Moorings türkçesi Moorings nedir

Moorings ingilizcede ne demek, Moorings nerede nasıl kullanılır?

Mooring : Demirleme yeri. Demir yeri. Karaya bağlama. Palamar yeri. Demirleme. Demirlenebilecek yer. Gemiyi bağlama. Gemilerin demir atabileceği yer. Bağlama.

Moorish : Mağribi. Fas'a ait. Magribi. Fas.

Castlemilk moorit sheep : Castlemilk moorit koyunu. Castlemilk shetlandkoyunu. Seyrek bulunan, kısa kuyruklu, uzun bacaklı zarif göğüs yapısına sahip açık sarımsı kahverengi veya kırmızı kahverengi yapağı rengi olan, dişilerde arkaya doğru dönük, koçlar da ise spiral biçimde boynuz gözlenen, yapağıları kısa ve sıkı formda olan koyun ırkı, castlemilk shetland koyunu. Castlemilk mooritkoyunu.

Moor cock : Orman horozu.

Moor hen : Su kuşu. Yeşil ayaklı sutavuğu. Orman tavuğu. Sutavuğu. Yeşil ayaklı su tavuğu. Bataklık kuşları (grallae) takımının, su tavuğugiller (rallidae) familyasından, 31 cm kadar uzunlukta, sırtı yeşil kahverengi, ayakları yeşil, avrupa, asya ve afrika'da küçük su birikintilerinin etrafında yaşayan bir tür.

Moorage : Gemi bağlama yeri. Demirleme vergini. Geminin bağlanması. Demir atma. Palamar parası. Demirleme ücreti. Bağlama ücreti. Şamandra ücreti. Palamar ücreti. Şamandıra ücreti.

 

The moor has done his duty : Görevini yapan fakat asla uygun şekilde ödüllendirilmeyen kimse. Moor görevini yaptı.

Moore : Demi moore (demi guines olaral 1962 doğumlu). Bir soyadı. Brian moore (1921-1999). Oklahoma eyaletinde şehir. İdaho eyaletinde şehir. Montana eyaletinde yerleşim yeri. Dudley stuart john moore (1935 doğumlu). İngiliz sinema oyuncusu komedyen ve besteci. İrlanda asıllı romancı. Abd'li film yıldızı.

Moore smith set : Yönlü küme.

Peat moor : Turba bataklığı. Turbiyer. Turbalık.

İngilizce Moorings Türkçe anlamı, Moorings eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Moorings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mooring : Demirlenebilecek yer. Bağlama. Demirleme. Demir yeri. Gemiyi bağlama. Palamar yeri. Karaya bağlama. Gemilerin demir atabileceği yer.

Roads : Dış liman. Liman ağzı. Yollar.

Makefast : İskele babası.

Anchorages : Destek. Güven kaynağı. Demirleme. Dayanak.

Make fast : Sağlamlaştırmak. Sıkıca bağlamak. Sıkıştırmak. Sıkmak. Palamar bağlamak. Sıkı bağlamak. Hızlandırmak. Kilitlemek.

Can buoy : Koni biçiminde işaret şamandırası. Konik şamandra.

Harborage : Barınak. Liman resmi. Sığınak. Gemiler için barınak. Melce. Barınacak yer. Liman vergisi. Korunan yer.

Lashing : Bağlama. Fırça atma. Azarlama. Halat. Kırbaçlama cezası. İp. Azar. Kırbaçlama. Kamçılama.

Pontooning : Ponton. Tombaz. Altı düz kayık. Deniz uçağı. Duba. Yirmi bir.

Buoy : Desteklemek. Cankurtaran simidi. Şamandıra ile işaret koymak. Duba veya şamandıra. Yüzmek. Yükselmek. Su üzerinde tutmak. Yüzdürmek. Su yüzünde tutmak.

Moorings synonyms : mooring line, headfast, slip, pontoon, berth, pontoons, moorage, hawsers, bridles, ballcock, warp, road, hawser, dan, anchorage ground, cablets, float valve, whistle buoy, cablet, cables, water gage, moorages, water gauge, line, moors, anchorage, cable.