Basma nedir, Basma ne demek

  • Basmak işi.
  • Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua.
  • İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun.
  • Gübre, tezek.
  • Basılmış, matbu.
  • Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş
  • Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı.
  • Bu kumaştan yapılan.

"Basma" ile ilgili cümle

  • "Üzerine basma bir elbise ile örme bir ceket giymişti." - P. Safa
  • "O güne kadar bir okka üzüm, bir arşın basma almamış idim." - M. Ş. Esendal
  • "Eşyanın üstüne çıkıp basmaya, üstünde zıplamaya başladık." - A. Kutlu

Basma hakkında bilgiler

Basma, çoğunlukla pamuk ipliği kullanarak dokunan kumaşların genel adıdır. Anadolu'da uzun yıllar boyunca ucuzluğu nedeniyle erkeklerin, kadınların, genç kızların ve çocukların birincil giyim malzemesi olmuştur.

Basmadan dikilen giysilere yörelere göre değişim göstermek koşuluyla; göynek, entari, pistan, elbise, libas, tımman, içlik gibi isimler verilmiştir.

Basma ile ilgili Cümleler

  • Cumbayı açmak için sadece butona basmalısınız.
  • Fotoğraf çekmek için yaptığın tüm şey şu butona basmaktır.
  • Bir bardak kırdım - onları temizlemeden önce kırıkların üzerine basmamaya çalış.
  • Neden çimlere basmamam gerektiğini bildiğim halde bastırmaya çalışıyorsunuz?
  • Bütün yapman gereken kırmızı butona basmaktır.
  • Ben sırayla veya seçimle hepinize basmak istiyorum.
  • Bir resim çekmek için yapmanız gereken bütün şey bu düğmeye basmaktır.
  • Tom'un niyeti Mary'nin parmaklarına basmak değildi.
  • İki leopar yavrusunun ayrılması hakkındaki hikaye bana oldukça basmakalıp gibi görünüyor.
  • Basmakalıp kurallar sorgulanmayan hayatlar yaşanmamış yıllar korkutulmaya çalışılmış insanlar benim bir hayatım var mıydı?
 

Basma anlamı, tanımı:

Kumaş : Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme. Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma.

Basmahane : Basma yapılmış olan iş yeri.

Basma kalıbı : Kitap, kumaş vb.nin baskısı için hazırlanan kalıp.

Basmakalıp : Özgünlüğü olmayan, değişiklik göstermeyen, bilineni tekrarlayan, harcıâlem, klişe. Özgünlüğü olmayan, değişiklik göstermeyen, bilineni tekrarlayan bir biçimde, sloganvari.

Basmayazı : Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerekçeye veya öneriye dayanak olmak üzere kitapçık olarak önceden basılmış olan belgeler.

Akbasma : Katarakt.

Albasma : Albastı.

Emme basma tulumba : Hem çeken hem de ileten tulumba, alavere tulumbası.

Para basma : Piyasaya yeni para çıkarma. Çok para kazanma, işleri iyi gitme.

Taban basma : Güreşçinin bir ayağının tabanıyla hasmının ayağına basıp eliyle çenesinden veya omuzlarından tutarak çevirmesi.

Deniz basması : Çöken bir kara parçasına deniz sularının dolması.

Kırk basması : Doğumdan sonraki kırk gün içinde çocuğun ateşli bir hastalığa yakalanması.

Taş basması : Kalkerli taş yüzeyine sert bir cisimle kazındıktan sonra basılmış olan yazı, resim, taş baskı, litografya. Bu basım yöntemi, taş baskı.

 

Basmacı : Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basan kimse. Basma yapan veya satan kimse. Bohça ile köylerde eşya satan kadın, bohçacı.

Basmacılık : Basmacının yaptığı iş. Basımcılık.

Basmak : Örtmek, bürümek, kaplamak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Sıkıştırarak yerleştirmek. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bası işi yapmak, tabetmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Baskın yapmak.

Basmakalıplaşmak : Basmakalıp durumuna gelmek.

Basmakalıplık : Basmakalıp olma durumu.

Basmalı : Basması olan. Basılarak çalıştırılan.

Basmalık : Üzerine basılacak şey.

Abdestsiz yere basmamak : Dinî kurallara titizlikle bağlı olmak.

Acısını bağrına basmak : Bir üzüntüye, sıkıntıya yakınmadan katlanmak.

Ağır basmak : Ağırlık olarak fazla gelmek. bir işte gücü ve etkisi üstün gelmek.

Ağırlık basmak : Ağır bir hava kaplamak. gevşeklik ve uyku gelmek. sessizlik oluşmak.

Ateş basmak : Kızarmak, sıkılıp başına kan yürümek.

Ayağı düze basmak : Güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek.

Ayağını denk basmak : Dikkatli ve uyanık davranmak.

Ayak basmak : Bir yere bağlanmak. girmek, gelmek, uğramak. bir yere varmak, ulaşmak. mesleğe girmek.

Ayak basmamak : Bir yere hiç uğramamak.

Ayaklarının ucuna basmak : Çok yavaş, sessiz, gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek.

Bağrına basmak : Kucaklamak. biriyle ilgilenerek onu koruyup kayırmak, yetiştirmek.

Bağrına taş basmak : Sesini çıkarmaksızın her türlü acıya katlanmak.

Bam teline basmak : Birinin çok kızacağı şeyi yapmak veya sözü söylemek.

Bastığı yere bir daha basmamak : Arı gibi çok hareketli olmak.

Can damarına basmak : Bir işin en önemli yönü üzerinde durmak.

Cayırtıyı basmak : Birdenbire bağırıp çağırmaya başlamak.

Cin damarına basmak : Kişiyi çok sinirlendirecek söz söylemek, çileden çıkarmak.

Çürük tahtaya basmak : Tedbirsizlik edip sonu tehlikeli olabilecek bir işe girişmek.

Dalına basmak : Hoşlanmadığı şeyleri yaparak birini kızdırmak.

Dalları basmak : Ağaçta dalları eğecek kadar çok meyve olmak.

Damarına basmak : Birini, duyarlı olduğu bir konuda kızdırmak.

El basmak : Kutsal bir şey üzerine el koyarak yemin etmek.

Faka basmak : Aldatılmak, tuzağa düşmek.

Feryadı basmak : Çığlık koparmak, yüksek sesle haykırmaya başlamak.

Gaflet basmak : Uykusu gelmek. dalgın, dikkatsiz bir durumda bulunmak.

Gariplik basmak : Yalnızlık çökmek.

Gaza basmak : Harekete geçirmek veya hızını artırmak için motorlu taşıtın gaz pedalına basmak. bir işi hızlandırmak.

Geri basmak : Geri geri gitmek.

Gırtlağına basmak : Birine bir şey yaptırmak için dayatmak veya inat etmek.

Hafakanlar basmak : Sıkıntıdan bunalmak.

Hararet basmak : Vücut ısısı artmak. çok susamak.

Hava basmak : Hava vermek. büyüklenmek, gururlanmak.

Hırs basmak : Hırslı duruma gelmek.

İmzayı basmak : İmzalamak, imza etmek.

İzine basmak : Gözden uzaklaştırmayarak ne yaptığını gözetlemek.

Kahkaha basmak : Kendini tutamayıp yüksek sesle gülmek.

Kalayı basmak : Adamakıllı küfretmek.

Kalıbını basmak : Bir şeyi güvenle doğrulamak.

Kama basmak : Oyunda yenmek.

Karanlık basmak : Hava kararmak.

Karaya ayak basmak : Deniz, göl vb.nden karaya çıkmak. deniz taşıtından karaya çıkmak.

Karinaya basmak : Karina etmek.

Kart basmak : İşçiler iş yerine giriş ve çıkışta gelip gittiklerini bir makine aracılığıyla belirtmek.

Kasvet basmak : Çok sıkılmak, içi daralmak.

Kırk basmak : Doğum yapmış annenin ve bebeğin kırk gün dolmadan dışarı çıkarılmasının tehlikeli olacağını geleneksel olarak kabul etmek.

Kış basmak : Kışın şiddetli soğukları başlamak.

Kitaba el basmak : Kutsal kitap üzerine elini koyarak ant içmek.

Küfrü basmak : Küfretmek.

Kuyruğuna basmak : Birini incitip saldırıda bulunmasına yol açmak, tahrik etmek.

Mantara basmak : Birinin hazırladığı oyuna düşmek, oyuna gelmek.

Mühür basmak : Mühürlemek.

Nasırına basmak : Birinin çıkarını engellemek.

Ökseye basmak : Dikkatsizlik ederek zarara uğramak veya yanılmak.

Para basmak : Çok kazandırmak. kumarda ortaya para koymak. darphanede, basımevinde metali veya kâğıdı para durumuna getirmek. çok kazanmak.

Parayı basmak : Para vermek.

Parmağını yaranın üzerine basmak : Asıl derdi veya bir derdin asıl sebebini göstermek.

Parmak basmak : İmza yerine parmağını mürekkebe batırarak bir yere bastırmak. bir konu üzerine dikkati, ilgiyi çekmek.

Sıcak basmak : Hava çok ısınmak.

Sıkı basmak : Güçlü davranmak, direnmek.

Sıkıntı basmak : Çok sıkılmak, can sıkıntısı duymak.

Sırra kadem basmak : Bir kimse ortalıktan yok olmak, kaybolmak, ortalıkta görünmemek.

Su basmak : Bir şey veya yer sular altında kalmak, her yanı suyla dolmak.

Su basmanı : Subasman.

Tam üstüne basmak : Doğru olanı, istenileni bulmak. kesin olarak belirlemek.

Taş basmacı : Taş basması ile uğraşan kimse.

Taş basmacılık : Taş basmacının yaptığı iş.

Ter basmak : Sıkıntı veya heyecandan dolayı çok terlemek.

Tetiğe basmak : Ateş etmek.

Tongaya basmak : Kendisini kötü bir duruma düşürmek için hazırlanan bir düzene uğramak, tuzağa düşmek.

Üstüne basmak : İyice belirtmek. yerinde bir düşünce ileri sürmek.

Uyku basmak : Çok uykusu gelmek.

Uyuyan yılanın kuyruğuna basmak : Kötü bir kimsenin yeni bir kötülük yapmasına fırsat vermek.

Yağ basmak : Büyük bir kaba yağ yerleştirmek. çok yağlanmak, semirmek.

Yan basmak : Bir işte aldanmak. dürüst davranmamak, kaypaklık etmek.

Yaygarayı basmak : Bağırıp çağırmak.

Yelken basmak : Yola çıkmak, hareket etmek.

Yemini basmak : Çabuk ve kuvvetli olarak yemin etmek.

Yere sağlam basmak : Titiz ve dikkatli davranmak.

Yılanın kuyruğuna basmak : Kötü bir kimseye kötülük yapacak fırsat vermek.

Zıddına basmak : Sinirlendirmek, sinirini bozmak.

Gazete : Politika, ekonomi, kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için yorumlu veya yorumsuz, her gün veya belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın. Bu yayının yönetildiği, hazırlandığı, basıldığı yer.

Dergi : Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın, bülten, mecmua.

Kitap : Herhangi bir konuda yazılmış eser. Ciltli ve ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yaprakların bütünü. Kutsal kitap.

Yazılı : Üzerinde yazı bulunan, yazısı olan. Geçerli olan, nominal. Yazılmış olan, muharrer, sözlü karşıtı. Yazılı sınav.

Matbua : Basma.

İskambil : Bu kartların 52 tanesinden oluşan deste. Bir yüzünde sayılar veya resimler bulunan, çeşitli oyunlar oynamaya yarayan kart, oyun kâğıdı. Bu kart destesiyle oynanan oyun.

Oyun : Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Kumar. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Hile, düzen, desise, entrika. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi.

Çoğunluk : Sayı üstünlüğü, ekseriyet, azınlık karşıtı.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Matbu : Basılı.

Gübre : Verimini artırmak için toprağa dökülen her türlü hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel madde, kemre.

Tezek : Yakıt olarak kullanılan kurutulmuş sığır dışkısı. Sıkışmış, kuru toprak parçası, kesek.

Diğer dillerde Basma anlamı nedir?

İngilizce'de Basma ne demek? : adj. calico, plain lightweight cotton fabric with figured pattern printed on one side, plain white cotton fabric

n. print, printed cloth, cotton print, calico, chintz, pressing, printing

Fransızca'da Basma : impression [la], imprimé [le], tirage [le], frappe [la]

Almanca'da Basma : n. Batist, Betreten, Druck, Entwicklung

Rusça'da Basma : n. выбивание (N), оседание (N), тисканье (N), чеканка (F), нагнетание (N), набивка (F), ситец (M)