Spriest türkçesi Spriest nedir

Spriest ingilizcede ne demek, Spriest nerede nasıl kullanılır?

Sprier : Çevik. Canlı. Açıkgöz. Dinç. Faal. Hareketli.

Sprig : Budamak. Ufacık dal parçası. Filizcik. İnce dal. Başsız çivi çakmak. Başsız çivi. Bahar dalı. Filiz. Fışkın. Delikanlı.

Sprigged : Küçük kıvrımlara bezenmiş. Küçük dallarla süslenmiş.

Spriggy : İnce dallı. Küçük dalları olan. İnce dalları olan. İnce dallarla dolu.

Sprightlier : Neşeli biçimde. Neşe. Neşeyle. Neşeli. Şen. Şen şakrak. Hareketli. Canlı. Hayat dolu.

Sprigs : Bahar dalı. Ufacık dal parçası. Başsız çivi çakmak. Delikanlı. Başsız çivi. Filizcik. Filiz. Fışkın. Budamak. İnce dal.

Spring bearing : Yaylı yatak.

Spring balance : Kantar. Yaylı tartaç. Yaylı kantar. Bir yayın ucuna asılmış bir nesnenin ağırlığını, bir ileyicinin konumu, ile gösterecek biçimde bölümlenmiş aygıt. Yaylı terazi.

Sprightliest : Şen. Neşe. Hareketli. Neşeli biçimde. Şen şakrak. Neşeli. Hayat dolu. Canlı. Neşeyle.

Sprightliness : Canlılık. Neşe.

İngilizce Spriest Türkçe anlamı, Spriest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spriest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dapper : Şık ve hareketli. Atak. Düzgün giyimli. Tetik. İki dirhem bir çekirdek. Zarif. Şık.

 

Husky : Kısık. Güçlü. Eskimo. Dinç kimse. Kabuklu. Sağlıklı. Kısık (ses). Kabuk gibi. Boğuk.

Fly : Olta sineği. Uçurmak. Dekor çekmek. Ayar dişlisi (saat). Zaman akıp gitmek. Kiralık araba. Jet gibi gitmek. Diptera takımındaki sineklerin genel adı. Uçuş.

Freshest : Zinde. Temiz. Körpe. Hayat dolu. Serin. Giyilmemiş. Taze. Arsız.

Confessor : Tehlike karşısında dinini inkar eden kimse. Günah çıkartan papaz. Günah çıkaran papaz. İtirafçı.

Wave train : Titreşen bir cismin bir ortam içine saldığı ardışık dalga dizisi. Dalga katarı.

Chain : Çatıyı gergin tutmada kullanılan ağırlık. sahnede bir şeyi gergin tutmak için kullanılan ağırlık gereci. tiyatro konuşmasında ünsüz harflerin ortaya çıkmasıyla organların tembelliğinden doğan durum. Elini kolunu bağlamak. Silsile (dağ). Sünger av aracı olan kankavada dingilin dayanıklılığını artırmak için kurşun yakanın tamamen arkaya dönerek görevini yapamaz hale gelmesini engellemek ve sistemi vinç teline bağlamada kullanılan beş adet zincir. Zincir. Ziya zinciri. Dizi. Ağırlık. Ölçme zinciri. Zincire vurmak.

Huskies : Kapı gibi. Eskimo köpeği. Boğuk. Kısık (ses). Eskimo. Güçlü. (ses) kısık. Kabuk gibi. Dinç kimse.

Above ground : Yerüstünde. Yer yüzeyinden yukarda. Açıkça. Açıkçası. Yer üstü. Yaşayan. Toprağın üzerinde. Yeryüzünde. Yerden bitip yükselerek.

Cannier : Akıllı. Tutumlu. İdareli. Becerikli. Kurnaz. Tedbirli. Sessiz. Uyanık. Sakin.

Spriest synonyms : pontifex, monsignor, electromotive series, stations of the cross, man of the cloth, high priest, holy order, electrochemical series, lanthanide series, helium group, domestic prelate, patterned advance, train, busier, astute, course, reverend, dynamic, acute, brisking, acutes, order, heartiest, line, fleet, animate, canniest, alert, humming, ordering, blizzard, sequence, concatenation.

 

Spriest zıt anlamlı kelimeler, Spriest kelime anlamı

Layman : Ruhani sınıftan olmayan kimse. Bir mesleğin yabancısı. Avukatlık mesleğine mensup olmayanlar. Meslekten olmayan kimse. Laik kimse. Ruhban sınıfından olmayan kimse. Hukukçu olmayan kimseler. Laik. Rahip olmayan kimse. Meslekten olmayan.

Spriest antonyms : unconnectedness.