Swelters türkçesi Swelters nedir

  • [#terleme ter Terlemek].
  • Yanmak.
  • Sıcak basmak.
  • Çok terlemek.
  • Sıcaktan bunalma.
  • Sıcaktan bayılmak.
  • Terleyerek bunalmak (sıcaktan).
  • Bunalmak.
  • Terleme.
  • Sıcaktan terlemek.
  • Sıcaktan bunalmak.

Swelters ingilizcede ne demek, Swelters nerede nasıl kullanılır?

Swelter : Yanmak. Terleme. Sıcaktan bunalmak. Bunalmak. Sıcaktan terlemek. Sıcak basmak. Çok terleme. Terlemek. Sıcaktan bunalma. Sıcaktan bayılmak.

Sweltered : Sıcak basmak. Sıcaktan terlemek. Terleyerek bunalmak (sıcaktan). Terlemek. Çok terlemek. Sıcaktan bunalmak. Sıcaktan bunalma. Terleme. Yanmak. Bunalmak.

Sweltering : Terleme. Çok sıcak. Sıcaktan bunalan. Aşırı sıcak. Bayıltıcı (sıcak). Bunaltıcı. Cehennem gibi. İnsanı çok terletip bunaltan (sıcaklığıyla). Boğucu (sıcak).

Sweltry : Bunaltıcı. Aşırı sıcak. Bayıltıcı (sıcak). Sıcaktan bunalan.

Swell : Rüzgarla şişmek (yelken). Dolmak (yelken rüzgarla). Eşik. Koltuklarını kabartmak. Gurur duymak. Koltukları kabarmak. Soluğan. Boşalmak (göztaşı vb.). Kabarmak. Gururlandırmak.

Swelled head : Kibirli tip. Kendini beğenmiş.

Swellel : Kemiriciler (rodentia) takımının, yalın dişligiller (aplodontiidae) familyasından, kuzey amerika'da akarsu bulunan yerlerde toplu halde yaşayan bir memeli türü. Yalın dişli.

Swell mob : Şık dolandırıcı. İyi giyimli yankesici.

 

Swell out : Artırmak. Şişmek. Yükseltmek. Şişirmek.

Swell with pride : Koltuğu kabarmak. Koltukları kabarmak. Göğsü kabarmak.

İngilizce Swelters Türkçe anlamı, Swelters eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Swelters ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Construction : İnşa. Yorumlama. Tümce kuruluşu. Kuruluş, yapı. Anlam. Duvarlar ya da sütunlar üstüne oturtulmuş bir çatısı bulunan, insanların, hayvanların ve malların barınması ya da başka gereksinmeleri karşılamaları amacıyla yapılmış; bir yapıtasarcılık ürünü. Çizim. Yapı. İnşaat. İnşa etme.

Exuded : Dışarı çıkmış. Sızdırmak. Dışarı vermek. Terlemiş. Yaymak. Sızmak. Belirtmek. Sızmış. Kaçırmak.

Shanty : Denizcilerin iş yaparken söylediği ritmik şarkı. Kulübe. Gecekondu. Heyamola. Denizcilerin çalışırken söylediği şarkı. Bayındırlık ve yapı kurallarına aykırı olarak, gerçek ya da tüzel, kamusal ve özel kişilerin toprakları üzerine, toprak iyesinin istenç ve bilgisi dışında, onamsız olarak yapılan, barınma gereksinmeleri devletçe ve kent yönetimlerince karşılanamayan yoksul ya da dar gelirli ailelerin yaşadığı barınak türü. Gecekondu mahallesi. Baraka. Denizci şarkısı. Gemici şarkısı.

Perspiring : Terleyen. Terli. Ter dökmek.

Protection : Kütüğe yazımla doğan hakların başkaları eliyle, yasalara aykırı olarak kullanılmasını önleme. Muhafaza. Haraç. Tedbir. Korunma. Himaye. Madencilik, ekonomi alanlarında kullanılır. Koruyucu. Kayırma. Koruma.

Oasis : Çölde genellikle bir su birikintisinin etrafında bulunan verimli arazi. Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır. Çöl yerleşimi. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Çöllerde çok kez yüze çıkan yeraltı sularının yarattığı ve önemi suyun niceliğine bağlı olarak değişen tarım ve yaşam bölgesi. Vaha. Suyun bulunmasıyle, bir çölün ortasında bitek olmuş yer.

 

Cyclone cellar : Siklon sığınağı. Kasırga sığınağı.

Dugout : (ağaç gövdesinden yapılan) kano. Ağaç kütüğünden kayık. Yedek kulübesi. Yeraltı sığınağı. Sığınak. Yer altı sığınağı. Kütükten oyularak yapılmış kayık. Kütükten oyulan kayık.

Broil : Kavrulmak. Kargaşa. Kavga. Çok sıcak olmak. Balık kızartmak. Kaynamak. Et kızartmak. Tartışma. Gürültü. Izgara.

Broils : Gürültü. Kızartmak. Kargaşa. Izgarada kızartmak. Kavrulmak. Kavga. Pişmek. Izgara. Izgara yapmak. Tartışma.

Swelters synonyms : protective cover, bell cote, field hut, pigeon loft, tornado cellar, bell cot, protective covering, storm cellar, loft, hut, exude, feel hot, be ruined, blow, mantelet, haven, begin to grow, stews, canopy, tent, feel suffocated, roost, perspired, kennel, be hot, refuge, stream with perspiration, be on, perspiration, broiled, exudes, exudations, burn.

Swelters zıt anlamlı kelimeler, Swelters kelime anlamı

Orderliness : Dakiklik. Düzen. Çekidüzen. İntizam. Düzenlilik.

Order : Tarikat. Hal. Basamak. Sipariş. Yol. Buyruk. Buyurmak. Öğelerin, belirlenmiş kurallara göre yerleşim durumu. sıra kavramının tersine, her düzen doğrusal olmak zorunda değildir. Sıralamak. Tür.

Insecurity : Zarara uğrama riski. Güvenilmezlik. Emniyetsizlik. Tehlikede olma. Kendine güveni olmama. Sağlam olmama. Adem-i emniyet. Güvensizlik.