Dower türkçesi Dower nedir

Dower ile ilgili cümleler

English: Ali's only been a widower for six months.
Turkish: Ali altı aydır sadece bir dul.

English: A man whose wife is dead is called a widower.
Turkish: Eşi ölmüş bir adama dul denir.

English: Ali is a widower.
Turkish: Ali bir dul.

Dower ingilizcede ne demek, Dower nerede nasıl kullanılır?

Dower chest : Çeyiz sandığı.

Dowered : Yetenek. Vergi. Dul kadına kocasının mülkünden düşen pay. İstidat. Çeyiz vermek. Başlık. Drahoma vermek. Drahoma. Yetenek vermek. Çeyiz.

Doweries : Çeyiz. Yetenek. Allah vergisi. Drahoma. Bir kadının kendisiyle birlikte damada getirdiği para veya mülk.

Dowering : Drahoma. İstidat. Dul kadına kocasının mülkünden düşen pay. Vergi. Drahoma vermek. Yetenek vermek. Çeyiz. Yetenek. Başlık. Çeyiz vermek.

Dowerless : Yeteneksiz. Çeyizsiz. Çeyizi olmayan.

Foreshadower : Kehanette bulunan kimse. Geleceği söyleyen kimse. Önceden belirten veya işaret eden kimse. Gaipten haber veren kimse.

Shadowers : Deniz izleme birimi. Takipçi. Kovalayan kimse. Davacı. Gizlice takip eden kimse.

Endowers : Veren veya bağışlayan kimse. Katkıda bulunan kimse. Donatan. Hayırsever. İştirakçi. Vakfeden. Bahşeden. İhsan eyleyen. Bir hayır kurumu vb için gelir sağlayan. Bağış yapan kimse.

 

Widowered : Karısının ölümüyle dul bırakılmış. Dul kalmış. Dul bırakılmış.

Shadower : Deniz izleme birimi. Takipçi. Kovalayan kimse. Davacı. Gizlice takip eden kimse.

İngilizce Dower Türkçe anlamı, Dower eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dower ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Coiffures : Saç stili. Saç tuvaleti. Saç biçimi. Saç modeli. Kuaförlük.

Capableness : Muktedir olma. Ehliyet. Potansiyel. Yeteneklilik.

Burdensomeness : Kasvet. Acıklı olma durumu. Problem veya külfet olma durumu. Terslik.

Competence : Biyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Liyakat. Geçinip gidecek kadar gelir. Gözlemcinin kişilik özellikleri ve deneyimle kazandığı, gözlem sürecinde başarısını belirleyen bilgi ve beceri düzeyi. Kifayet. Ustalık. Hak. Akarsuyun sürükleme gücü. Yetki.

Avoirdupois : İngiliz ve amerikan ağırlık ölçü sistemi. Tartı usulü. İngiliz ve amerikan ağırlık jüyesi. İngiliz tartı sistemi.

Imposition : Bir görüş ya da düşünceyi benimsetmeye çalışma; bir nesneye yargı ya da değer yükleme. Usandırma. Haksız talep. Ceza. Vergiyi gerçekleştirme. İstenmeyen misafir. Zorla kabul ettirme. Yükleme. Verginin belirtilmesi yasalarında gösterilen dayanaklar ve oranlar üzerinden vergi örgütünce sayışımlanarak bu alacağın niceliği bakımından belirli bir duruma getirilmesi işlemi.

Aptitude : Meyil. Eğilim. Yatkınlık. Bir öğrenim ve yetiştirme süreci sonunda bireyin varabileceği gelişme düzeyini belirleyen doğal yeti. Anıklık. Uygunluk. Doğuştan yetenek. Doğal yetenek.

 

Dullness : Durgunluk. Kesat. Sersemlik. Can sıkıntıs. Körlük. İdraksizlik. Matlık. Sönüklük. Donukluk.

Bit : Kısa süre. İkili sayamak. Keski. Eksik etek. Önemsiz. Parça. Delgi. Kırıntı. Bozuk para. Metal veya kauçuktan yapılmış ve at yarışlarında atların ağırlıklarını dengelemek için kullanılan cisim.

Adequacy : Yeterlilik. Ehliyet. Yeterlik. İstihkak. Uygunluk. Bir örneğin, yansıttığı ayrıtların süreğen olduğu yolunda güven verecek sayısal büyüklükte olması. Kifayet.

Dower synonyms : estate for life, life estate, endow, dowering, ability, dowered, brunt, bents, benting, impositions, assessments, cessing, cap nut, brid price, duty, adequacies, movement, artistries, apanage, caption, portioning, assessment, dos, duties, artistry, capability, portion, benefice, chain, bonnets, burden, bottom drawer, captions.

Dower ingilizce tanımı, definition of Dower

Dower kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : That with which one is gifted or endowed. Gift. Endowment.