Surfaces türkçesi Surfaces nedir

  • Yüzeyler.
  • Dış görünüş.
  • Yüzey.
  • Kanat (uçak).

Surfaces ile ilgili cümleler

English: Cars with AWD stand out on slippery and wet surfaces.
Turkish: Dört çekerli arabalar kaygan ve ıslak düzeylerde direnebilir.

Surfaces ingilizcede ne demek, Surfaces nerede nasıl kullanılır?

Interdigitation of lateral cell surfaces : Lateral uzantılar. Tek katlı yassı hücrelerin karşılıklı olarak sitoplazma uzantıları göndererek birbirlerine sıkıca bağlanmaları, lateral uzantılar. Yan uzantılar.

Isometric surfaces : Eşölçevli yüzeyler. İzometrik yüzeyler. Eş ölçekli yüzeyler.

Supporting surfaces : Taşıyıcı yüzey. Destek yüzey.

Tangent surfaces : Teğet yüzeyler.

Resurfaces : Yeniden yüzeye çıkmak. Yeniden kaplamak. Yeniden yüzeyde belirmek.

Surface analgesia : Yüzeysel anestezi. Yüzeysel analjezi.

Surface chart : Yüzey çizimi. Yüzey grafiği. Yüzey grafik.

Surface carbon : Yüzey karbonu.

Subsurfaces : Yeraltı. Yüzeyaltı.

Surface active substances : Bir sıvının yüzey gerilimini azaltan deterjan, sürfektan gibi maddeler. tavuk yetiştiriciliğinde özellikle sekiz haftalıktan daha yaşlı piliçlerde büyümeyi hızlandırıcı etkisi dolayısıyla belirli koşullarda yemlere katılmasına izin verilmektedir. Yüzey etkin maddeler.

İngilizce Surfaces Türkçe anlamı, Surfaces eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Surfaces ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Meniscus : Menisk. Üst yüzeyi hilalsi sıvı sütunu. Yarımay şeklinde mercek. Eklem menisküsü. Menüsküs. İçbükey biçim. Sıvı yüzey eğriliği. Menisküs üst yüzeyi hilalsi sıvı sütunu. Ayça.

Artefact : Yapay doku. İlk insanların yaptığı sanat eseri. Yapaylık. İnsan eliyle yapılmış şey. İnsan eliyle yapılan şey. Eser. Özellikle ilk insanların meydana getirdiği sanat eseri. İnsan yapımı. Yapay olgu. Yapı.

Screen : Sürekli olarak bir duvarda asılı duracak ya da gerektiğinde taşınabilecek biçimde yapılan ve göstericiden çıkan görüntüleri yansıtan düz yüzeyli bir eğitim aracı. bk. saydam perde. Taramak (iyiyi kötüden ayırt etmek amacıyla). Perde ile ayırmak. Bir oyuncunun, arkadaşının sayı yapmasını kolaylaştırmak amacı ile, bunu önlemek isteyen karşı takım oyuncusunun hareketini, ona dokunmadan kısıtlaması. Beyazperde. Gergi. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Kalburdan geçirmek. Perde. Gizlemek.

Mitre : Açıölçer. Gönyeburun. Köşe. Şev gönye. Piskoposların giydiği uzun başlık. Piskoposluk tacı. Gönye.

Substrate : Enzimin üzerinde etkili olduğu özel madde. Altlık. Özgen özdeciğinin üstünde belli bir yere oturup, kimyasal değişikliğe uğrayan özdek. Alt madde. Enzimin etkilediği madde, enzim etkisiyle yapısı değişen bileşik. canlıların su içinde tutundukları herhangi bir yüzey. Biyoloji, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Alt katman. Alt yapı. Alt tabaka. Kaplama ana malzemesi.

 

Side : Yan. Taraftar. Yön. İkincil. Cephe. Çalım. Kıvrım kanatları. Yandaki. Kenar. Yanındaki.

Appearances : Görünüm. Kılık kıyafet. Zevahir. Görünüş. Kılık. Ortaya çıkma. Görünme. Belirme.

Face : Karşılamak. Çehre. Görünüş. Sıvamak. Yüzleşmek. Tavır. Bakmak. Kaplama yapmak. Yüz.

Superficies : Üst hakkı. Süperfisi. Satıh.

Sphere : Dünya. Derece. Yüzeyinin her noktası özekten eşit uzaklıkta olan yuvarlak kapalı yüzey. Yerküre. Yuvarlak. Tabaka. Gökkubbe. Yuvar. Sınıf. Küre.

Surfaces synonyms : mobius strip, spandril, horizontal surface, gameboard, interior, flat, fashion, facade, exteriors, appearance, interface, fashions, face value, externals, fins, photosphere, skin, firmament, board, boundary, work surface, artifact, exteriority, bound, bed, planes, facies, outside, vault of heaven, klein bottle, welkin, colour, roof of the mouth.

Surfaces zıt anlamlı kelimeler, Surfaces kelime anlamı

Inside : İçerisine. İç taraf. Gizli. İç taraftaki. İçerisi. İçte. İçeri. İç kısım. Kodeste.

Outside : Dışında. Dışarısı. Dış görünüş. Dışarı. Dış taraf. Dış. Açık havada olan. Dışına. Dış (taraf). Den başka.

Surfaces antonyms : natural object.