Soğan nedir, Soğan ne demek

Soğan; bir bitki bilimi terimidir.

"Soğan" ile ilgili cümleler

  • "Lalelerin cinsleri günden güne çoğalıyor, soğanları akıl almayacak fiyatlarla satılıyordu." - A. H. Çelebi

Biyoloji'deki anlamı:

Zambakgiller (Liliaceae) familyasından, soğanlı, yaprakları yuvarlak ve içi boş, çiçekleri uçta şemsiye şeklinde ve zarsı bir yapı ile çevrili, yaprakları taze olarak, gövdesi taze ya da kuru olarak yenen bir kültür bitkisi.

İngilizce'de Soğan ne demek? Soğan ingilizcesi nedir?:

onion

Fransızca'da Soğan ne demek?:

bulbe

Osmanlıca Soğan ne demek? Soğan Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

basala, basaliye

Soğan anlamı, kısaca tanımı:

Soğan çiçeği : Fulya.

Soğan ekmek : Gösterişsiz, sade sofra veya yemek. Ucuz ve kolay ulaşılabilen yiyecek.

Soğan kebabı : Gaziantep ve Hakkâri yöresinde, başları kesilmiş soğan ve ceviz büyüklüğünde kıyma topaklarının tepsiye dizilip fırınlanmasıyla yapılmış olan bir kebap türü.

Soğan yahnisi : Malzemesi, et, soğan ve çeşitli baharatlar olan bir tür tencere yemeği.

Aksoğan : Ada soğanı.

 

Göksoğan : Taze soğan.

Kuru soğan : Toprak altında kalan yumru soğanın kurutulmuşu.

Taze soğan : Zambakgillerden, salata ve yemeklere tat vermek için kök yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan, acımsı, keskin kokulu sebze, yeşilsoğan, göksoğan.

Yeşilsoğan : Taze soğan.

Ada soğanı : Zambakgillerden, soğanından ilaç olarak yararlanılan birtakım maddeler elde edilen çok yıllık bir bitki (Urginea maritima).

Arpacık soğanı : Tohumdan yetiştirilen ve tohumluk olarak kullanılan küçük soğan.

Çiçek soğanı : Lale vb. çiçeklerin ekim zamanı köklerinde oluşan soğan biçimindeki yumru filiz.

Köpek soğanı : Yabani sarımsak.

Soğan ekmeğe kalmak : Yokluk yüzünden temel ihtiyaç maddelerini karşılayamaz duruma düşmek.

Soğancı : Soğan yetiştiren veya satan kimse.

Soğancık : Sarımsak dişi. Beyinle omurilik arasında kalan son bölge. Yalın kat yaprakla sarılı, besin bakımından zengin küçük soğan.

Soğanımsı : Soğansı.

Soğanlama : Soğanlamak işi.

Soğanlamak : Soğan katmak.

Soğanlı : İçinde soğan bulunan, içine soğan doğranmış olan, soğanla pişirilmiş olan.

Soğansı : Soğanı andıran, soğana benzeyen, soğan gibi, soğanımsı.

Kasaptaki ete soğan doğranmaz : "ele geçeceği, ortaya çıkacağı daha belli olmayan şey için önceden hazırlık yapmak doğru değildir" anlamında kullanılan bir söz.

Soyup soğana çevirmek : Hiçbir şey bırakmamacasına soymak. hırsız bir yeri veya bir kişiyi adamakıllı soymak.

Zambakgiller : Bir çeneklilerden, çiğdem, lale, soğan, pırasa, zambak vb. bitkileri içine alan bir familya.

Yemek : Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Yasal yoldan cezalandırılmak. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Kandırmak. Yemek yeme, karın doyurma işi. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Başkasının parasını harcamak. Ağızda çiğneyerek yutmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Isırmak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek.

 

Vermek : Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Herhangi bir duruma yol açmak. Dayamak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Bırakmak veya bağışlamak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Ödemek. Kazandırmak, katmak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Tespit etmek. Doğurmak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Sahip olmasını sağlamak. Ayırmak, harcamak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Yaymak. Ondan bilmek, atfetmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Satmak.

Yumru : Eğri büğrü, çarpık, yamru yumru. Şişkin, kabarık, yuvarlak biçimli. Yuvarlak, şişkin şey. Sap, kök veya dallarda bulunan, yedek besin taşıyan şişkin madde. Genellikle derinin içine gömülü, yuvarlak ve sert oluşum, nod.

Yeşil : Sarı ile mavinin karışmasından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk. Olmamış, ham (meyve). Kurumamış, taze (sebze), kuru karşıtı. Bu renkte olan.

Yaprak : Börek, baklava vb. şeylerde yufka. Kat kat ayrılabilen şeylerde kat. Sarma yapılmış olan asma yaprağı. Birkaç parça eklenerek yapılmış olan şeylerde her parça. Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak. Eni 50, boyu 75 santimetre olan bayrak ölçüsü. Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler.

Kokulu : Kokusu olan.

Soğan akarı : Çürümekte olan soğanlar üzerinde bulunan ve bu soğanlarla temas eden insanlarda deri yangısına neden olan akar türü, Acarus rhyzoglypticus hyacinthi.

Soğan başı kubbe : Hindistan, Rusya ve Güney Almanya'da görülen soğan başı biçimindeki kubbe.

Soğan mildiyösü : Soğanlarda yaprak, sap ve çiçekten başka, yumrulara bile yerleşerek bu bitkileri bodur bırakan mantar türü.

Soğan sineği : Çiçeksinekleri familyasından olup, soğan cücüğünü kurtlandıran, ayrıca sarmısak, lale ve marul köklerine de üşüşebilen sinek türü.

Soğan ufağı : Arpacık soğanı.

Soğan uşağı : Arpacık soğanı

Soğan yahnısı : Kuşbaşı et ve küçük soğanlarla yapılan yemek.

Soğanbastı : Kuşbaşı et ve küçük soğanlarla yapılan yemek.

Soğanbükü : Balıkesir kenti, Gökçeyazı bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Soğancılık : Soğan yetiştirme veya satma işi.

Soğan ile ilgili Cümleler

  • Bir araba, diyorsun! Onun parası bir torba soğan satın almaya bile yetmez.
  • Soğandan başka her şeyi yiyebilirim.
  • Soğanlar patateslerden daha çabuk pişer.
  • Soğan çiğ ya da pişmiş yenilebilir.
  • Soğandan nefret ettiğimden daha fazla havuçtan nefret ediyorum.
  • Ali soğan sevmez.
  • Kaç tane soğan?
  • Ben soğanı parçalara bölüyorum.
  • Soğanın tadını sevmiyorum.
  • O biraz soğan doğradı.
  • Soğan çorbası ünlü bir Fransız yemeğidir.
  • Soğan hariç her şeyi yiyebilirim.
  • Ben birkaç soğan doğradım.
  • Birkaç soğan doğradın.

Diğer dillerde Soğan anlamı nedir?

İngilizce'de Soğan ne demek? : n. onion, bulb

Fransızca'da Soğan : oignon [le]; bulbe [la]

Almanca'da Soğan : n. Knolle, Zwiebel

Rusça'da Soğan : n. лук (M), луковица (F)