Vender türkçesi Vender nedir

Vender ile ilgili cümleler

English: Nothing grew there besides wild lavender.
Turkish: Orada vahşi lavantanın dışında hiçbir şey yetişmiyordu.

English: This new chair is lavender-blue.
Turkish: Bu yeni koltuk lavanta-mavisi.

English: Lavender is my favorite plant.
Turkish: Lavanta benim gözde bitkimdir.

Vender ingilizcede ne demek, Vender nerede nasıl kullanılır?

Street vender : İşportacı. İşporta işiyle uğraşan kişi.

Venders : Satış makinesi. Bayi. İşportacı. Satıcı.

Lavender : Lavanta (çiçeği). Ballıbabagiller (labiatae) familyasından, çok yıllık, tabanda çalımsı, siyahımsı mor renkli çiçekleri olan, hoş kokulu, batı akdeniz kökenli bir tür. Açık eflatun. Mavi eşlem. Levandel. Eflatun. Lavanta. Lavantaçiçeği.

Lavender bag : Lavanta torbası.

Lavender water : Lavanta.

Sea lavender : Sahil karanfili.

Vend : Satma teklifinde bulunmak. Satmak. Satıcılık yapmak. İşportada satmak. İşportacılık. İşporta işini yapma. İşportacılık yapmak.

Provender : Yiyecek (alay). Yiyecek. Yem. Hayvan yemi.

Lavenders : Lavanta (çiçeği). Eflatun. Lavantaçiçeği. Levandel. Lavanta. Mavi eşlem. Açık eflatun.

Vendettas : Kan davası.

İngilizce Vender Türkçe anlamı, Vender eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Vender ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chapmen : Alabama eyaletinde şehir. Boşboşçu. Tablacı. Kansas eyaletinde şehir. Pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri. Seyyar satıcı. Maine eyaletinde yerleşim yeri. Nebraska eyaletinde yerleşim yeri.

Distributor : Distribütör. Kır koşularında, varış çizgisini geçen atletlere varış sırasına göre sayı veren yargıcı. Dağıtım işiyle uğraşan kimse. Dağıtımcı. Sıralayıcı. Belli bir coğrafi bölgede, imalatçıdan aldığı malları tekrar satan ve imalatçı ile yaptığı sözleşme gereği söz konusu malların dağıtımına ilişkin özel hakları bulunan gerçek veya tüzel kişi. Ana bayii. Ateşleyici. Dağıtaç. Atletizm, bilgisayar, iktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Fruiterer : Meyveci. Meyve satıcısı. Manav.

Merchant : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Alvercilik yapan. Tecimen. Ticaretle iştigal eden kimse. Ticari. Ticaretle uğraşan kişi. Tüccar. Dükkancı. Tecimsel işlerle uğraşan kişi. Tacir.

Packmen : Seyyar satıcı. Tablacı. Boşboşçu. Gezginci esnaf.

Merchandisers : Tacir.

Peddlers : Dağıtıcı. Tablacı. Lafçı. Seyyar satıcı. Çerçi. Dedikoducu. Bohçacı. Uyuşturucu satıcısı.

Concessionaires : İmtiyaz sahibi. Ayrıcalıklı kimse. Temsilci.

Sellers : Güney carolina eyaletinde yerleşim yeri. Satıcılar.

Bargainor : Pazarlık eden. Pazarlıkçı. Pazarlık yapan kimse.

Vender synonyms : underseller, venders, hucksterer, hucksters, vendors, seller, marketeer, subsidiary, monger, merchandiser, ticket agent, caterer, huckster, bagman, clerk, booking clerk, trafficker, dealer, pitchmen, hawker, merchandizer, hawkers, marketeers, mongers, peddler, chapman, selling agent, packman, marketer, cheap jack, retailer, pitchman, concessionaire.

 

Vender ingilizce tanımı, definition of Vender

Vender kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who transfers the exclusive right of possessing a thing, either his own, or that of another as his agent, for a price or pecuniary equivalent. A vendor. One who vends. A seller.