Kuma nedir, Kuma ne demek

"Kuma" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Orada kimseyi kıskanmamışken bu sonuncu kumasını büyük mesele yaptı." - R. Erduran

Yerel Türkçe anlamı:

Haydi, çabuk anlamında ünlem.

Mercan balığı.

Çatı, dam üstü.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Yazma kenarına boncukla yapılmış olan oya. (*Senirkent -Isparta)

Diğer sözlük anlamları:

Bir erkeğin, nikâhlısı bulunan kadınlardan her birinin ötekine göre adı, ortak, nöker

Kuma kısaca anlamı, tanımı:

Kuma olmak : Evli bir erkekle yasal olmayan bir biçimde birlikte yaşamak, üzerine varmak.

Kumalı : Kuması olan.

Kuman : Kıpçak.

Kumanca : Kıpçakça.

Kumanda : Komuta. Elektronik aygıtları belli bir uzaklıktan yönetmeye yarayan kablosuz alet.

Kumanda etmek : Komut vermek. yönetmek.

Kumanda kolu : Genellikle bilgisayar oyunlarında oyunu yönetebilmek için kullanılan özel bir araç.

Kumanda odası : Bir etkinliğin yönetildiği bölüm.

Kumandan : Komutan.

Kumandan gemisi : Kumandanın komuta ettiği donanma gemisi.

Kumandanlı : Kumandanı olan.

Kumandanlık : Komutanlık.

Kumandansız : Kumandanı olmayan.

Kumandı : Bu boydan olan kimse. Kuzey Altaylarda yaşayan bir Türk boyu.

Kumanya : Sefer durumundaki askerler için hazırlanan yiyecek. Yolculuk için hazırlanan yiyecek, azık.

 

Kumanyacı : Kumanya hazırlayan veya dağıtan kimse.

Kumanyacılık : Kumanyacının yaptığı iş.

Kumar : Ortaya para koyarak oynanan talih oyunu.

Kumar ebesi : Kumar oynatan kimse veya kumarcı.

Kumar oynamak : Olumlu sonuçlanması şüpheli olan bir işe bile bile girişmek. ortaya para koyarak talih oyunu oynamak.

Kumarbaz : Kumara düşkün, sürekli kumar oynayan, kumarcı.

Kumarbazlık : Kumarcı olma durumu, kumarcılık.

Kumarcı : Kumarbaz.

Kumarcılık : Kumarbazlık.

Kumarhane : Kumar oynanan yer, bitirim yeri, bitirimhane.

Kumarhaneci : Kumarhane işleten kimse.

Kumarhanecilik : Kumarhanecinin yaptığı iş.

Kumaş : Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme. Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma.

Kumaş mengenesi : Yeni dokunmuş veya yıkanmış kumaşların ütülenmek amacıyla içinden geçirildiği silindirik alet.

Kumaşçı : Kumaş üreten veya satan kimse.

Kumaşçılık : Kumaşçının yaptığı iş.

Kumasız : Kuması olmayan.

Kumaşlı : Kumaşı olan.

Kumaşlı terzi : Diktiği giysilerin kumaşını da satan terzi.

Kumaşsız : Kumaşı olmayan.

Kumaşsız terzi : Kumaş satmayıp müşteri tarafından getirilen kumaşla giysi diken terzi.

Deve kuşu gibi başını kuma sokmak : Bir tehlike, bir olay karşısında yararlı olmayacağı apaçık ortada olan kaçamak bir yola sapmak. tehlikeyi görmek istememek. başkalarını aldattığını sanarak kendisini aldatmak.

Hint kumaşı : Hindistan'da dokunan ve Batı ülkelerinde ender bulunan ipekli bir kumaş türü.

Üstüne kuma gelmek : Kocası, başka bir kadın almak.

Uzaktan kumanda : Televizyon, müzik seti vb. aletleri, otomobil, oyuncak otomobil vb. araçları belli bir uzaklıktan çalıştırmaya yarayan kablosuz alet. Kişiyi veya grubu dışarıdan yönlendirme.

 

Uzaktan kumanda etmek : Kişiyi veya grubu dışarıdan yönlendirmek.

Aynı : Aralarında ayrım olmayan. Başkası değil, yine o. Eski durumunda kalmış, değişmemiş. Benzer.

Erkek : Koca. Sperma oluşturan organizma. Yetişkin adam, bay, er kişi. Sözüne güvenilir, mert. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı. Sert, kolay bükülmez.

Evli : Herhangi bir sayıda ev bulunan (yer). Evi olan. Evlenmiş olan (kadın veya erkek).

Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Bayan. Hizmetçi bayan. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan.

Ortak : Kuma. Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, müşterek. Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar, partner.

Kuma etmek : Koşmak (çocuk dilinde).

Kumacı : Karnında yavrusu olan at, eşek vb. hayvan

Kumacık : Koyun ve kuzuya dadanan bir sinek.

Kumaçorak : Bartın ilinde, Arıt nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Kumaçukuru : İçel ili, Mut ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Kumak : Delik : Duvarda bîr kumak vardı, tıkadım. Koymak

Kumakertiş : Kertenkele.

Kumalaşmak : Kıskançlık nedeniyle çekişmek, atışmak.

Kuman elması : Ekşimsi bir çeşit elma.

Kumana : Birkaç ailenin ortaklaşa yaptıkları yemekli toplantı.

Kuma ile ilgili Cümleler

  • Ali bir kumarbaz.
  • Kumar oynamaktan vazgeçeceğim.
  • Kumanda arıyordum.
  • Sen kumarhaneye gittin.
  • Kumanda panelinin uzun süreli kullanımdan kaçının. Göz yorgunluğunu önlemek için, oyunun her saati boyunca yaklaşık 15 dakikalık bir mola verin.
  • Kumar borcunu ödemeden kaçtı.
  • Kumar borçları nedeniyle iflas etti.
  • Kumar oynamak ister misin?
  • Büyük bir kumardı.
  • O bir kumarhanede kokteyl garsonu olarak çalıştı.
  • Bu bir kumardı.
  • Ali uzaktan kumandada bir butona bastı.
  • Ben artık kumar oynamıyorum.
  • Kumar oynadığın doğru mu?

Diğer dillerde Kuma anlamı nedir?

İngilizce'de Kuma ne demek? : [Kuma] n. sand, gravel

Almanca'da Kuma : n. Kebse, Nebenfrau