Baba boyunduruğu nedir, Baba boyunduruğu ne demek

Baba boyunduruğu; bir denizcilik terimidir.

  • Babaya demir halatı bağlamak veya demir halatın babadan çıkmasını önlemek amacıyla kullanılan güvenlik halatı

Baba boyunduruğu anlamı, kısaca tanımı:

Baba : Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Çocuğu olan erkek, peder. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Çatı merteği. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme.

Boyun : Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.

Demir : Çıpa. Bu elementten yapılmış. Bu elementten yapılmış parça. Güçlü, kuvvetli, sert. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe).

 

Halat : Pamuk, kenevir, Hindistan cevizi gibi bitkisel liflerin veya çelik tellerin sarılmasıyla oluşan kolların bir arada bükülmesiyle elde edilen kalın ip.

Bağlamak : Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Uyulması zorunlu olmak. Anlaşma yapmak. Gönlünü kazanmak. Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Düğümlemek. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak. Geçişi engellemek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak.

Çıkma : Çıkmak işi. Eski, kullanılmış. Çıkmış. Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon. Desteklemek amacıyla verilen para. Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar.

Önlemek : Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak, önüne geçmek. Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olmak.

Güvenlik : Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu, emniyet.