Yapışkan nedir, Yapışkan ne demek

Yapışkan; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Yapışma özelliği olan.
  • Yapıştırıcı
  • Gitmek bilmeyen.

"Yapışkan" ile ilgili cümle

  • "Zamk bir yapışkandır."
  • "Tütün yaprakları sıcakta yapışkan bir su salar." - N. Cumalı
  • "Aynı arabaya binecek kadar pişkin ve yapışkan bir gölge." - Ç. Altan

Yerel Türkçe anlamı:

Zamk.

Ökse otu.

l, 5-2 metre boyunda, kırmızı renkli küçük yuvarlak meyvası olan, dalları nazar için kullanılan bir ağaç.

Uyuşuk, tembel.

Bir çeşit ısırgan otu, Parietaria Officinalis, Urticaceae.

Duvar aralarında biten, yabanıl bir bitki

Arsız, sırnaşık kişi

Sulu tarlalarda yetişen, başağı insana, hayvana yapışan bir ot. 7.bk. yapışak-4.

Fiziksel Kimya alanındaki anlamı:

Değişik bir özdeğe, fiziksel kuvvetlerle tutunup kalabilme özelliğinde olan.

Bilimsel terim anlamı:

Özdekleri, gereçleri birbirine kimyasal ya da fiziksel olarak bağlayan ya da yapıştıran herhangi bir özdek.

fizik, kimya, metalbilim: Bir özdeğe fiziksel kuvvetlerle tutunup kalabilme özelliğinde olan ya da bu özelliği ile iki ayrı özdeği birbirine tutturabilen özdek.

[Bakınız: akışmazlık]

İngilizce'de Yapışkan ne demek? Yapışkan ingilizcesi nedir?:

adhesive

Fransızca'da Yapışkan ne demek?:

adhésif, ve, tenace

Yapışkan anlamı, tanımı:

 

Yapışkan balığı : Başındaki yapışkan bölümle, çeşitli cisimlere tutunarak yaşayan, yaklaşık 1 metre uzunluğunda bir tür balık (Echeneis naucrafes).

Yapışkan otu : Isırgangillerden, duvarlar üzerinde gelişen, yaprakları yapışkan bir bitki (Parietria).

Yapış : Yapma işi.

Yapışkanlık : Bir sıvı veya gaz kütlesinin, içinde bulunan cismin hareketini engelleme özelliği. Yapışkan olma durumu.

Yapışma : Yapışmak işi. Boyanın uygulandığı yüzeye tamamen kuruduktan sonraki tutunma derecesi.

Yapıştırıcı : Yapıştırma özelliği olan, yapıştırmaya yarayan nesne, yapışkan. Filmlerin yapıştırılması işinde kullanılan cihaz.

Bilme : Bilmek işi. Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma. Bilgi edinmenin gaye ve sonucu.

Gitmek : Çıkmak, ulaşmak. Makine, işlemek, çalışmak. Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak. Yapmak. Herhangi bir durumda olmak. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak. Geçmek. Başvurmak, yapmak. Tüketilmek, harcanmak. Bir yerden veya bir işten ayrılmak. Yürümek, yol almak. Yakışmak, yaraşmak. Dayanmak. Satılmak. Sürmek, devam etmek. Bir şey zarar görmüş olmak. Değerlendirmek, saymak, karşılamak. Yok olmak, elden çıkmak. Yeter olmak, yetmek, yetişmek. Götürülmek, gönderilmek. Bir yere doğru yönelmek. Ölmek.

Yapışkan balığıgiller : (Yun. ekheneis: gemi tutan) Balıklar (Pisces) sınıfının, kemikli balıklar (Teleostei) takımının, dikenli yüzgeçliler (Acanthopterygii) alt takımından, birinci sırt yüzgeci başın üzerine yerleşmiş bir tutunma safihası hâlinde bulunan, bununla büyük balıklara ve gemilere tutunarak dolaşan, tropik ve sıcak denizlerde yaşayan bir familya. Kemikli balıklardan, başın üzerine yerleşmiş bir tutunma vantuzuyla büyük balıklara ve gemilere tutunarak dolaşan, tropik ve sıcak denizlerde yaşayan bir familya.

 

Yapışkan disk : Bazı balık türlerinde dorsal yüzgeç veya karın yüzgecin modifikasyonuyla oluşmuş, değişik yüzeylere yapışmak için kullanılan bir organ. Çeşitli malzemelere ve canlılara tutunmak için kullanılan disk biçimindeki yapı.

Yapışkan eriyikli işleme : Kimyasal özdeklerin, yapışkan eriyikler biçiminde duyarkata sürülmesine dayanan ve çeşitli film banyolarına, eriyiklere, kimyasal denetimlere, duyarlıkölçümüne dayanan geleneksel işlemin yerini alan yöntem.

Yapışkan filtre : Hava içindeki kirleri yapışkan bir madde yardımıyla ayıran süzgeç.

Yapışkan orta kulak yangısı : Kulak zarı atalektazisi.

Yapışkan plaklar : Normal hücreler arasında temas olduğu zaman hücrelerin temas yerlerinde 10-20 saniyede teşekkül eden plâk şeklindeki yapı. Plâk altında yarım dakika içinde aktin kapsayan iplikler toplanır, böylece hücrelerin rastgele amöboid hareketlerini de yavaşlatır.

Yapışkan uç : Bazı restriksiyon endonükleazlarının oluşturduğu DNA parçalarındaki her biri diğerinin tamamlayıcısı olduğundan aralarında yeniden hidrojen bağları oluşabilen kısa çıkıntılı tek iplikli dizeler.

Yapışkan yumurtalar : Kabuklarında yumurtanın suya temas etmesiyle aktif duruma geçen yapışkan tabakası bulunan yumurtalar.

Yapışkanbalığıgiller : (Echeneidae), (Yun. ekheneis = gemi tutan), Omurgalı hayvanlardan balıklar (Pisces) sınıfının kemikli-balıklar (Teleostei) takımının dikenliyüzgeçliler (Acanthopterygii) alt-takımına giren bir familyası. Birinci sırt yüzgeci, başın üzerine yerleşmiş bir tutunma safihası halindedir. Bununla büyük balıklara ve gemilere tutunarak dolaşırlar. Tropik ve sıcak denizlerde yaşarlar. Yapışkan balığı (Echeneis naucrates) iyi bilinen türüdür.

Yapışkanotu : (botanik) Toprak üstü kısımları müsilaj, kateşik tanen, alkaloit ve madensel tuzlar içeren, % 1-3 enfüzyon biçiminde yumuşatıcı ve idrar söktürücü olarak kullanılan, ısırganotugiller familyasından bir bitki, duvar fesleğeni.

Yapışkan ile ilgili Cümleler

  • Bu bant yapışkan değil
  • Çocuklar yumuşak ve yapışkan ayıları severler.
  • Ali sümüklü yapışkan maddeyle kaplı.
  • Natto yapışkandır.
  • O çok yapışkan.
  • Bu pirinç yapışkan.

Diğer dillerde Yapışkan anlamı nedir?

İngilizce'de Yapışkan ne demek? : adj. adherent, adhesive, agglutinate, clamant, clammy, clinging, clingy, cohesive, gluey, glutinous, greasy, gummy, like a limpet, mucilaginous, ropy, sticking, sticky, tenacious, viscid, viscous

Fransızca'da Yapışkan : adhésif/ive, poisseux/euse, gluant/e, englué/e, gras/se, tenace, visqueux/euse

Almanca'da Yapışkan : adj. klebrig, klitschig, leimig, pappig, viskos

Rusça'da Yapışkan : adj. липкий, вязкий, клейкий, тягучий, липучий, назойливый, надоедливый, прилипчивый, навязчивый