Clinging türkçesi Clinging nedir

Clinging ile ilgili cümleler

English: The boy is clinging to his mother.
Turkish: Çocuk annesine tutunuyor.

English: That child was clinging to his mother.
Turkish: O çocuk annesine sarılıyordu.

English: We are still clinging to the dreams of our youth.
Turkish: Hâlâ gençliğimizin rüyalarına tutunuyoruz.

English: She was clinging to her father.
Turkish: O, babasına sarılıyordu.

English: She was still clinging to the hope that her dog would be found alive.
Turkish: O hâlâ köpeğinin canlı bulunabileceği umuduna tutunuyordu.

Clinging ingilizcede ne demek, Clinging nerede nasıl kullanılır?

Clinging to : Sağlam şekilde tutunma. Bağlanma. -e bağlı.

Clingier : Yapışan. Yapışkan. İlgi meraklısı. Sarılan.

Clingiest : İlgi meraklısı. Yapışan. Sarılan. Yapışkan.

Cling film : Streç film.

Cling like a leech : Sülük gibi yapışmak.

Cling to the text : Metne sadık kalmak.

Cling : Bırakmamak. Bağlı olmak (hatıra vb'ne). Tıngırdamak. Tırmanmak. Sımsıkı tutmak. Sıkıca sarılmak. Sıkı sıkı tutmak. Tutunmak. Sadık kalmak. Bağlanmak.

Clingstone : Etşeftalisi.

Cling to somebody like a bur : Sülük gibi yapışmak.

Clingers : Kene veya sülük (gibi yapışan) ve insanı rahat bırakmayan (kimse veya nesne). Yapışan veya tutunan şey yada kimse.

 

İngilizce Clinging Türkçe anlamı, Clinging eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Clinging ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Updrafts : Havanın yükselmesi. Yukarı yönlü hava akımı. Yukarı çekiş.

Entrainment : Katılım. Sürüklenme. Katılma. Kenetlenme. Karıştırma. Sürükleme.

Scaling : Yükselme. Soyma. Taş tutma. Kefeli taşı ile düşürme. Tufal oluşumu. Pullarını çıkarma. Kireçlenme. Artma.

Climbing : Tırmanıcı. Tırmanan. Kendine özgü araçlarda, vücudu, kollarla yardımlı yardımsız çekerek yukarı doğru yer değiştirme. Çıkma. Dağcılık. Artış.

Crooning : Şarkı mırıldamak. Mırıldanma.

Intonation : Tonlanma. Şive. Seslem. Ses uyumu. Tonlama. Ses tonunun yükselip alçalma şekli. Titremleme. Ses perdesi. Ezgileme işlemi.

Agglutinant : Tutkal. Yapıştıran. Aglutinant. Birbirine yapışan. Aglutinin. Yapışkan madde. Yapıştırıcı.

Acuter : Sivri. Ağır. Dar (açı). Aşırı. Zeki. Güçlü. Şiddetli. Keskin. Açıkgöz.

Solfege : Solfej. Sol-fa tonlarının kullanılmasıyla yapılan şarkı provası (solfej). Skalanın notalarının temsili amacıyla sol-fa tonlarının kullanılması.

Clinging synonyms : musical performance, a capella singing, harmonization, a cappella singing, part singing, close fitting, updraft, narrow, closefitting, compact, firm, chanting, clammiest, dynamic, coarct, escalations, coloratura, firmer, acutes, fastest, fasted, careful, persistent, clammy, clingy, scat singing, constricted, singsong, vocal music, clammier, updraught, closer, ascents.

Clinging zıt anlamlı kelimeler, Clinging kelime anlamı

Dull : Hafifletmek. Ağır. Soluk. Sıkıcı. Duygusuz. Donuk. Mat. Körleşmek. Sersemletmek. Renksiz.

Clinging antonyms : undynamic.