Sports türkçesi Sports nedir
Sports ile ilgili cümleler
English: Ali drives a red sports car.
Turkish: Ali kırmızı bir spor araba sürüyor.
English: Ali bought an expensive sports car.
Turkish: Ali pahalı bir spor araba aldı.
English: Ali bought himself a new sports car.
Turkish: Ali kendine yeni bir spor araba aldı.
English: Ali bought his son a sports car.
Turkish: Ali oğluna bir spor araba aldı.
English: Ali cruised down Park Street in his new sports car.
Turkish: Ali yeni spor arabasıyla Park Caddesinde dolaştı.
Sports ingilizcede ne demek, Sports nerede nasıl kullanılır?
Sports activities : Spor etkinlikleri.
Sports and events : Günün spor olaylarını haber biçiminde sunan izlence; spor haberleri izlencesi. Spor izlencesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Sports announcer : Spor spikeri. Spor sunucusu. Spor muhabiri.
Sports arena : Spor sahası.
Sports broadcast : Spor olaylarının canlı yayını. Sportif yayın. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Spor yayını.
Sports club : İçinde spor faaliyetleri gerçekleştirilen kuruluş. Spor kulübü.
Sports broadcaster : Spor muhabiri. Spor sunucusu.
Sports facilities : Spor tesisi. Spor ekipmanları olan tesis. Spor tesisleri.
Sports car : Spor otomobil. Spor araba.
Sports clothes : Spor giyecekleri. Spor karşılaşmaları sırasında giyilen giysi türleri. Spor giysileri.
İngilizce Sports Türkçe anlamı, Sports eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Sports ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Athletic game : Atletik oyun.
Antitype : Olacağı önceden işaret edilen olay. Olacağı önceden ima edilen olay.
Archery : Okçular. Okçuluk.
Color : Çarpıtmak. Rengin üç değişkeninden biri (öbürleri: parlaklık, doyma). karmaşık bir ışığın, ağır çeken dalga uzunluğu, dolayısıyla bu dalga uzunluğuna uygun düşen rengi. herhangi bir rengin; kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve yeniden kırmızı olarak çembersel biçimde sıralanan renklerden birine olan benzerliği. (siyah, beyaz ve gri, renközü bulunmayan ışıklardır). tv. renkli televizyonda, renklilik bilgisini oluşturan öğelerden biri. Renk. Renk değiştirmek. Kızarmak. Boyamak. Boya. Halkbilimin en önemli konularından biri olan, insanlık çapında geniş bir uygulama alanı bulan, her toplumun kendi anlayış, yaşantı, gelenek ve göreneklerine göre doğa, doğaüstü ve kültürel olayları simgeleştirmekte kullanılan doğal oluşum, bk. halkbilim, gelenek, görenek, doğa, simge. Renklendirmek. Yüzü kızarmak.
Games : Spor yarışları. Spor oyunları. Oyunlar.
Cycling : Periyodik işletme. Bisikletle yapılan seyahat. Asılmada, sırtüstü yatışta ya da mum duruşunda, bacaklarla havada yapılan bisiklet sürme alıştırması. Bisiklet devinimi (pedallama). Bisikletçilik. Bisiklete binme.
Colour : Gerçek yüz. Ten rengi. Renk duyumu. Yüzü kızarmak. Renk. Boyamak. Renk vermek. Duyulanmanın niteliğinde, ışığın tayfsal bileşim ayrımlarının doğurabilecekleriyle aynı cinsten olan ayrımları gözlemeyi ve ayırt etmeyi sağlayan, görsel bir duyulanmanın belirtisi, ıralayıcı niteliği. Renk değiştirmek. Etkilemek.
Description : Çeşit. Tür. Betimlenme. Beyan. Tanımlama. Tavsif. Eşkal. Betimleme. Tasvir. Tanım.
Sportiest : Neşeli. Centilmence. Sporsever. Sportmence. Şık. Canlı. Gösterişli.
Form : Oluşturmak. Geliştirmek. Şekillendirmek. Biçim almak. Toplumsal olguların kurucu öğeleri arasındaki iç bağlantı, örgütleniş yöntemi ve etkileşme düzeni. Düzenlemek. Şekil almak. Kurmak. Şekil vermek. Biçim.
Sports synonyms : water sport, funambulism, contact sport, team sport, field sport, outdoor sport, the like, art form, horseback riding, gymnastic exercise, blood sport, racing, sledding, equitation, sporing, aquatics, ilk, gymnastics, sport, sporting, sporty, model, like, gym, style, the likes of, rock climbing, track and field, make, spores, riding, spectator sport, flavour.
Sports zıt anlamlı kelimeler, Sports kelime anlamı
Antitype : Olacağı önceden işaret edilen olay. Olacağı önceden ima edilen olay.
Type : Hurufat. Örnekçe. Ölçün örnek. Daktiloyla yazmak. Yazmak. Türünü saptamak. Kişileştirme işleminde genel olarak ele alınan oyun kişisi. seyirci tarafından özellikleri bilinen ve kavramları getiren derinliği olmayan oyun kişisi. hiçbir ruhsal gelişimi yoktur. davranışlarıyla anlaşılır ve her oyunda aynı yolda hareket eder. örnek : kavuklu, pişekar, pantalone, arlekino, vb. İnsanları genellemesine yansıtan, kendine özgü kişiliği olmayan, daha çok bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi. Matbaa harfi. Çeşit.
Long : Hasret olmak. Hasret kalmak. Can atmak. Özlemini çekmek. Susamak. Arzu etmek. Gözlemek. Özlemek. İstemek. Uzun.

Bu kısımda Sports kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Sports ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Sports anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Sports ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.