Boyunduruk nedir, Boyunduruk ne demek

  • Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember.
  • Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret
  • Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu.
  • Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento.
  • Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm.

"Boyunduruk" ile ilgili cümle

  • "Şark milletleri, zalimlerin boyunduruğu altında, uzun zamandan beri cehaletin karanlığına çömelerek yaşadılar." - P. Safa

Yerel Türkçe anlamı:

Öküzlerin boyunlarına takılıp birlikte çalışmayı sağlayan aygıt

Gömlek yakası.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

«U» biçiminde olan, ışıldağın yanlarındaki kelebek vidalara tutturulmuş, ışıldağın sağa, sola ve aşağı yukarı hareket etmesini sağlayan askı bağlantısı.

Güreş terimi olarak anlamı:

Karşı güreşçinin başını koltuk altına alıp boynuna kolu dolama biçiminde yapılmış olan güreş oyunu.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Mimarlık) Kapı ya da pencere gibi açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş ya da beton kiriş.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember.

 

Pastırmalık etlerin dinlendirildiği kuzey tarafı açık, diğer üç yanı ve üstü kapalı olan özel bölüm, sundurma.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Nal çakılan öküzlerin ayaklarını bağlamakta kullanılan ağaç parçası. (*Senirkent -Isparta) [bondüruk] : (*Mudurnu -Bolu)

Çatıyı enlemesine kat eden ağaçlar. (*Yalvaç -Isparta)

[borunduruk, bondüruk, boyunsalık]

Kağnı, araba, saban, pulluk, döğen çekebilmeleri için hayvanların boyunlarına takılan tahta çatal. (Akçaşar, Yukarıkaşıkara *Yalvaç, Mamatlar *Eğridir, Ortayası *Senirkent -Isparta; Kösten -Denizli; *Kemalpaşa -İzmir; *Ağın -Elâzığ; Yurtbeyi *Çankaya, Meyvebükü *Güdül -Ankara; Yenikent, Gücünkaya, *Aksaray, Beyağıl *Ulukışla -Niğde; Doğanbey, Üzümlü, Yenidoğan *Beyşehir -Konya; Gürmedere *Fethiye -Muğla) [bonduruk] : (Oluklu *Kağızman -Kars) [boyunsalık] : (Kavalca *Bozüyük -Bilecik)

Çatının en üstündeki uzun, tek ağaç. (Yukarıtırtar *Yalvaç -Isparta)

Bilimsel terim anlamı:

Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm. (bk. Şek. 3)

İngilizce'de Boyunduruk ne demek? Boyunduruk ingilizcesi nedir?:

yoke, lintel, cross timber

Boyunduruk hakkında bilgiler

Boyunduruk veya nir; arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümesini sağlamak için boyunlarına geçirilen, çoğunlukla m şeklindeki tahta çerçeve. Genellikle boyun üzerine yatay şekilde yerleştirilen bir çubuk ve boynun her iki yanına sarkan çubuklardan (zelve) meydana gelir. Çoğunlukla tek hayvana takılan nal şeklinde boyunduruklar da mevcuttur. Hayvanların boynuzuna takılan boyunduruklara da rastlanır.

Oldukça ilkel bir araç olan boyunduruk antik çağlardan beri bilinmektedir. Atların yaygın olarak arabalara koşulmaya başlanması ve koşumların icadı ile birlikte boyunduruk kullanımı günümüzde oldukça azalmıştır. Bununla birlikte, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, taşımacılık ve tarla işlerinde hâlâ kullanılır.

 

Zelve: Hayvanın boynunun sağ ve solundan aşağı sarkan ve hayvanın boyunduruktan çıkmasını engelleyen dikey çubuklardır.

Ok veya okluk: İki hayvanın ortasından uzunluk ekseninde geçen ve boyunduruğu araca bağlayan uzun tahtadır.

Boyunduruk kısaca anlamı, tanımı:

Araba : Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı. Bu taşıtın aldığı miktarda olan.

Koşul : Şart. Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri.

Hayvan : At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık.

Birlik : Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Bölünmezliği içeren yalın bütün. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması.

Yürüme : Yürümek işi.

Sağlamak : Elde etmek, sahip olmak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak.

Boyun : Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer. Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi.

Boyunduruk altına girmek : Başkasının baskısı altında kalmak.

Boyunduruğa atmak : Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolamak.

Boyunduruğa vurmak : Baskı altına almak.

Boyunduruk parası : Bir mahalleden veya köyden başka yere gelin götürülürken, kaynatanın, gelinin ayrıldığı yerin delikanlılarına verdiği bahşiş.

Boyunduruk yeke : Dümen başına geçirilen özel biçimli tahta parçası.

Baba boyunduruğu : Babaya demir halatı bağlamak veya demir halatın babadan çıkmasını önlemek amacıyla kullanılan güvenlik halatı.

Çift : Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş. Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan. Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler). Küçük maşa veya cımbız.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Tahta, kereste. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan.

Çember : Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak. Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi. Yazma, yemeni, başörtüsü. Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak. Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka. Aşılması, çözümü güç durum. Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri.

Kapı : Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Ev gezmesi için gidilen yer. Devlet dairesi. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Gidere yol açan gereksinim.

Pencere : Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık.

Açıklık : Uzaklık, mesafe. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Açık olma durumu, aleniyet. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh.

Beton : Çimentonun su yardımıyla kum, çakıl vb. maddelerle karışması sonucu oluşan sert, dayanıklı, bağlayıcı yapı malzemesi. Bu malzemeden yapılmış.

Çoğunluk : Sayı üstünlüğü, ekseriyet, azınlık karşıtı.

Zulüm : Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, kıygı, eziyet, cefa.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Zorbalık : Zorbaca davranışta bulunma, müstebitlik.

Baskısı : Başkahraman.

Esaret : Boyunduruk. Hâkimiyet altında bulunma. Kölelik, tutsaklık, esirlik.

Boyunduruk bağı : Kağnılarda kolu ve sabanlarda oku boyunduruğa bağlayan kayış.

Boyunduruk çukuru : Sulcus jugularis'in göğüs önünde birleştiği yerde manubrium sterni'nin yan taraflarında bulunan çukurluk, fossa yugularis.

Boyunduruk hakkı : [Bakınız: kulluk hakkı]

Boyundurukla bastırma : Boyunduruğa alınan güreşçinin üzerine yüklenerek ve başından yere doğru çekerek onu çökertme.

Boyunduruklu yılan : Pullu sürüngenler (Squamata) takımının, su yılanıgiller (Colubridae) familyasından, 95-150 cm kadar uzunlukta, sarı, yeşil renkli, çok çevik, zehirsiz olduğu için zararsız bir tür. Kara yılanı. (Coluber jugularis) Pullu-sürüngenler (Squamata) takımının su-yılanıgiller (Colubridae) familyadan bir sürüngen türü. Uzunluğu 95-150 cm. Sarı-yeşil renktedir. Kok çevik ve yabandır. Zehirsiz olduğu için tehlikesizdir. Avrupa ve Batı Asyada yaşar.

Diğer dillerde Boyunduruk anlamı nedir?

İngilizce'de Boyunduruk ne demek? : n. yoke, chain, lock, oppression, stock; headlock, hold in which a wrestler grasps the head of his opponent (Wrestling)

Fransızca'da Boyunduruk : joug [le]

Almanca'da Boyunduruk : n. Joch, Krawatte

Rusça'da Boyunduruk : n. дуга (F), ярмо (N), иго (N)