Tırıklı nedir, Tırıklı ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Edepsiz, ağzı bozuk.
Özürlü, yatık (kumaş için): Tırıklı bir basma almış.
Sürgüne yakalanmış kişi.
Tırıklı anlamı, tanımı
Tırı : Dokuma tezgahında, dokunan bezin yuvarlak ağaca sarılmasını sağlayan tırtıllı demir parçası. (Yalvaç Isparta)
Tırık : Bir nesnenin art arda iki yere çarpmasından çıkan ince ve kuru ses.
Ağzı bozuk : Küfürbaz.
Edepsiz : Utanılacak işleri sıkılmadan yapan, utanmaz, sıkılmaz, terbiyesiz (kimse).
Özürlü : Özrü olan. Engelli. Kusuru olan, defolu.
Sürgün : Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse. Filiz. İshal. Bir kimsenin sürüldüğü yer. Sürülme işi, nefiy.
Yatık : Dik olmayan, eğik, yatırılmış bir durumda olan. Çevrilmiş, devrik. Zamanla dayanıklılığını yitirmiş. Yayvan su kabı.
Sürgü : Kapının kapanması için arkasına yatay olarak yerleştirilen demir veya ağaç kol, tırkaz, sürme. Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan veya ağaç kütüğünden tarım aracı, tapan. Sıvayı bastırıp düzeltmek için kullanılan büyük mala. Çoğu kez bölümlere ayrılmış bir çubuk üzerinde veya bir cetvelin, bir kumpasın ortasına açılmış bir oluk içinde kayabilen sivri uç veya küçük lama. Hastanın büyük ve küçük abdestini yapabilmesi için altına sürülen kap.
Kumaş : Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma. Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.
Basma : Basmak işi. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. Gübre, tezek. Basılmış, matbu. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. Bu kumaştan yapılan.
Bozuk : Bozulmuş olan. Kızgın, sıkıntılı. Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık.
Yaka : Giysilerin boyna gelen, boynu çeviren bölümü. Giysilerin boyna gelen bölümüne eklenen ve türlü biçimlerde olan parçası. Yapıların saçaklarında, suyun içeriye sızmasını önlemek için kiremidin altıyla oluk arasına konulan metal levha. Sahil. Semt. Yelkenlerin kenar ve köşeleri. Eğik yerey. Kıyı, kenar, taraf.
Yatı : Gidilen yerde geceyi geçirme.
Kişi : Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Eş, koca. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Erkek. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse.
Özür : Bir kusurun hoş görülmesini gerektiren sebep, mazeret. Kusur, defo. Bir kusurun, bir suçun elde olmadan yapıldığını ileri sürme, mazeret. Sakatlık, bozukluk, eksiklik ya da elverişsizlik.
Kuma : Aynı erkekle evli olan kadınların birbirine göre adı, ortak.
İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.
Edep : Toplum töresine uygun davranma. İyi ahlak, incelik, terbiye.
Diğer dillerde Tırfıl zehirlenmesi anlamı nedir?
İngilizce'de Tırfıl zehirlenmesi ne demek ? : trifolium hybridium poisoning

Bu kısımda Tırıklı nedir? Tırıklı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Tırıklı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Tırıklı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.