Games türkçesi Games nedir

  • Spor.
  • Spor yarışları.
  • Spor oyunları.
  • Oyunlar.

Games ile ilgili cümleler

English: Ali enjoys watching basketball games on TV.
Turkish: Ali televizyonda basketbol maçlarını izlemekten zevk alıyor.

English: Ali was too shy to take part in games with the other boys.
Turkish: Ali diğer çocuklarla oyunlara katılmayacak kadar çok utangaçtır.

English: Ali wondered if Mary had been playing games all afternoon.
Turkish: Ali Mary'nin bütün öğleden sonra oyunlar oynayıp oynamadığını merak ediyordu.

English: Ali likes to watch baseball games on TV.
Turkish: Ali TV'de beyzbol oyunları izlemeyi sever.

English: Ali enjoys watching baseball games on TV with his grandfather.
Turkish: Ali dedesiyle TV'de beyzbol maçları izlemekten hoşlanır.

Games ingilizcede ne demek, Games nerede nasıl kullanılır?

Games master : Spor öğretmeni. Beden eğitimi öğretmeni (erkek).

Games mistress : Beden eğitimi öğretmeni (bayan).

Games of chance : Şans oyunları. Sadece şansa bağlı olan oyunlar.

Games of the olympiad : Olimpiyat oyunları. Yaz mevsiminde her dört yılda bir düzenlenen olimpik oyunlar. Yaz olimpiyat oyunları.

Arcade games : Vur-kır oyun. Eğlence salonu oyunu.

Real time strategy games : Rts. Gerçek zamanlı strateji oyunu. Düşmanı fethetmek veya savunma yapmak için oyuncuların kaynakları toplamak ve birimlerini inşa etmek için sınırlı zamana sahip oldukları bir bilgisayar oyunu türü (ürünleri topla, inşa et, fethet).

 

Party games : Parti oyunu.

Board games : Masa oyunu. Tahta üzerinde oynanan oyunlar. Bir pano üzerinde parçaları hareket ettirerek oynanan oyun. Masa üstü oyunları.

Computer games : Bir bilgisayar programının içine eklenmiş olan oyunlar. Bilgisayar oyunları.

Oliympic games : Olimpiyat oyunları.

İngilizce Games Türkçe anlamı, Games eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Games ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Games mistress : Beden eğitimi öğretmeni (bayan).

School teacher : Öğretmen.

Sports : Sportif. Spor karşılaşması.

Sport : Örnek insan. Sportif. Övünmek. Oynamak. Takılmak. Spor yapmak. Şaka söylemek. Eğlenmek. Gösteriş yapmak.

Plays : Tutmak. Oynamak. Çalmak (müzik terimi). Canlandırmak (tiyatro terimi). Numarası yapmak. Rol almak. Turneye çıkmak. Hareket etmek. Bahis yapmak. Kımıldamak.

Spores : Kaynak. Köken.

Sported : Oynamak. Takılmak. Sportif. Övünmek. Eğlenmek. Örnek insan. Spor yapmak. Şaka söylemek. Gösteriş yapmak.

Athletic : Atletizmle, atletle ilgili; atlete yaraşır. Atletizmle ilgili. Spora özgü. Sporcu. Atletik yapıya sahip olan. Sportif. Bedence güçlü. Atletizmli ilgili.

 

Spore : Bitkilerin ya da bir hücreli hayvanların çok özelleşmiş olan ve hayatın devamını sağlayan üreme yeteneğindeki hücreleri. Mantarlarda, bazı bitkilerde ve protozoonlarda görülen, genellikle tek hücreli, küçük, dayanıklı, eşeysiz üreme cisimciği. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kaynak. Köken. Çiçeksiz bitkilerde, mantar ve protozoonlarda tek hücreli, aseksüel olarak yeni bireyler oluşturabilen, küçük, tek hücreli üreme cisimciği veya birimi. kötü çevre koşullarına uyum sağlamış olan, dirençli bakteri hücresi.

Games synonyms : sporing, games master, gym, sporting, schoolteacher.