Spouse türkçesi Spouse nedir

  • Koca.
  • Hayat arkadaşı.
  • Kuma.
  • .
  • Karı kocadan her biri.
  • Karı ya da koca.
  • İkişer kişilik gruplarla oynanan oyunlarda ortak oynayan iki kişiden her biri.
  • Koca veya karı.
  • Birlikte yaşayan dişi ve erkek hayvandan her biri.
  • Birbirinin aynı olan veya birbirine çok benzeyen iki şeyden her biri.
  • Karı.

Spouse ile ilgili cümleler

English: My spouse and I were visiting the farmer.
Turkish: Eşim ve ben çiftçiyi ziyaret ediyorduk.

English: Does your spouse attend church with you?
Turkish: Eşiniz sizinle birlikte kiliseye katılır mı?

English: If your spouse is a politician, then likely your name will also appear in the newspaper from time to time.
Turkish: Eşiniz bir politikacı ise, öyleyse muhtemelen sizin adınız da zaman zaman gazetede görünecektir.

English: Kissing one's spouse in public is considered acceptable behavior in some countries.
Turkish: Ulu orta birinin eşini öpmesi, bazı ülkelerde normal bir davranış olarak görülür.

English: If both you and your spouse are coming, please let me know.
Turkish: Hem siz hem de eşiniz geliyorsa, lütfen bana bildirin.

Spouse ingilizcede ne demek, Spouse nerede nasıl kullanılır?

Spouse name : Eşinin adı. Eşinizin adı. Eş adı.

And spouse : Karısını da dahil. Ve eşi. Kocası da dahil.

Spouseless : Eşsiz. Hayat arkadaşsız. Karısız. Kocasız. Bekar.

 

Spouses : Koca. Eş. Karı. Hayat arkadaşı.

Espouse : Nişanlanmak. İle evlenmek. Benimsemek. Başgöz etmek. Bir fikri desteklemek. Kabullenmek. Bir davaya sarılmak. Evlendirmek. Desteklemek. Evlenmek.

Espouser : Kabullenen. Evlenen. Bir dava uğruna mücadele eden kimse. Evlenme sözü veren. Destekleyen. Benimseyen. Evlenen kimse. Bir fikri veya ilkeyi destekleyen kimse.

Espousers : Bir dava uğruna mücadele eden kimse. Destekleyen. Evlenme sözü veren. Evlenen kimse. Bir fikri veya ilkeyi destekleyen kimse. Evlenen. Kabullenen. Benimseyen.

Spousals : Nikah. Evlenme.

Espouses : Kabullenmek. Desteklemek. Nikah masasına oturmak. Bir davaya sarılmak. Nişanlanmak. Benimsemek. Bir fikri desteklemek. Evlenmek. İle evlenmek. Evlendirmek.

Espousals : Benimseme. Nişanlanma. Nikah. Evlenme. Taraftarı olma. Nişanlama. Nişan. Destekleme. Kabullenme. Kabul.

İngilizce Spouse Türkçe anlamı, Spouse eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spouse ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Great : İyi. Hayvani. Büyük. Müthiş. Nefis. Ünlü. Çok iyi. Asil. Mükemmel.

Companions : Bakıcı. Arkadaş. Yoldaş. Kavalye. El kitabı. Güverte merdiveni. Refakatçi. Ahbap. (büyük iskender'in) kraliyet muhafız birliği.

Yokemate : İş arkadaşı. Meslektaş. Koldaş.

Helpmeet : Arkadaş. Can yoldaşı. Yardımcı. Zevce.

Fellers : Arkadaş. Genç adam. Delikanlı. Adam. Şahıs. Sevgili.

Missis : Metres. Hanım. Bayan. Bizimki.

Coequal : Eşit. Müsavi. Akran. Denk. Rütbesi eşit.

Compeer : Emsal. Arkadaş. Akran.

Wife : Bayan. Refika. Kocanın eşi. Kan. Zevce. Hatun. Hanım.

 

Spouse synonyms : monogynist, spousal equivalent, spouse equivalent, domestic partner, fellow wife, alleles, married couple, husbanded, yokefellow, counterpart, bigamist, bedfellow, goodwife, adult, better half, cobbers, feme, hubby, old woman, compeers, dames, mate, honeymooner, husbands, gargantuan, bedfellows, counterparts, huge, comate, yokemates, fellows, bub, momma.

Spouse zıt anlamlı kelimeler, Spouse kelime anlamı

Husband : Efendi. Koca. Zevç. İdareli kullanmak. İdare etmek. Refik. Erkek. Hayat arkadaşı. Gelecek zamana kalması için kullanmamak. Eş.

Wife : Kocanın eşi. Hanım. Hatun. Bayan. Zevce. Refika. Karı. Kan. Eş.

Juvenile : Çocuksu. Genç erkek rolü. Gençlikte olan, gençliğe ait olan. Jön. Delikanlı. Juvenil. Olgunlaşmamış. Yavru. Gençlere özgü. Gençlik.

Spouse ingilizce tanımı, definition of Spouse

Spouse kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A married person, husband or wife. A man or woman engaged or joined in wedlock. To wed. To espouse.