Çok etkili kimse. Aktif olan kimse (bir proje çalışmasında). Aktivist.

 

Large operator with under script limit : Alt-yazı sınırlı büyük işleç.

Arithmetic operator : Aritmetik operatörü. Aritmetik işleç. Matematiksel işlemi belirten işaret.

Backward shift operator : Geriye kaydırma işleci. Geri kaydırma işleci.

İngilizce Operator Türkçe anlamı, Operator eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Operator ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cinematographer : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Görüntü yönetmeni. Film çeken kimse. Fotoğraf yönetmeni. Sinematograf.

Hoister : Kaldıran veya yükselten kimse veya şey. Kaldıran. Yükselten. Kaldırıcı.

Processor : İşlemci. Merkezi işlemci. İmalatı yapan. İşleyen. İşleyki. İşlemci (bilişim veya bilgisayar terimi). Tamamlayıcı. İşlem birimi. İşleyici.

Exhibitionists : Ekshibisyonist. Göstermeci. Teşhirci.

Camera operator : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Business manager : Tiyatro işlerinin yürütülmesini denetleyen kimse. İşletme müdürü. İşletme yöneticisi. Yönetici. Tiyatro yönetmeni. Amir. Müdür.

Donned : Öğretmen. Giyinmek. Öğretim görevlisi. Bey. Don. Kuşanmak veya giyinmek. Giymek. İspanyol efendisi. Giydirmek.

Adept : Usta. Çok yetenekli kimse. Hünerli. Üstad. Mütehassıs. Becerili. Ehil. Üstat. Becerikli.

Identity element : Etkisiz eleman. Etkisiz öğe. Özdeşlik elemanı. Özdeşlik öğesi. Birim eleman. Birim öğe.

Authority : Hak. Hüküm. Yetkili. Yetke. Nüfuz. İtibar. Otorite. Yetki. Bir bireyin, bir görüşler dizgesinin ya da bir örgütün, kimi nitelikleri taşımaktan ya da kimi orunlarda bulunarak belli hizmetleri yerine getirmekten doğan ve genel olarak tanınan etkisi. Yetki belgesi.

Operator synonyms : causal agency, locomotive engineer, causal agent, company operator, telephone operator, surgeons, mechanist, machine operator, speculator, things, occupations, techie, mechanic, engrossers, handles, engine driver, linear operator, telegraphist, booth man, power station, scalper, engrosser, power plant, applicator, fiend, implementer, bulling, oper, consultant, driven, keeper, jockey, powerhouse.

Operator zıt anlamlı kelimeler, Operator kelime anlamı

Nondriver : Sürücü olmayan kimse.

Operator ingilizce tanımı, definition of Operator

Operator kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, operates or produces an effect.