Tırı nedir, Tırı ne demek
Teknik terim anlamı:
Dokuma tezgahında, dokunan bezin yuvarlak ağaca sarılmasını sağlayan tırtıllı demir parçası. (Yalvaç Isparta).
Tırı ile ilgili Atasözü veya Deyim
(at) tırısa kalkmak : tırıs gitmeye başlamak.
(birine bir şey) vız gelip tırıs gitmek : önemsememek, aldırış etmemek.
tırıs gitmek : koşmaya yakın hızlı yürümek.
Tırı anlamı, tanımı
Tırıh : Sürgün, ishal. Eti yenmeyen hayvanların dışkısı.
Tırıhlamah : Sürgüne yakalanmak. Sürgüne yakalanmak, bağırsak bozulmak.
Tırık tırık : Çok eski.
Tırıka : Şiniğin dörtte biri: Bir tırıka haşhaş bir dönüm yere kâfi gelir.
Tırıklamak : Sürgüne yakalanmak. Haber vermeden almak : Bu ay ondan para tırıklayamadım. Çok zayıflamak. Aşırmak, çalmak.
Tırıklı : Edepsiz, ağzı bozuk. Özürlü, yatık (kumaş için): Tırıklı bir basma almış. Sürgüne yakalanmış kişi.
Tırıl olmak : Sürgüne yakalanmak.
Tırılar : Antalya ili, Demirtaş nahiyesine bağlı bir bölge.
Tırıldak : Zil. Topaç. Fırıldak. Çocuk oyuncağı. (Akbaş Güdül Ankara).
Tırıllık etmek : Boyun eğip yalvarmak.
Tırıltı : Dışkı, pislik.
Tırım : Sık ağaçlı orman.
Tırım tırım etmek : 1.Köşeyi bucağı inceden inceye araştırmak. 2.Tırmalamak.
Tırım toprak : Ekime elverişli olmayan, sert toprak.
Tırın : Genizden konuşan. Gergin : İpi tırın tut. Köy evlerinin yanındaki otsuz, kıyısı çevrili bahçe. Sıkıntılı hava.
Tırına : Alay.
Tırınç : Kuşburnu denilen yabangülü meyvesinden yapılan salça.
Tırındaz : Titiz, temiz, süslü giyinen. İnce davranışlı, duygulu kimse. Temiz.
Tırındı : Kapıların üstüne konulan uzun taş.
Tırıngez : İnce, dar. Titiz, temiz, süslü giyinen.
Tırıngı : Tek başına oynanan bir çeşit oyun. Oyun, oyun havası.
Tırınmak : Silinmek.
Tırıntaz : İnce, kibar.
Tırıp : 1.Çok, bol. 2.Düzgün. Keyfi yerinde olma. Çok, bol, dolu.
Tırıs koşma : Bacakların hareket sırasının çapraz ve daima iki ayak yerdeyken iki ayağın hareket hâlinde olduğu, beden ağırlığını iki bacağın taşıdığı, atların bir koşma şekli.
Tırısa : Hiç durmadan.
Tırısa gelmek : Koşarak gelmek.
Tırısa gitmek : Bir şey bilinmeyen durumda olmak.
Tırısa kalkmak : Sıçrayarak yürümek.
Tırısı gıymak : Uzaklaşmak, gitmek.
Tırısı gitmek : Acele gitmek.
Tırıskı : Dayak, tokat, sopa.
Tırış : 1.Pelte : Erikten tırıs yapınız da yiyelim. 2.Gül pekmezi. 3.Tam olmuş incir. Çiçekbozuğu yüzlü kimse.
Tırışa dönmek : Yaşlılık nedeniyle derisi buruşmak, pelteye dönmek : Tırış Behice, bu defa sahtan tırışa dönmüş.
Tırışık : 1.Buruşuk. 2.Çiçekbozuğu. Buruşuk, kırışık.
Tırışka : İşe yaramaz, yararsız.
Tırışmak : 1.Buruşmak. 2.Yüz ekşitmek. Zayıflamak.
Tırıt : Güçsüz, halsiz kişi.
Tırıtmak : Karşı gelmek, diretmek.
Tırıvırı : Misina ağından çeşitli boyutlarda örülmüş, ucuna kurşun ağırlık takılan av malzemesi.
Tırıvırı ağ : Bir olta ipi ucuna bağlı olarak kullanılan, misinadan yapılmış olması, kolayca kopup yıllarca suda kalabilme özelliği nedeniyle doğal yaşama büyük tehdit oluşturan, oltayla atılabilen her türlü ağ parçası, paraşüt ağ.
Tırız : Yırtmaç, dilmeç : Tırızlı entari.
Tırı vırı : Değersiz, boş.
Tırık : Bir nesnenin art arda iki yere çarpmasından çıkan ince ve kuru ses.
Tırık tırak : Art arda gelen kuru ve hafif bir biçimde ses çıkararak.
Tırıl : Çıplak ve zayıf. Parasız, züğürt.
Tırıllama : Tırıllamak işi.
Tırıllamak : Çıplak veya parasız kalmak.
Tırınk : Sert bir yüzeye çarpan para vb. metal bir nesnenin çıkardığı ses.
Tırıs : Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü.
Tırıs tırıs : Hızlı bir biçimde. Utanmış, mahcup, ezik bir biçimde.
Diğer dillerde Tırfıl zehirlenmesi anlamı nedir?
İngilizce'de Tırfıl zehirlenmesi ne demek ? : trifolium hybridium poisoning


Bu kısımda Tırı nedir? Tırı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Tırı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Tırı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.