Pressing türkçesi Pressing nedir
- Sıkıştırma.
- Sıkma.
- Israrlı.
- Ütü.
- Presleme.
- Basma.
- Zımbalama.
- Baskılayıcı.
- Sıkıştıran.
- Acele.
- Basınç yardımıyla bir araya sıkıştırma veya biçimlendirip kalıplaştırma, yağı veya öz suyu basınç altında özüte etme işlemi.
- İvedi.
- Basınçlama.
- Veterinerlik alanında kullanılır.
- Acil.
Pressing ile ilgili cümleler
English: We have some pressing problems to solve.
Turkish: Çözecek bazı acil sorunlarımız var.
English: The union is pressing for a ten-percent pay hike.
Turkish: Sendika yüzde on oranında ücret zammı için baskı yapıyor.
English: I have a pressing feeling in my stomach.
Turkish: Midemde bir basınç hissi var.
English: I'm pressing charges.
Turkish: Ben dava açıyorum.
English: Do you have something else more pressing to do?
Turkish: Yapmak için daha acil başka bir şeyin var mı?
Pressing ingilizcede ne demek, Pressing nerede nasıl kullanılır?
Pressing cheese : Parmak peyniri. Sıkma peynir.
Pressing defense : Bir takımın, baskı yönetimini tüm alanda, ya da belli bir bölgede uygulayarak yakın ara ile yaptığı savunma. Tüm baskı (yakından savunma). Baskılı savunma.
Pressing juice : Pres suyu. Balık veya etin hidrolik sıkılması, yağının da santrifüjleme veya başka usullerle ayrılmasıdan sonra elde edilen yağsız sıvı özütü, pres suyu. Sıkma suyu.
Pressing machine : Ütü makinesi.
Pre pressing solvent extraction procedure : Ön pres solvent ekstraksiyon yöntemi. Pre pres solvent ekstraksiyon yöntemi. Yağlı tohumlardan yağın ön presleme uygulandıktan sonra yağ miktarı % 10-12ye düşürülmesi, daha sonra yağ çözücüleriyle alınması yöntemi, pre pres solvent ekstraksiyon yöntemi.
Depressing : Kasvet verici. Kasvetli. İç karartıcı. Üzücü. Acıklı. Bunaltıcı. Düşürme etkisi yapma. Hüzünlü. Can sıkan. Moral bozucu.
Delete compressed file after decompressing : Açıldıktan sonra sıkıştırılmış dosyayı sil.
Fastness to pressing : Ütü haslığı.
Depressingly : İç karartıcı bir şekilde. İç karartıcı bir halde. Sıkıntı verici bir şekilde. Hüzünlü bir şekilde. Hüzünlü olarak. Depresif bir şekilde. Kasvetlice. Düşürücü bir şekilde. Kasvetli bir şekilde.
Decompressing : Basınçlı yerden basınç hücresi ile kurtarmak. Basıncı azaltmak. Açıyor.
İngilizce Pressing Türkçe anlamı, Pressing eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Pressing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A crochordon : Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom. Akrokordon.
Chintz : Basma kumaş. Şintz. Renkli desenli pamuklu kumaş. Perdelik kumaş.
Printed matters : Basım yolu ile çoğaltılmış yapıtlar. Basılı malzeme. Basılmış yazılı yapıtlar. Matbua. Matbu evrak. Okunmak üzere her türlü araçla (kalem, basım, fırça, yazı makinesi v.b.) düzenlenen bütün düşünce ürünleri. Basılmış evrak. Basılmış yapıtlar. Evrakı matbua.
Balk : Önünü kesmek. İnat etmek. İnatla yürümemek. Anlaşmaya yanaşmamak. Engel olmak. Yürümemekte direnmek. Kaçınmak. Kütük.
Extemporaneous : İrticalen. Doğaçtan. İrticali. İçten geldiği gibi. Hazırlıksız. Anında yapılan. Provasız. Doğaçtan yapılan. Doğaçlamayla yapılan.
Depressants : Yatıştırıcı madde. Bastırgan. Müsekkin. Depresan. Yatıştırıcı.
Ironings : Ütülenecek çamaşırlar. Ütüleme. İncelterek çekme. Ütülenmiş çamaşırlar. Ütülü çamaşırlar.
Ironing : Ütüleme. Ütülenmiş çamaşırlar. Ütülenecek şeyler. Ütülü çamaşırlar. İncelterek çekme. Ütülenecek çamaşırlar.
Firming : Yükselmeye başlamak. Sağlamlaşmak. Canlanmak (piyasa). Sertleştirme. Sıkılaştırma. Sıkılaştırıcı. Pekiştirmek. Sağlamlaştırmak. Gevrekleştirme.
Oriel : Şahnişin. Çıkma. Cumba.
Pressing synonyms : bustled, grilling, steadfast, horizontal compression, constringency, pressor, compaction, emphatic, repressing, constriction, brusque, impression, compressing, dire, calicos, compressive, punching, pressings, cotton print, image compression, calico, exigent, calicoes, extruding, printing, hasty, emergency, harassment, compression, flying, constricted, anamorphic process, instant.
Pressing zıt anlamlı kelimeler, Pressing kelime anlamı
Beseeching : Yalvarış. Yalvaran. Rica eden. Yalvarma.
Decompression : Basıncın kaldırılması. Yükün kaldırılması. Dekompresyon. Baskıyı azaltma. Basıncın herhangi bir biçimde ortadan kalkması. derin deniz dalgıçlarında ve yükseklere çıkan pilotlarda atmosferik basınçtaki azalmasının normal koşullarda da devam etmesi durumu. kontrol altına alınamaz ise dekompresyon hastalığı biçimlenir. yapay olarak bu durumun düzeltilmesine yönelik geliştirilen teknik. Yük boşalması. Basıncı kaldırma. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Açma. Boşaltma.
Pressing ingilizce tanımı, definition of Pressing
Pressing kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Importunate. As, a pressing necessity. Exacting. Urgent.

Bu kısımda Pressing kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Pressing ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Pressing anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Pressing ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.