Sıkış nedir, Sıkış ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Toplu, tıkız, şişman.

Sıkış ile ilgili Cümleler

  • Sıkıştım.
  • Biz köşeye sıkıştırıldık.
  • “Fikirlerindeki çelişmeyi belirtip adamı kıskıvrak bir kapana sıkıştırır.”
  • Maalesef burada sıkıştık.
  • “Baba dostu bir adam, başı sıkıldıkça Edip Münir ona koşar.”
  • Sıkıştık.
  • Bu dosya sıkıştırıldı.
  • Araba frenleri sıkıştığında neredeyse bir kaza yapıyorduk.
  • Biz trafikte sıkıştık.
  • Ali dilini sıkıştırdı.
  • Beni yoğun programına sıkıştırabilir misin?
  • Sıkıştın mı?
  • Arabada sıkışmış biri var mı?
  • Ali kar fırtınasından dolayı Boston'da sıkıştı.
  • Sıkışmadım.

Sıkış ile ilgili Atasözü veya Deyim

başı sıkılmak (veya sıkışmak) : herhangi bir güçlük karşısında kalmak, bunalmak.

el sıkışmak : pazarlıkta anlaşmak.

kalbi sıkışmak : yüreği sıkışmak.

kapana sıkıştırmak : birini zor durumda bırakmak birini düzenle zor duruma sokmak, işin içinden çıkamaz duruma getirmek.

kediyi sıkıştırırsan üstüne atılır : “senden çekinen, korkan kişi, çok sıkıştırırsan sana karşı gelir” anlamında kullanılan bir söz.

kul sıkışmayınca (veya daralmayınca veya bunalmayınca) hızır yetişmez : “yardım hep en zor anda gelir” anlamında kullanılan bir söz.

kuyruğu kapana kısılmak (veya sıkışmak) : çok zor duruma düşmek.

 

paraya sıkışmak : parasız kalmak, para sıkıntısı içinde olmak.

yüreği sıkışmak (veya tıkanmak) : kalp atışları düzensiz olmak, sıkıntı duymak Mecaz anlamı bir meseleden dolayı aşırı üzülmek.

Sıkış anlamı, kısaca tanımı

Sıkı : Dar. Güçlü ve çabuk, hızlı. Disiplin. İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan. Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan. Zorlu, güçlü ve etkili. Cimri. Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü. Zorlayıcı durum. Yoğun. İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı. Sıkıca, iyice

Bilgi sıkıştırma : Büyük oylumlu veri kümelerinin saklanmasında ya da gönderiminde kullanılan donanım sığalarında savurganlığı önlemek amacıyla, bilginin sayılamalı özelliklerine uygun biçimde tasarlanan en iyi bir düğümleme yöntemiyle oylumunun küçültülmesi. Bilgi kullanılırken, ilgili düğümçözme işlemiyle kaynak veri yeniden elde edilr.

Buharlı sıkıştırma : Tahılların besleyici değerini artırmak amacıyla buharla ısıtılarak yumuşatılması, öğütülüp basınç altında burgulu çelik borudan geçirilmesi.

Dölüt sıkışması : Döl yatağının dölüte küçük gelmesi. Dölütün gelişiminin yavaşlamasına ve yapılış bozukluklarına neden olabilir.

Fiyat sıkıştırması : Dikey olarak birleşen firmaların, aramallar açısından kendilerine bağımlı olan öteki firmaların düşük kâr sağlamalarına ya da zarar etmelerine yol açacak biçimde sattıkları aramallara fiyat koymaları.

 

Hava sıkıştırıcısı : Vernik, boya ve benzerleri gereçlerin işlere püskürtülerek sürülebilmesi için gerekli basınçlı havayı sağlayan araç.

Mekanik sıkışmış aspur küspesi : Aspur tanesinin mekanik sıkma yöntemiyle yağı alındıktan sonra geriye kalan kalıntısının öğütülmesiyle elde edilen bir yan ürün.

Sıkışabilme : Sıkışabilmek işi.

Sıkışabilmek : Sıkışma imkânı veya olasılığı bulunmak. Sıkışma özelliği bulunmak.

Sıkışık doldurma : Özdeciklerin aralarında en az boşluk bırakarak, bir oylumu doldurmaları ile oluşan katı yapı.

Sıkışık varış : Koşucuların, yarışı yarım teker gibi az bir ayrımla sıkışıkça bitirmeleri.

Sıkışım dalgası : Esnek ortamlar içinde oylum ve basınç değişimlerine yol açan boyuna dalga.

Sıkışım esnekliği : Bir cismin basınç etkisi altında oylumca esneklik göstermesi.

Sıkışım gerginliği : Uygulandığı bölgede bir yoğunluk değişimi verecek biçimde yönelmiş, birim yüzeye etkiyen kuvvet.

Sıkışırlık : Özdeklerin basınç etkisiyle oylumlarını azaltma niteliği.

Sıkışırlık çarpanı : Gerçek gazların, düşünsel, gaz denkleminden sapmalarını belirten düzeltme çarpanı.

Sıkışıverme : Sıkışıvermek durumu.

Sıkışıvermek : Çabucak veya ansızın sıkışmak.

Sıkışmazlık : Hacim veya şekilde herhangi bir değişme olmaksızın basınca karşı koyabilme.

Sıkıştırabilme : Sıkıştırabilmek işi.

Sıkıştırabilmek : Sıkıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Sıkıştıraç : Bir akışkan ya da uçunu sıkıştırarak basıncı yükseltilmiş olarak veren aygıt.

Sıkıştırılabilirlik : Maddelerin yüksek basınca gösterdikleri dayanıklılık, direnç.

Sıkıştırılamaz hacim : Gaz kanunlarına göre gazın sıkıştırılamayan hacmi (gaz moleküllerinin toplam hacimleri) yani Van der walls eşitliğindeki b değeri.

Sıkıştırılma katsayısı : Oylumun basınçla değişimini ölçen özgül nicelik.

Sıkıştırılmış eşlem : Sıkıştırmaçla çevrilmiş bir filmin eşlemi.

Sıkıştırılmış gaz : Karbondioksit gibi yakıt gazları silindir şeklinde çelik bir tüpte yüksek basınçta muhafaza edilen gaz.

Sıkıştırılmış levha : Tiyatro dekorunda kullanılan sıkıştırılmış tahta.

Sıkıştırma basıncı : Sıkıştırma işlemi sonucu yanma odası içinde oluşan basınç.

Sıkıştırma bileziği : Yuvgu içerisine tam oturarak yanma odasına sızdırmazlık sağlamak için tokaç kafası çevresine geçirilen esnek, metal bilezik.

Sıkıştırma devinimi : Tokacın alt ölünoktadan üst ölünoktaya giderken, yuvgu içindeki ortamı sıkıştırdığı, dörtevreli çevrimin ikinci evresini oluşturan devinim.

Sıkıştırma etkisi : Plazmanın, içinden elektrik akımı geçirilen hızlı bir magnetik alan etkisiyle sıkıştırılması.

Sıkıştırma katsayısı : Bir sıkıştırmacın, olağan mercekle kullanıldığında bu merceğin yatay açısını kaç katı sıkıştırdığını gösteren sayı.

Sıkıştırma kolu : Sıkıştırma milini çeviren kol.

Sıkıştırma mili : Mengenenin üstçenesini yukarı aşağı hareket ettiren, üzerine kare vida açılmış mil.

Sıkıştırma oranı : Tokaç alt ve üst ölünoktalardayken yuvgu içinde oluşan oylumların oranı. Tokaç alt ölünoktadayken yuvgu içinde oluşturduğu oylumun yanma odası oylumuna oranı.

Sıkıştırmaç : Sıkıştırmayı gerçekleştiren, çok geniş bir alanı, olağan bir çerçeve içine sığdıran mercek çeşidi.

Sıkıştırmaçlı çevirim : Alıcıya sıkıştırmaç takılarak gerçekleştirilen çevirim.

Sıkış tıkış : Çok sıkışık, kalabalık.

Sıkışık : Sıkışmış bir durumda olan.

Sıkışıklık : Sıkışık olma durumu.

Sıkışma : Sıkışmak durumu.

Sıkışmak : Kalabalıktan dolayı birbirine çok yaklaşmak. İki şey arasında kalmak. Yerinden oynamamak. Sıkıntı ve darlık vermek, çarpıntı duymak. Dar bir yere zorla sığmak veya sığdırılmak. Zor bir durumda kalmak. Tuvalet ihtiyacı gelmek.

Sıkıştırıcı : Sıkıştırma işini yapan alet.

Sıkıştırılma : Sıkıştırılmak işi.

Sıkıştırılmak : Sıkıştırma işi yapılmak.

Sıkıştırış : Sıkıştırma işi.

Sıkıştırma : Sıkıştırmak işi.

Sıkıştırmak : Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak, tıkmak. Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak. Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek. Sarkıntılık etmek. Kaçmayacak biçimde çembere almak, kıstırmak. Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak. Ansızın, gizlice ve karşısındakinin isteyip istemediğine bakmadan bir şeyi vermek, tutuşturmak. Zorlamak.

Diğer dillerde Sıkıntılı solunum sendromu anlamı nedir?

İngilizce'de Sıkıntılı solunum sendromu ne demek ? : respiratory distress syndrome