Yatı nedir, Yatı ne demek

"Yatı" ile ilgili cümle

  • "Yatıya bekleriz."

Yerel Türkçe anlamı:

Kıyıdan denize uzatılan ve uskumrudan başka balıkları avlamakta kullanılan ağ.

Gece, dağda hayvan yanında yatma.

Köye dışardan gelen konuk.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Dokumada halıyı direkte tutan demir. (Dişkaya *Eşme -Uşak)

Yatı anlamı, tanımı:

Yatıya kalmak : Gidilen yerde geceyi geçirmek.

Gece yatısı : Geceyi bir yerde konuk olarak geçirme.

Yatık : Zamanla dayanıklılığını yitirmiş. Çevrilmiş, devrik. Dik olmayan, eğik, yatırılmış bir durumda olan. Yayvan su kabı.

Yatık çit : Kışı çok soğuk geçen ve çok kar yağan bölgelerde, tellerin kopmasını önlemek üzere, kullanılmadığı zaman çit kazıklarından çıkartılarak yere yayılan ve gerektiği zaman yine çit kazıklarına takılan tel çit.

Yatık doğru : Yatık biçimde çizilen doğru.

Yatık yazı : Eğik yazı.

Yatılı : Geceleri de kalınıp yatılan (okul vb.), leyli. Geceleri de kalıp yatan (öğrenci, konuk), leyli.

Yatılı bölge okulu : Yerleşim yerleri dağınık olan bölgelerde çocuklara eğitim ve öğretim olanağı sağlamak amacıyla belli bir merkezde yatılı ve gündüzlü açılmış olan eğitim kurumu.

Yatılma : Yatılmak işi.

 

Yatılmak : Yatma işi yapılmak.

Yatım : Gemi direklerinin başa veya kıça doğru olan eğimi.

Yatıp kalkıp : Her zaman, hep.

Yatıp kalkmak : Cinsel ilişkide bulunmak. gecelerini geçirmek.

Yatır : Doğaüstü gücü bulunduğuna ve insanlara yardım ettiğine inanılan kimsenin mezarı.

Yatırılma : Yatırılmak işi.

Yatırılmak : Yatırma işi yapılmak.

Yatırım : Bir çıkar veya kazanç sağlamak için yapılmış olan davranış. Millî ekonominin veya bir ticaret kuruluşunun üretim ve hizmet gücünü artırıcı nitelikte olan aktif değerlerine yapılmış olan yeni eklemeler, envestisman. Parayı, gelir getirici, taşınır veya taşınmaz bir mala yatırma, mevduat, plasman. Yatırma işi.

Yatırım bankası : Yatırım finansmanı ve harcamalarını karşılamak üzere kurulan banka.

Yatırım fonu : Tasarruf sahiplerinden katılma belgesi karşılığında toplanan birikimlerden oluşan fonların, sermaye piyasası araçlarında değerlendirilmek üzere bir havuz içerisinde toplanması ve uzmanlar tarafından yönetilmesi temeline dayalı kolektif bir yatırım aracı.

Yatırımcı : Yatırım yapan kimse.

Yatırımcılık : Yatırımcı olma durumu.

Yatırma : Yatırmak işi.

Yatırmak : Eğmek, yatık duruma getirmek. Uyutmak. Bir yiyeceği korumak veya tatlandırmak amacıyla tuz, soğan, yağ vb.nde bir süre bekletmek. Parayı ödemek amacıyla bir kuruluşa vermek, teslim etmek. Parayı, işletmek amacıyla bir yere vermek. Konuk etmek. Düzeltmek, bastırmak, yassıltmak. Bir kimsenin bir yere yatmasını sağlamak. Harcamak. Başarısızlığa uğramasına yol açmak.

Yatış : Yatma işi.

Yatısız : Geceleri yatılmayan. Gündüzlü.

Yatışma : Yatışmak işi.

 

Yatışmak : Yan yana, kucak kucağa yatmak. Ayaklanma, kargaşa sakinleşmek, durulmak. Coşku, sinir, korku vb.nin etkisi azalmak, geçmek, sakinleşmek. Hızı, etkisi azalmak, aşırılığı geçmek.

Yatıştırıcı : Ağrıyı, sızıyı gideren (ilaç), müsekkin, trankilizan. Yatıştırma özelliği olan, yatıştıran, sakinleştiren.

Yatıştırıcılık : Yatıştırıcı olma durumu.

Yatıştırma : Yatıştırmak işi.

Yatıştırmak : Ölçülü, ılımlı, sakin davranmasını sağlamak, sakinleştirmek. Yumuşatmak, razı etmek. Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak.

Aç aç ile yatınca arada dilenci doğar : "karı koca yoksul olursa bunların çocukları da yoksul olur" anlamında kullanılan bir söz.

Bankaya yatırmak : Bankadaki hesabına para koymak, biriktirmek.

Ekipman yatırımı : Bir iş için gereken elemanları yetiştirmek, eğitmek için yapılmış olan yatırım.

Faize yatırmak : Parasını faizle çoğaltmak için bankaya para yatırmak.

Gemiyi yatırmak : Altını temizlemek amacıyla küçük gemileri yan döndürmek.

Masaya yatırmak : Bir konuyu, olayı enine boyuna araştırmak.

Ölü yatırım : Ticarette ve sanayide kâr getirmeyen, geleceği veya pazar imkânı bulunmayan yatırım.

Ortalık yatışmak : Toplum içindeki düzensizlik ve kargaşa sona erip düzenli yaşayış yeniden başlamak.

Para yatırmak : Gerektiğinde almak üzere bir yere para vermek. kazanç elde etmek üzere bir işe para koymak.

Parasız yatılı : Öğrenim giderleri, yatacak yer ve yemeği devletçe karşılanan (öğrenci).

Sanayi yatırımı : Sermayesini sanayi alanında değerlendiren iş kolu.

Sopanın altına yatırmak : Dövmek.

Geçirme : Geçirmek işi.

Yatı avı : Birkaç gece kalınarak yapılan keklik avı.

Yatı kenti : Çok yoğun işleyim kurumlarının bir araya toplandıkları "işleyimleşmiş bölge”lerde, nüfusun büyük bölümünü oluşturan işçilerin çalışma saatleri dışında oturdukları bir uydu kent türü.

Yatık açı : Ölçüsü 90° nin katı olmayan açı.

Yatık biçme : Tabanı yanal yüzlerine dik olmayan biçme.

Yatık çizim : Verileri yataylığına dizilmiş çeşitli uzunluktaki çubuklarla gösteren yalınç çubukçizim. bk. çubukçizim.

Yatık döngesel koni : Ekseni tabanına dik olmayan döngesel koni.

Yatık düğün çiçeği : Ülkemizde yaygın olarak bulunan çiçekleri sarı, beyaz ve kırmızı olan, yağışlı bölge ve iklimlerde yetişen, soğuğa dayanıklı, çok tüketilmesi durumunda taşıdığı acı, ekşi zehirli kalp glikoziti olan ranunkulin nedeniyle koyunlarda titreme, sendeleme ve sancı gözlenen zehirli bir bitki.

Yatık kıvrım : Eksen düzlemi azçok yatay olan devrik kıvrım.

Yatık kıvrım dizisi : Birbirlerinin ekseni üzerine gelmiş yatık kıvrımlar.

Yatık konaç dizgesi : Eksenleri birbirine dik olmayan Dekart konaç dizgesi.

Yatı ile ilgili Cümleler

  • Yatılı ne zaman başlar?
  • Yatırım şimdi ona % 6 kazanç sağlıyor.
  • Yatılı öğrenciler şimdi uzakta tatilde.
  • Yatırım yaptığımda riski göze aldım.
  • O bir yatırım hesabı açtı.
  • Onlardan üçü hastaneye yatırıldı.
  • Yatımı kullanabilirsin.
  • Bu projede kendim için nasıl yatırım yapabilirim?
  • Halasının evinde yatıya kaldı.
  • Yatırım tavsiyesi değildir.
  • Ali şapkasını yana yatırdı.
  • Ali Jackson, zengin iş adamı, projeye yatırım yapmayı kabul etti.
  • Ali yarışın banko atına elli dolar yatırdı.
  • Yatırım firması, değersiz hisse senedi satın alarak müşterilerini aldattı.

Diğer dillerde Yatı anlamı nedir?

İngilizce'de Yatı ne demek? : overnight stay

Rusça'da Yatı : n. ночлег (M), ночевка (F)