Hawsers türkçesi Hawsers nedir

  • Çekme halatı.
  • Kablo.
  • Palamar.
  • Halat.
  • Palamarcı.
  • Geminin demirlemesinde kullanılan kalın yoma halatı.
  • Gemiyi bağlamak için kullanılan halat veya kablo.
  • Yoma.

Hawsers ingilizcede ne demek, Hawsers nerede nasıl kullanılır?

Hawser laid : Yoma. Bükme halat. Halat yoma bükümü.

Tow hawser : Yedek halatı.

Hawser : Kaskanın motora bağlantısını sağlayan farklı kalınlık ve uzunlukta olan ip. Halat. Palamar. Çekme halatı. Gemiyi bağlamak için kullanılan halat veya kablo. Geminin demirlemesinde kullanılan kalın yoma halatı. Yuma ipi. Kablo. Yoma. Palamarcı.

Hawse hole : Palamar gözü. Çapa zincirinin geçtiği delik. Loça deliği. Palamar lombarı.

Hawse : Geminin önü. Palamar gözü. Geminin ön tarafının yan kısımlarında loça deliklerinin bulunduğu yer. Loca. Loça. Loca deliği. Gemi zincir yatağı. Loca ağzı.

Chaws : Yutmadan çiğnemek. Çiğnemek (özellikle tütün).

Heehaws : Anırtı. Anırma. Eşek anırması. Anırmak.

Kickshaws : Çerez. Abur cubur. Ufak tefek süs. Küçük biblo.

Cumshaws : Bahşiş. Armağan. Yapılan bir işe karşılık verilen hediye. Hediye. Şükran.

Hawses : Geminin ön tarafının yan kısımlarında loça deliklerinin bulunduğu yer. Loca. Loca deliği. Loca ağzı. Gemi zincir yatağı. Geminin önü. Palamar gözü. Loça.

 

İngilizce Hawsers Türkçe anlamı, Hawsers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hawsers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Vender : Satıcı. Bkz.vendor. Bayi. İşportacı. Satış makinesi.

Warp : Yanlış yorumlamak. Doğru yoldan sapmak. Eğrilik. Halat yapımında kullanılmak üzere ve çapına göre soğuk çekilerek veya haddelenerek yapılan, kesiti yuvarlak veya başka biçimde ürün. Çarpıtmak. Palamarı çekerek hareket etmek. Eğrilmek. Saptırmak. Çelik tel.

Moorings : Geminin bağlanacağı yer. Fonda. Gemi bağlama yeri. Demirleme yeri. Palamar takımı. Şamandıra.

Leads : Kılavuz. Kurşun. Örnek. Önde olma. Rehberlik. Kurşun levha. Öncülük. Önderlik. İskandil. İlk oynama hakkı (iskambil).

Cheapjack : Salı pazarı. Kalitesiz. Adi. Ucuz mal satan seyyar satıcı. Seyyar satıcı. Ucuzcu.

Hawser laid : Bükme halat. Halat yoma bükümü.

Trafficker : Tacir. Kaçakçı. Satıcı (uyuşturucu vb.).

Chapman : Alabama eyaletinde şehir. Tablacı. Nebraska eyaletinde yerleşim yeri. Boşboşçu. Maine eyaletinde yerleşim yeri. İşportacı. Kansas eyaletinde şehir. Pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri. Seyyar satıcı.

Pedlar : Tablacı. Lafçı. Çerçi. Dedikoducu. Dağıtıcı. Seyyar satıcı. Boşboşçu. Gezginci. İşportacı.

Peddler : Seyyar satıcı. Lafçı. Tablacı. Uyuşturucu satıcısı. Belli bir satış yerinde çalışmayan, tüketicinin bulunduğu yere giderek malını satışa sunan kimse. Dağıtıcı. İşportacı. İşporta işiyle uğraşan kişi. Dedikoducu.

Hawsers synonyms : transmigrante, muffin man, sandboy, tow line, vendor, tow rope, towing rope, dragropes, towrope, flex, pitchman, rope, marketer, cablets, prolonges, packman, lanyards, breastfast, wire, fixture, towing line, cord, wireline, cable, bridles, crier, manila rope, hawser, cablet, drag rope, lashing, cables, moors.