Tırık nedir, Tırık ne demek

  • Bir nesnenin art arda iki yere çarpmasından çıkan ince ve kuru ses

"Tırık" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Kapı tırık diye kapandı."

Yerel Türkçe anlamı:

Sincap.

2.Hastalıklı çocuk.

1.bk.tırıl (I)-

Sürgün, ishal.

Gereken ilgiyi göstermeyen, savsak.

Çok eski.

Eti yenmeyen hayvanların dışkısı

Sedir.

1.bk.tırık tırık. 2.Çürümüş, işe yaramaz.

Zayıf, kansız cansız, sıska

Tırık tanımı, anlamı:

Tırık tırak : Art arda gelen kuru ve hafif bir biçimde ses çıkararak.

Nesne : Öznenin dışında kalan her konu, obje. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.

Arda : Ardıl. Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem. İşaret olarak yere dikilen çubuk.

Çarpma : Çarpmak işi. Dört işlemden biri, çarpmak işlemi, darp. Kuyu çengeli biçiminde beş kollu büyük olta iğnesi. Alaturka müzikte temel notaların arasına sıkıştırılmış ve usulü bozmayan, tek perdelik küçük fazlalık.

İnce : İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Zayıf. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Hafif, gücü az. Ayrıntılı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Taneleri ufak, iri karşıtı.

 

Tırık tırık : Çok eski.

Tırıka : Şiniğin dörtte biri: Bir tırıka haşhaş bir dönüm yere kâfi gelir.

Tırıklamak : Sürgüne yakalanmak. Haber vermeden almak : Bu ay ondan para tırıklayamadım. Çok zayıflamak. Aşırmak, çalmak.

Tırıklı : Edepsiz, ağzı bozuk. Özürlü, yatık (kumaş için) : Tırıklı bir basma almış. Sürgüne yakalanmış (kimse).