Halat nedir, Halat ne demek

Halat; kökeni rumca dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

Saban.

Tarlaların, bahçelerin çevresine çalı ve ağaçlarla yapılmış olan çit.

Organ: Röntgende insanın içerisindeki halatlar hep görünüyor. 3.Yün ve pamuk liflerini kabartmaya yarayan ve yayına vurularak kullanılan aygıt.

Gelinin kardeşine verilen para veya kıymetli herhangi bir eşya

Yaysız yük arabası.

Araç, parça: Makinenin halatları ne karışık.

Küçük bakır tencere.

Kap kaçak.

Armağan: Bir halat isterim.

Tahıl: Halatsız ev kanatsız kuşa benzer.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Çapı 12 mm’den daha kalın olan, balıkçılıkta da çerçeve yaka ve kuvvetlendirmede kullanılan, telden veya doğal ve sentetik iplerden yapılan, av araçlarında çekme ve donam amacıyla kullanılan ipler.

İngilizce'de Halat ne demek? Halat ingilizcesi nedir?:

rope

Osmanlıca Halat ne demek? Halat Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

is'at makinaları

Halat hakkında bilgiler

Doğal ya da yapay elyafın ya da tellerin bükülmesi ya da şerit biçiminde örülmesi yoluyla elde edilen uzun, esnek ve sağlam ip. Tellerden hazırlanan halat türlerinde çoğunlukla kablo ya da tel halat denir. Halatlarda aranan başlıca özellikler büküldüğünde,burkulduğunda ya da çekildiğinde yapısının bozulmaması ve sağlamlığını korumasıdır. En önemli özelliği ise çekme dayanımıdır.

 

Halatların doku ve yapı özelliklerini belirleyen başıca etkenler yapımlarında kullanılan liflerin ve iplikçiklerin rengi, sertliği, inceliği, dayanıklılığı ve gerilebilirliğidir. Örneğin pamuk halatlar manila ve sisal halatlarına göre daha yumuşak ve daha zayıf ve daha gerilebilirdir. Belirli kalınlıklardaki manila halatları ise kenevir ve jütten yapılmış olan halatlardan daha sağlamdır. En kısa lifler bile eğilerek uzun ve esnek iplik durumuna getirilebildiğinden her türlü elyaftan halat yapmak olanaklıdır.

Sünek metallerden ya da sentetik polimerlerden çekilen tellerden ya da iplikçiklerden yapılmış olan halatlarda, doğal elyaftan yapılmış olan halatlardan farklı olarak her tel ya da iplikçik halat boyunca kesiksiz olarak uzanir. Aynı malzemeden yapılmış olan iki telden kalın olanı incesine göre daha sert olduğundan kalın telden yapılmış olan halatlarda daha sert olur.

Halat ile ilgili Cümleler

  • Helikopter pilotuna aşağıya bir halat göndermesini söyle!
  • Halat baskı altında kırıldı.
  • Ah canım çelik halat mı koptu, kafana düşeydi ya metaller.
  • Halatlardan biri koptuğunda köprü çöktü.
  • Lütfen halatı bırak.
  • Ali bana halatları gösterecek.
  • Bu ne tür bir halat?
  • Bir çekme halatı kullanabiliriz.
  • O bir halat çekti.
  • Halatı tutun.
  • Halatlardan biri kopunca köprü çöktü.

Halat kısaca anlamı, tanımı:

Pamuk : Bu bitkinin işlenmiş biçiminden yapılmış. Bu bitkinin tohumlarının çevresinde oluşmuş ince, yumuşak tellerin adı. Yere serili halı, kilim vb. yaygıların üzerinde oluşan, uçuşabilen toz kümecikleri, hav. Ebegümecigillerden, koza biçimindeki meyvesi üç, dört, beş dilimli olan, sıcak bölgelerde yetişen tarım bitkisi (Gossypium). Bu tellerin işlenmiş biçimi.

 

Kenevir : Kendirgillerden, sapındaki liflerden halat, çuval vb. kaba örgüler yapılan, iki evcikli bir bitki, kendir (Cannabis sativa).

Bükülme : Bükülmek işi.

Kalın : Enli ve gür (kaş). Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Etli, dolgun. Yoğun, akıcılığı az olan. Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Pes (ses). Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık.

Halat çekme : Bir halatı birer ucundan tutan iki tarafın birbirini çekmesiyle yapılmış olan yarışma.

Halat fitili : Özellikle çelik halatların merkezini oluşturan bitkisel halat.

Halat ızgarası : Güvertede halat yığınının hızlı kurumasını, altında su birikmemesini sağlayan tahta ızgara.

Halat tamburu : Halatın sarıldığı silindir biçimindeki araç.

Çelik halat : Çelikten yapılan, asma köprü ayaklarını birbirine bağlayan, trol ağını denizde çekmeye yarayan halat.

Hamhalat : Verimsiz, çorak, kuru. Kaba saba, görgüsüz.

Tel halat : Telden yapılmış olan kalın halat.

Açmaz halatı : Gemilerin limana bağlanması ve sahilden esecek rüzgârla rıhtımdan uzaklaşmaması için baş, kıç çizgisine dikey olarak bağlanan kısa halat.

Baş halatı : Teknenin, başından ileriye doğru verilerek geri gitmesini engelleyen halat.

Çekme halatı : Bozulmuş, kaza yapmış araçları çekmeye yarayan ip, plastik, zincir veya halattan yapılmış alet.

Varagele halatı : İki nokta arasına gerilen ve ulaşımı sağlayan ip.

Hindi : Tavukgillerden, XV. yüzyılda evcilleştirilerek Amerika'dan bütün dünyaya yayılan, boyun ve başı çıplak, parlak, yeşil ve esmer tüylü, kümes hayvanlarının en büyüğü, mısırtavuğu (Meleagris gallopavo). Aptal, şaşkın.

Ceviz : Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen ağaç (Juglans regia). Bu ağacın dışı kabuklu, içi yağlı ve nişastalı yemişi, koz. Bu ağacın kerestesinden yapılmış.

Bitkisel : Bitki ile ilgili, bitki cinsinden olan. Bitkiden elde edilen, nebati.

Çelik : Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Bu alaşımdan yapılmış. Kök salması için yere dikilen dal. Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Kısa kesilmiş dal. Zayıf fakat güçlü (vücut).

Sarılma : Sarılmak işi.

Doğal : Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Yapmacık olmayan. Katıksız, saf. Doğada olan, doğada bulunan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel.

Yapay : Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış veya üretilmiş, yapma, suni, doğal karşıtı. Yapmacık.

Halat arabası : Binilen ya da yük taşınan bir çeşit araba.

Halat biçimli lav : Yüzeyi halat ya da urgan biçiminde olan lav.

Halat teli : Çelik halat yapımında kullanılan, yüksek dayançlı çelik tel.

Halata : Nekahat devresindeki iştahlılık.

Halata tırmanma : Bir noktadan asılı halatta, yardımlı ya da yardımsız , kollarla vücudu çekerek yukarı doğru yer değiştirme.

Halati : Eski, yırtık ayakkabı

Diğer dillerde Halat anlamı nedir?

İngilizce'de Halat ne demek? : [haler] v. haul in, tow; kedge, move a boat by pulling on a rope connected to an anchor (Nautical)

v. suntan, tan, brown

n. hawser, line, rope, lanyard, lap, lashing

Fransızca'da Halat : câble [le], cordage [le], corde [la]

Almanca'da Halat : n. Tau, Warp

Rusça'da Halat : n. трос (M), канат (M), бечева (F)

adj. канатный