Sıkma nedir, Sıkma ne demek
- Sıkmak işi.
- Dar bir tür kadın yeleği.
- Sımsıkı bağlanmış

- Bir tür pantolon ya da şalvar.
- Bayat ekmeğin su ile ıslatılıp sıkılmasıyla elde edilen malzemeyi un, tuz ve suyla yoğurup hamur durumuna getirdikten sonra arasına kavrulmuş soğan, peynir konularak pişirilen bir yemek.
- Sıkılmaya, suyu alınmaya elverişli (portakal).
"Sıkma" ile ilgili cümle
- "Bu vicdan azabının demirden pençesi yüreğini sıkmaya başlıyordu." - Y. K. Karaosmanoğlu
- "Sırtına giymiş sıkma sayayı / Yedeğine almış ağca mayayı" - Halk türküsü
Yerel Türkçe anlamı:
Bir çeşit hamur tatlısı, lokma. 2.Arasına peynir, kıyma konarak katlanmış sac ekmeği, dürüm.
İçine soğan ve kıyma konularak sıkılan mantı.
Lokma tatlısı.
1.İç giysisi, gömlek. 2.Kollu ya da kolsuz korsa gibi sıkan kadın yeleği. 3.Kısa palto, ceket. 4.Bir çeşit pantolon, şalvar.
Gömlek, bluz.
Bir çeşit av tüfeği.
Yufka ekmeği içine peynir, soğan konarak yapılmış olan durum.
Boyuna takılan altın ya da gümüş dizisi, gerdanlık.
Tarih'teki anlamı:
Nizam-ı cedid askerinin giydiği şalvar biçimi pantalon.
Veterinerlik alanındaki anlamları:
Basınç yardımıyla bir araya sıkıştırma veya biçimlendirip kalıplaştırma, yağı veya öz suyu basınç altında özüte etme işlemi.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
[Bakınız: sıktırma -1]
[Bakınız: sıktırma -2]
Diğer sözlük anlamları:
Daracık.
Bilimsel terim anlamı:
Karşıt yöndeki gerilimler altında olma durumu ya da bu duruma getirmek için yapılmış olan işlem.
[Bakınız: sıkıştırma]
İngilizce'de Sıkma ne demek? Sıkma ingilizcesi nedir?:
balk, compression, pressing
Sıkma hakkında bilgiler
Sıkma, Yörük kökenli, Taşeli yöresine özgü bir kahvaltı yiyeceğidir. Sıkma, genellikle ekmek yapma işlemi sona erdikten sonra yapılır. Yiyeceğe verilen "sıkma" ismi, saçta pişirilip içine iç malzemesi konan bazlamaların yuvarlatılıp sıkılmak suretiyle yapılmasındandır.
İç malzemesi olarak, bir kap içine yeteri kadar peynir veya çökelek, haşlanmış patates ile ince doğranmış soğan konur ve harmanlanır. Ekmek tahtasında açılan bezeler, sacta kızartılır (pişirilir). Bazlamalar saçta pişirildikten sonra, hazırlanan iç malzemesi bazlamaların içine serilir, yuvarlatılıp sıkıştırılarak ve sıcaklığını kaybetmeden, çay ile birlikte servis edilir
Sıkma ile ilgili Cümleler
- Ali canımı sıkmaya başlıyor.
- Benim canımı sıkmayı bırak.
- Ayrıntılarla canını sıkmayacağım.
- Ekonomi yakında toparlanmazsa kemerlerimizi sıkmak zorunda kalacağız.
- Karımın canını sıkmayı kesin.
- Bu civatayı sıkmak zorundayım.
- Arkadaşımın canını sıkmayı kesin.
Sıkma tanımı, anlamı:
Malzeme : Gereç. Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı.
Soğan : Çiğdem, lale, zambak, sarımsak vb. bitkilerin toprak altındaki yumru kökü. Zambakgillerden, yemeklere tat vermek için yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan güzel kokulu bitki (Allium cepa).
Peynir : Maya ile katılaştırılarak sütten yapılmış olan ve birçok türü olan besin.
Sıkma baş : Bu biçimde taranan saçın bir örtüyle tamamen kapatılmış hâli. Kadınların ince bir kumaşla saçlarını sararak yaptıkları bir saç bağlama biçimi.
Sıkma köfte : Köftelik bulgur, yeşilsoğan, domates, un ve soğan kullanılarak hazırlanan bir tencere yemeği.
Sıkmaç : Kompresör.
Sıkmak : Yalan söylemek. Basınçlı bir araçla fışkırtmak, püskürtmek. Silahla ateş etmek. Sıkıntı vermek. Dar gelmek. Baskı altına almak, üzmek, bunaltmak, zorlamak. Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak. Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak.
Sıkmalık : Sıkılmaya elverişli.
Ayağına sıkmak : Ayağına ateş ederek tehdit amacıyla gözdağı vermek.
Boğazını sıkmak : Bunaltmak, sıkıntı vermek.
Can sıkmak : Huzur bozmak. bıkkınlık vermek.
Canını sıkmak : Sözlerle veya davranışlarla kişinin neşesini kaçırmak, huzurunu bozmak.
El sıkmak : Selamlaşmak için birinin elini tutmak.
Hortum sıkmak : Yangına su sıkmak.
İçini sıkmak : Sıkıntı vermek.
Karanfili sıkmak : Tehlikelere ve güçlüklere göğüs gerebilmek.
Kemer sıkmak : Sıkı para politikası anlayışıyla daha az tüketmek.
Kendini sıkmak : Kendini zorlamak, çaba göstermek.
Kubur sıkmak : Silah atmak, tabanca sıkmak.
Kurşun sıkmak : Silahı ateşlemek, mermi yakmak.
Tatlı canını sıkmak : Gereksiz şeylere üzülmek ve bunları dert edinmek.
Ümüğünü sıkmak : Ümüğüne sarılmak.
Pantolon : Belden başlayan ve genellikle paçaları ayak bileklerine kadar inen giyecek.
Şalvar : Genellikle ağı çok bol olan, bele bir uçkurla bağlanan, geniş bir pantolon türü.
Bayat : Çorum iline bağlı ilçelerden biri. Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri. Taze olmayan. Güncelliğini, önemini, özelliğini yitirmiş, çok söylenmiş. Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri.
Sıkılma : Sıkılma işi. Utanma ve çekinme duygusu, hicap.
Hamur : Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu. Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. Öz, asıl, maya. İyi pişmemiş (ekmek ve hamur işleri). Kâğıtta tür, nitelik.
Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır.
Yemek : Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Başkasının parasını harcamak. Isırmak. Ağızda çiğneyerek yutmak. Yasal yoldan cezalandırılmak. Birine alacağını vermemek, ödememek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Yemek yeme, karın doyurma işi. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Kandırmak.
Yörük : Hayvancılıkla geçinen, genellikle Toroslarda yaşayan göçebe Türk oymağı, Türkmen.
Bir : Eş, aynı, bir boyda. Sayıların ilki. Tek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Beraber. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ancak, yalnız. Bir kez. Aynı, benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bu sayı kadar olan. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sadece.
Tür : Başladığı noktada biten, bir veya daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılmış olan seyahat. Bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılmış olan iş. Dolaşma.
Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.
Sımsıkı : Çok sıkı olarak, sıkı bir biçimde. Çok sıkı.
Suyu : Herkesçe duyulma, yayılma.
Elverişli : İşe yarayan, ergonomik. Uygun, müsait.
Dar : İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk. Ev. Yetersiz. Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz, mikro. Az, elverişsiz, sınırlı. Güçlükle, ucu ucuna, ancak. Yurt. Sıkıntılı. İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı.
Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Hizmetçi bayan. Bayan. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan.
Sıkma boyuttutarı : Özel parçaların ısıl işleminde, büzülme, burulma ve eğrilmeyi kesinlikle önlemek için kullanılan bir tür boyuttutar.
Sıkma ek : Bakır boruların eklenmesinde kullanılan bir ek. Somunu sıkılınca, içinde bulunan bir yüksük, boruyu sıkıca sararak sızdırmazlık sağlar.
Sıkma kolu : Yivaçar başlığının ayarlandığı durumda kalmasını sağlayan kol. (bk. Şek. 4)
Sıkma makinesi : Sepicilikte derilerin suyunu sıkmakta kullanılan aygıt
Sıkma meme : Büyük meme : Sıkma memeli keçi.
Sıkma peynir : Parmak peyniri.
Sıkma sıkmak : Sac ekmeğinin arasına peynir, çökelek vb. yiyecekler koyarak sarmak, dürüm yapmak.
Sıkma suyu : Balık veya etin hidrolik sıkılması, yağının da santrifüjleme veya başka usullerle ayrılmasıdan sonra elde edilen yağsız sıvı özütü, pres suyu.
Sıkmaca : Bir çeşit çocuk hastalığı
Sıkmaköfte : Bulgur ve kıyma ile yapılan köfte.
Diğer dillerde Sıkma anlamı nedir?
İngilizce'de Sıkma ne demek? : adj. gripping
n. squeezing, squeeze, pressing, clasp, constriction, extrusion, harassment, wring
Fransızca'da Sıkma : serrement [le], serrage [le], embêtement [le], oppression [la], vexation [la]
Almanca'da Sıkma : n. Beengung, Belästigung
Rusça'da Sıkma : n. сжатие (N), сдавливание (N), давка (F), нажатие (N), затягивание (N), выжимание (N), опрыскивание (N), стеснение (N)

Bu kısımda Sıkma nedir? Sıkma ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sıkma tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sıkma hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.