Chain türkçesi Chain nedir

  • Tiyatro alanında kullanılır.
  • Dizi.
  • Ağırlık.
  • Zincir takmak.
  • Ölçme zinciri ile ölçmek.
  • Boyunduruk.
  • Dekor zinciri.
  • Ziya zinciri.
  • Ölçme zinciri.
  • Kümeölçüm çözümlemesinde küme üyeleri arasında beliren tek uçlu çekim bağı.
  • Sınırlama.
  • Silsile.
  • Kayıt altına almak.
  • Zincir.
  • Silsile (dağ).
  • Elini kolunu bağlamak.
  • Sünger av aracı olan kankavada dingilin dayanıklılığını artırmak için kurşun yakanın tamamen arkaya dönerek görevini yapamaz hale gelmesini engellemek ve sistemi vinç teline bağlamada kullanılan beş adet zincir.
  • Halkalık.
  • Çatıyı gergin tutmada kullanılan ağırlık. sahnede bir şeyi gergin tutmak için kullanılan ağırlık gereci. tiyatro konuşmasında ünsüz harflerin ortaya çıkmasıyla organların tembelliğinden doğan durum.
  • Zincirle bağlamak.
  • Zincire vurmak.
  • Zincirlemek.
  • Dekoru tutmaya yarayan zincir.

Chain ile ilgili cümleler

English: A chain is only as strong as its weakest link.
Turkish: Bir zincir ancak en zayıf halkası kadar kuvvetlidir.

English: Ali pulled the chain on the closet light.
Turkish: Ali tuvalet ışık zincirini çekti.

English: George put a chain on the dog.
Turkish: George köpeğine bir zincir taktı.

English: A chain is made up of many links.
Turkish: Bir zincir birçok bağlantıdan oluşur.

English: Do you know how to use this kind of chain saw?
Turkish: Bu tür zincirli testere kullanmayı biliyor musun?

 

Chain ingilizcede ne demek, Chain nerede nasıl kullanılır?

Chain adjusting screw : Zincir ayar vidası.

Chain and bucket : Kovalı zincir.

Chain and buckets : Kovalı zincir.

Chain armor : Zincirden örülmüş zırh. Zincir zırh.

Chain armour : Zincir zırh. Zincir zırhı.

Chain cable : Zincir gomina.

Chain banking : En az üç veya daha fazla birbirinden bağımsız bankanın denetiminin her birinin hisse senetleri çoğunluğuna sahip tek bir kişi veya birkaç kişinin elinde bulunduğu bankacılık sistemi. Grup bankacılığı. Zincirleme bankacılık. Çok şubeli bankacılık.

Chain bolt : Zincir kilit cıvatası. Zincir kilit civatası.

Chain case : Zincir kutusu. Zincir mahfazası.

Chain belt : Transmisyon zinciri. Zincir kayışı. Tel kayış. Zincirli bant.

İngilizce Chain Türkçe anlamı, Chain eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Chain ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dower : Kabiliyet. Başlık. İstidat. Drahoma. Drahoma vermek. Çeyiz. Yetenek. Dul kadına kocasının mülkünden düşen pay. Vergi.

Enchain : Zincire vurma. Zincir ile bağlamak. Meftun etmek. Kendine bağlamak.

Abstractionism : Abstraksiyonizm. Soyutçuluk. Sanatta soyut ifade etme teorisi. Soyutlama. Xx. yüzyılın başında çıkan ve sanatta konunun yalnız genel ve soyut biçimini hatırlatacak anlatış araçları kullanan öncü akım. (bk. saltçılık.).

Pilloried : Boyundurukla sergilemek. Elaleme rezil etmek. Rezil etmek. Boyundurukla teşhir etme. Sergi direği. Teşhir direği. Dillere düşürmek.

 

Abstract theatre : Olay dizisini ve oyunculuk anlayışını gerçekçilik erklerinden ve alışılagelmiş mantık dizgesinden soyutlamak amacını güden tiyatro. iç dünyayı gerçek olarak aldığından, oyun kişileri ve bunların konuşmaları anlamsal ve biçimsel açıdan bozularak karikatürleştirilir. Önce resim sanatında kullanılan "soyut" terimi daha sonra, biraz değişik anlamda tiyatroya girmiştir. olaylar dizisini ve oyuncu türünü gerçekçilik erklerinden ve alışılagelmiş mantık düzeninden kurtarmak amacını güden, bir bütünlüğü olan tiyatro türü. iç dünyayı gerçek olarak alır. konuşmalar ve oyun kişileri biçimsel ve anlamsal yoldan bozulur (deforme edilir), karikatürleştirilir. Soyut tiyatro.

Genealogy : Aile kütüğü. Soy. Şecere. Aile tarihçesi. Tarihte ailelerin, soyların kökenlerini, atalardan torunlara dek sıralanışlarını ve akrabalık ilişkilerini inceleyen bilim dalı. Soy araştırması. Aile şeceresi. Soykütük. Soy kütüğü.

Act drop : Çerçeve sahneli tiyatroda, bir bölümün başladığını ya da bittiğini belirten perde. genellikle bu sahnenin kumaş perdesidir; ancak bu amaçla başka bir perde de kullanılabilir. örnek : (epik tiyatro'nun yarım perdesi gibi. Sahneyi seyircilerden ayıran büyük tiyatro perdesi. Çerçeve sahneli tiyatroda oyun yerini seyircinin görüşüne açan ve kapayan, büyük perde. Bölüm perdesi. Önperde. Oyun perdesi.

Headlocks : Güreşte boyunduruk. Boyunduruk (güreş). Kafadan tutuş.

Circumscribing : Sınırlamak. Kısıtlama. Etrafını çizme. Etrafını çizmek. Kısıtlamak. Çemberlemek. Çemberleme. Daire içine alma. Daire içine almak.

After piece : Asıl oyunun sonunda, ona bağlı olmayan bir gösteri ya da oyun. Asıl oyunun sonunda, oyuna bağlı olmadan oynanan kısa oyun. Ek oyun. Art oyun. Rönesans döneminde ingiltere'de asal oyuna ek olarak oynanan ve genellikle güldürücü olan kısa yapıt.

Chain synonyms : chemical chain, open chain, array, long chain molecule, long chain, hogtying, oppression, bit, half nelson, building block, dullness, evolvement, adaptability, pillory, geneal, cycles, crowfoot, brunt, irons, range, constraint, hogties, ring, acting style, delimitations, astriction, lineage, catenating, catenulate, daisy chain, alley theme, concatenates, hogtied.

Chain zıt anlamlı kelimeler, Chain kelime anlamı

Closed chain : Kapalı zincir.

Disarrange : Dağınıklık. Dağıtmak. Karıştırmak. Düzeni bozmak. Bozmak. Düzenini bozmak.

Chain antonyms : open chain.

Chain ingilizce tanımı, definition of Chain

Chain kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To fasten or bind securely, as with a chain. A series of links or rings, usually of metal, connected, or fitted into one another, used for various purposes, as of support, of restraint, of ornament, of the exertion and transmission of mechanical power, etc. To fasten, bind, or connect with a chain. As, to chain a bulldog.