Edep nedir, Edep ne demek
Edep; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
"Edep" ile ilgili cümle örnekleri
- "Olur şey mi bu, haydi edebinle çık git, çekil karşımdan!" - A. Ş. Hisar
Edep hakkında bilgiler
Edep (Arapça: أدب, adab çoğul. ādāb) Toplum töresine uygun davranma veya İyi ahlak, incelik, terbiye olarak tanımlanır. İslam'da, hayatın her yönünü kapsayan görgü ve ahlak kurallarıdır. Edep, davranış bağlamında, öngörülen İslami görgü kurallarını ifade eder: "incelik, görgü, ahlak, terbiye, nezaket, sevecenlik". Arapça kökenli adab terimi, çok geniş anlamlıdır ve en uygun doğru çeviri "bir şey hakkında uygun şekilde gitmek (davranma)" olabilir.
Edep ile ilgili Cümleler
- Edep başka şey azizim, okumakla öğrenilmiyor.
- Çok edepsizsin.
- O çok edepsiz.
- Onurlu bir insan olmak için edepsizlik etmekten kaçınmalısın.
- O beni her ne zaman görse bana edepsiz bir görüntü verir.
- Ali edepsiz, değil mi?
- Zenciler elinde yüz binlerce Rum tutsağı var; edepsizlik, gayretsizlik de nedir?
- Edep çizgisinden çıkma!
Edep anlamı, tanımı:
Töre : Bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü, âdet. Bir toplumdaki ahlaki davranış biçimleri, adap.
Uygun : Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı.
Davranma : Davranmak işi.
Ahlak : Huylar. Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre.
İncelik : İnce olma durumu. Bir işin herkesçe görülemeyen nitelikleri. İnce davranış gösterme, zarafet, nezaket. Ayrıntı.
Terbiye : Eğitim. Görgü. Hayvanı alıştırma. Araba hayvanlarının dizginleri. Bazı yemeklerin suyunu türlü yollarla koyulaştırma. Eti, pişirmeden önce çeşitli baharatlar, yağ, salça vb. şeyler içinde bir süre bekletme.
Edep etmek : Utanmak, sıkılmak.
Edep yahu : Kötü davranışlarda bulunanlara "utan, edebini takın" anlamında kullanılan bir söz.
Edebi edepsizden öğren : "edepsizin yaptığı işlerin yapılmaması gereken işler olduğunu düşünmekle doğru yolu bulmuş, böylece edebi edepsizden öğrenmiş olursun" anlamında kullanılan bir söz.
Edebini takınmak : Edepli davranmaya başlamak.
Edeptir söylemesi : "affedersiniz, söylemesi ayıptır ama" anlamında kullanılan bir söz.
Edep yeri : İnsanlarda üreme organlarının bulunduğu yer, ut yeri.
Edebikelam : Örtmece.
Edeplenme : Edeplenmek işi.
Edeplenmek : Uslanmak, ince ve terbiyeli olmak.
Edepli : Uslu, ince, iyi ahlaklı, terbiyeli, müeddep. Ahlaka uygun bir biçimde.
Edepli edepli : Uslu olarak, uslu uslu.
Edepsiz : Utanılacak işleri sıkılmadan yapan, utanmaz, sıkılmaz, terbiyesiz (kimse).
Edepsizce : (edepsi'zce) Terbiyesizce, utanmadan, edepsizcesine. Terbiyesiz.
Edepsizcesine : Edepsizce.
Edepsizleşme : Edepsizleşmek işi.
Edepsizleşmek : Terbiyesizleşmek.
Edepsizlik : Utanmazlık, sıkılmazlık, terbiyesizlik, şirretlik.
Toplum : Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet. Topluluk.
Çoğul : Çokluk, teklik karşıtı: Ordular. Geldik.
Tanım : Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtme veya açıklama, tarif.
İslam : Müslümanlık.
Hayat : Yaşamayı sağlayan şartların bütünü. Sundurma. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. Meslek. Canlı, sağ olma durumu. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı. Yazgı. Geçim şartlarının bütünü. Yaşam. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa. Avlu. Balkon.
Görgü : Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik davranışları, terbiye. Bir kimsenin, yaşayarak ve deneyerek elde ettiği birikim, deneyim. Görmüş olma durumu.
Kural : Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke. Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam.
İyi : Esen, sağlıklı. Yeterli, yetecek miktarda olan. Bol, çok, aşırı. Doğru olan. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. Yerinde, uygun. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde.
Edep beklemek : Edebe, usule riayet etmek.
Edep dış atardamarı : Truncus pudendoepigastricus'tan çıkarak erkeklerde penisin ve sıkrotumun, dişilerde vulvanın vaskularizasyonuna katılan atardamar, arterya pudenda eksterna.
Edep iç atardamarı : A. iliaca interna'nın pelvis boşluğunda seyreden son kısmı, arterya pudenda interna.
Edep kemiği : Kalça kemiğinin ön ve alt kısmını oluşturan kemik, çatı kemiği, os pubis.
Edep kemiği gövdesi : Pubis kemiğininn asetabulumun oluşumuna katılan parçası, corpus ossis pubis.
Edeplendirme : Edeplendirmek işi.
Edeplendirmek : Edeplenme işini yaptırmak.
Edepsiz mıh : Uzun ve kalın demir çivi.
Diğer dillerde Edep anlamı nedir?
İngilizce'de Edep ne demek? : n. manners, decency, politeness, decorum
Fransızca'da Edep : décence [la], pudicité [la]
Almanca'da Edep : n. Dekorum
Rusça'da Edep : n. вежливость (F), учтивость (F), приличие (N), стеснительность (F), благопристойность (F), декорум (M)


Bu kısımda Edep nedir? Edep ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Edep tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Edep hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.