Roads türkçesi Roads nedir

Roads ile ilgili cümleler

English: Ali couldn't get to the ski area because the roads were closed.
Turkish: Ali yollar kapalı olduğu için kayak alanına gidemedi.

English: Few roads existed in North America at that time.
Turkish: O zaman Kuzey Amerika'da birkaç tane yol vardı.

English: Country roads aren't as crowded as city roads.
Turkish: Kırsal yolları şehir yolları kadar kalabalık değil.

English: All roads lead to Rome.
Turkish: Her yol Roma'ya çıkar.

English: All roads lead to Elsinore.
Turkish: Bütün yollar Elsinore'a çıkar.

Roads ingilizcede ne demek, Roads nerede nasıl kullanılır?

All roads lead to rome : Her şey aynı yerde son bulur. Bütün yollar roma'ya çıkar. Sonuç olarak tüm yollar aynı yere götürür. Her yol roma'ya çıkar. Tüm yollar roma'ya çıkar. Hepsi aynı kapıya çıkar.

Cross roads : Pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri. İki yolun kesiştiği yer. Kavşak. Bağlantı yeri. Dörtlü dik kavşak. Kesişme.

Drifting roads : Lağım sürme.

Winding roads : Dolambaçlı yol. Dolambaçlı yollar. Dosdoğru gitmeyen ve dolambaçlı olan yollar.

Roadshow : Özellikle pahalı filmlerin ön oynatımında uygulanan bir gösterim yöntemi; önceden yer ayırtmak yoluyla yüksek girimlik ödeyen izleyicilerin yanı sıra, seçkin çağrılılara, gösterilen filmde görev alan sanatçılara da yer verilen gösterim. Tanıtım turu. Tanıtım gezisi. Gala. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Roadsides : Yol kenarındaki. Yolun kenarındaki arazi şeridi. Yol kenarı. Yol boyu.

Roadster : Üstü açık araba. Uzun yol bisikleti. İki kişilik hafif araba. Roadster. İki kişilik hafif otomobil. Binek atı. Bisiklet. Üstü açık çift kişilik spor araba.

Roadshows : Tanıtım gezisi. Tanıtım turu.

At the crossroads : Dönüm noktasında.

Roadsters : Roadster. Üstü açık araba. Üstü açık çift kişilik spor araba. Binek atı. İki kişilik hafif araba. Bisiklet. Uzun yol bisikleti.

İngilizce Roads Türkçe anlamı, Roads eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Roads ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ways : Usul. Gidişat. Civar. Durum. Gelenek. Taraf. Alışkanlıklar. İş alanı. Davranış. Bakım.

Roadsteads : Demir atma yeri. Uman ağzı.

Anchorage : Dayanak. Gemilerin demirleme yeri. Saplamalı bağlama. Demir. Emniyet. Demirleme. Sabitleme. Güven kaynağı.

Road : Şose. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği yer. Maden geçidi. Demirleyecek yer. Uyulan tarz. Uyulan ilke. Karayolu. İnsanların, bir yerden başka bir yere gitmek üzere üzerinden ya da içinden geçtikleri, yerleşim yerlerinin gelişme doğrultusunu yakından etkileyen ve düzentasarlarda önemli bir öge oluşturan yerler.

Mooring : Gemiyi bağlama. Palamar yeri. Demir yeri. Gemilerin demir atabileceği yer. Demirlenebilecek yer. Karaya bağlama. Bağlama. Demirleme.

Harborage : Sığınak. Korunan yer. Gemiler için barınak. Melce. Barınacak yer. Barınak. Liman resmi. Liman vergisi.

 

Moorings : Şamandıra. Geminin bağlanacağı yer. Fonda. Gemi bağlama yeri. Palamar. Palamar takımı.

Outport : Hariç iskele. Şehir dışındaki liman. Dış iskele.

Roadstead : Uğrak. Uman ağzı. Demirleyecek yer. Demir atma yeri.

Anchorages : Güven kaynağı. Dayanak. Demirleme. Destek.

Roads synonyms : routes, anchorage ground.