Sürgü nedir, Sürgü ne demek
- Kapının kapanması için arkasına yatay olarak yerleştirilen demir veya ağaç kol, tırkaz, sürme.
- Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan veya ağaç kütüğünden tarım aracı, tapan

- Sıvayı bastırıp düzeltmek için kullanılan büyük mala.
- Çoğu kez bölümlere ayrılmış bir çubuk üzerinde veya bir cetvelin, bir kumpasın ortasına açılmış bir oluk içinde kayabilen sivri uç veya küçük lama.
- Hastanın büyük ve küçük abdestini yapabilmesi için altına sürülen kap.
"Sürgü" ile ilgili cümle
- "Ne var ki banyo kapısının sürgüsü tutuk, kilidi de kırık olduğundan, kolu indirerek dışarı çıkmayı başarmıştı her seferinde." - E. Şafak
Yerel Türkçe anlamı:
Kırma av tüfeklerindeki anahtar : Sürgüsüz tüfek tehlikelidir.
İshal.
Derelerde balıkları sürerek yapılmış olan av.
Bağırsak bozukluğu, sürgün.
1.Ekilen tohumu örtmeye ya da tarladaki büyük toprak parçalarını kırıp düzeltmeye yarayan çalılardan yapılmış olan bir araç, ağaç silindir. 2.Tırmık. 3.Harman yaparken otları temizlemek için çalılardan yapılmış olan ve hayvan koşularak çekilen bir çeşit süpürge. 4.Yokuştan inen arabanın arkasına takılarak hızını kesmeye yarayan dallı budaklı ağaç. 5.Fırın süpürmeye yarayan ucunda bez sarılı sopa. 6.Kar küreği.
Kar temizlemek için kullanılan araç.
1.bk. sürgün. 2.Sürgün ilacı, müshil.
Harman yığmaya yarayan araç.
Ağaç filizi.
İçerden kapanan bir çeşit kilit.
Kalın ağaç direk.
Sürülen tarlayı düzenlemeye yarayan araç.
Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:
Panoları birleşik tutmada kullanılan tahta ya da demir lama.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
[sönge, söngü, söngüye, sünge, süngü, süngüye, sürme] :
Harman yerini temizlemek, düzeltmekte kullanılan uzun tahta saplı, üçgen ya da dikdörtgen biçiminde ağzı olan tahta araç. (Kırklareli)
Ucu çaputlu fırın temizleme sopası. (Beyköy *Şarkikaraağaç -Isparta; Darıveren *Acıpayam -Denizli; *Kemalpaşa -İzmir; Gürmedere *Fethiye -Muğla) [sönge] : (Yenice *Gelendost -Isparta; -Amasya) [söngü] : (Akçaşar *Yalvaç -Isparta; *Emet -Kütahya) [söngüye] : (Uşak) [sünge] : (*Mudurnu -Bolu) [süngü] : (Işıklar *Bornova -İzmir) [süngüye] : (Dereyalak, İnönü -Eskişehir)
Kapının içten kapanmasını sağlayan ağaç kol. (Çarıksaray *Şarki karaağaç -Isparta) [sürme] : (Dereyazıcı *Alaca -Çorum)
Diğer sözlük anlamları:
Mala.
Tarlanın, yerin toprağını düzeltecek âlet.
İngilizce'de Sürgü ne demek? Sürgü ingilizcesi nedir?:
cleat
Fransızca'da Sürgü ne demek?:
curseur, ratissoire
Osmanlıca Sürgü ne demek? Sürgü Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
sürgü
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Malatya şehrinde, Sürgü bucağına bağlı bir yer.
Sürgü anlamı, kısaca tanımı:
Sürgü kolu : Tüfeklerde fişek sürüp kovan boşaltan sürgünün elle tutulan kolu.
Sürgüleme : Sürgülemek işi.
Sürgülemek : Sürgü ile bastırarak düzeltmek. Sürgü sürerek kapamak.
Sürgülenme : Sürgülenmek işi.
Sürgülenmek : Sürgülemek işi yapılmak.
Sürgülü : Sürgüsü itilmiş, sürgülenmiş olan. Sürgü kolu olan.
Sürgün : Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse. İshal. Filiz. Sürülme işi, nefiy. Bir kimsenin sürüldüğü yer.
Sürgün avı : Sürek avı.
Sürgün gitmek : Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak, ishal olmak. sürgüne gönderilmek, sürgün cezasına uğramak.
Sürgün vermek : Filizlenmek.
Sürgüne göndermek : Ceza olarak bir yere sürmek.
Kapı : Gidere yol açan gereksinim. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Ev gezmesi için gidilen yer. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Devlet dairesi.
Kapanma : Kapanmak işi.
Yatay : Durgun bir su yüzeyine veya zemine paralel, düşey doğrultusuna dikey olan, ufki.
Demir : Bu elementten yapılmış parça. Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Güçlü, kuvvetli, sert. Çıpa. Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça.
Ağaç : Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Tahta, kereste.
Tırkaz : Kapı mandalı, sürgü.
Sürme : Kapı kanadını içeriden kapama, dolap kapağını yerinde tutma vb. işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen sistem, sürgü. Sürülerek kullanılan. Sürmek işi. Masa ve dolapta küçük çekmece. Kirpik diplerine sürülen siyah boya, sürme, is. Sürme mantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı, rastık.
Sürgü demürü : Duvar delmek için kullanılan demir, murç.
Sürgü dökünüğü : Ormanlık bölgelerde dik yoldan inen yüklü arabaların sürgülerini bıraktıkları düz yer.
Sürgü düzeni : Katları oluşturan oyuncuların bir sürgü gibi kapanıp açılmalarına dayanan oyun biçimi.
Sürgü tahtası : Dövülmüş ekini toplamak ve samanı harman alanında bir yere taşımak için kullanılan tahta.
Sürgü yayma kaması : Sürgüsü iki parçalı vanalarda, parçaları yayarak sızdırmazlık sağlıyan kama. biçimli parça.
Sürgü yolu : Ağaçların sürüklenmesinden oluşan çukur yol.
Sürgüaltı : Tarla dinlenmeye bırakılma, nadas : Tarlayı sürgüaltı yaptım.
Sürgücü : Mardin ili, Sürgücü nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Sürgüç : Eski okullarda yazıları izlemek için çocukların kullandığı mukavva parçası ya da çubuk. Damlardan kar süpürmeye yarayan tahta araç 1.Bulaşık bezi, paçavra. 2.Sacda pişirilen ekmeği yağlamakta kullanılan bez. Kibrit : Sürgücümüz bitmiş. 1.Pis, tembel kadın. 2.Çok gezen kadın. Bulaşık bezi. Elbezi. Toprak testilerin ağzına kapatılan ayrıkotu kökleri. [sürügeç] Saçta pişirilen ekmeğin saça yapışmasını önlemek amacıyla saçın üzerine yağ sürmek için kullanılan bez. (*Ayancık -Sinop) Paspas bezi. (Kovalca *Bozüyük -Bilecik) Bulaşık bezi. (Akbaş *Güdül -Ankara) [sürügeç] : (Dişkaya *Eşme -Uşak) Konya şehri, Çumra ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Tunceli kenti, Dere nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Sürgüçlemek : Ekmeğin yapışmasını önlemek amacıyla saça yağ sürmek. (*Ayancık -Sinop)
Sürgü ile ilgili Cümleler
- Bir gece içinde sürgün edildik.
- Ali John ve Mary'nin içeri girmesi için sürgülü kapıyı açtı.
- O, vatana ihanet suçundan bir adaya sürgün edildi.
- Milattan önce 508 yılında , Atina hükümdarı Kleistenes bir tiran görünümünü önlemek için sürgün kurdu.
- Ben sürgün oldum.
- Ali kapıyı sürgüledi.
- Napolyon, Elba adasında sürgünde yaşadı.
- Sürgünlerin çoğu öldürüldü veya esir alındı .
Diğer dillerde Sürgü anlamı nedir?
İngilizce'de Sürgü ne demek? : n. bolt, cursor, sliding bar, slide, bar, pusher, urinal, chamber pot, bedpan, clack, harrow
Fransızca'da Sürgü : verrou [le], curseur [le], glissière [la]
Almanca'da Sürgü : n. Knagge, Riegel, Schieber, Spatel
Rusça'da Sürgü : n. борона (F), засов (M), затвор (M), каток (M), мастерок (M)

Bu kısımda Sürgü nedir? Sürgü ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sürgü tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sürgü hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.