Structure contours türkçesi Structure contours nedir

  • Yapı eğrileri.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Belli bir katmanın eşit derinlikte olan noktalarını birbirlerine bağlayan ve katmanın herhangi bir doğrultuda durumunu gösteren çizgiler.

Structure contours ingilizcede ne demek, Structure contours nerede nasıl kullanılır?

Structure : Kayaçların ve onların oluşturdukları katmanlarında yerkabuğu içindeki düzeni, durumu. Belli bir dilin bölümlerini birbirine bağlayan ilişkiler bütünü. söz gelişi, türkçenin ses yapısı, seslerin birbiri ile ilişkilerine, şekil yapısı da ek ve köklerin karşılıklı ilişkilerine bağlı bir sistem, bir bütündür. Bütünüyle tasarımlamak. İnşaat. Kayaç kütlelerinin kıvrılma, kırılma gibi biçim değiştirme olayları ve iç itim sonucu birbirleriyle ilgili durumları. Parçaları ve öğeleri arasında yasalılık, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge ya da bütün. Oyun dokusu, işlenişi, çatısı. konunun ana çizgisi. tuluata dayanan tiyatroda senaryo. Yapı. Kuruluş. Duvarlar ya da sütunlar üstüne oturtulmuş bir çatısı bulunan, insanların, hayvanların ve malların barınması ya da başka gereksinmeleri karşılamaları amacıyla yapılmış; bir yapıtasarcılık ürünü.

Contours : Şekil. Dış hatlar. Eşyükselti eğrisi. Çevre.

 

Structure and data : Yapı ve veri.

Structure declaration : Yapı bildirimi.

Structure format : Yapı biçimi.

Structure model : Yapısal model.

İngilizce Structure contours Türkçe anlamı, Structure contours eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Structure contours ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Alkali rocks : Alkali kayaç. Alkali kayaçlar. Öteki bileşenlere oranla, alkalilerin çokluğu gibi ayırt edici bir özellik gösteren ve genel olarak sodyumlu piroksen, sodyumlu amfibol ya da feldspatsıları kapsayan magmatik kayaçlar.

Absolute chronology : Salt çağbilimi. Mutlak kronoloji. Yerbilim oluşlarının yıllarla bekletilmesi.

Adjacent rock : Yantaş. İçine magma ya da madde sokulmuş yan yana bulunan kayaç.

Agricultural geology : Tarım ve toprak konularıyle uğraşan yerbilim dalı. Tarım yerbilimi. Tarımsal jeoloji.

Abyss : Boşluk. Hufre. Varta. Derinlik. Uçurum. Tamu. Dibi olmayan çukur. Cehennem. Yerde bulunan, çok derin ve dipsiz kuyu.

Alcalic fumarole : 100-200 derece sıcaklıkta, nh2 cl, co2, h2s ve h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller. Alkali tüten.

After shock : Artçı sarsıntı. Artçı şok. İlk yeğin depremin ardından gelen ve genel olarak yavaş yavaş yeğnileşen sarsıntı. Artçı deprem (depremden sonra). Art sarsıntı.

Abysal environment : 2000 m.nin altındaki derin deniz dibi ortamı. Derin ova.

Adventive cone : Parazitik koni. İlerleme konisi. Ek koni. İlerleme hunisi. Bir yanardağın yamacında ve eteğinde, çoğunlukla bir yarık üstünde bulunan lav ya da tüf konisi.

Algonkian : Bir prekambriyen sistemi. Alkongien. Kuzey amerika yerlileri tarafından konuşulan dil ailesi. Algonkiyen. Kambriya dönemi katmanlarının altına gelen, içinde tanımlanamayan taşıl kırıntıları bulunan eski bir oluşuk. (kayaçları genel olarak arkeene oranla daha az başkalaşmıştır.).

Structure contours synonyms : absolute age, acrozone, acid fumarole, abrasive power, advance of aglacier, aggregats.