Pressing defense türkçesi Pressing defense nedir

  • Tüm baskı (yakından savunma).
  • Bir takımın, baskı yönetimini tüm alanda, ya da belli bir bölgede uygulayarak yakın ara ile yaptığı savunma.
  • Basketbol alanında kullanılır.
  • Baskılı savunma.

Pressing defense ingilizcede ne demek, Pressing defense nerede nasıl kullanılır?

Pressing : Ütü. Sıkıştıran. Zımbalama. Baskılayıcı. Sıkıştırma. Presleme. Basınç yardımıyla bir araya sıkıştırma veya biçimlendirip kalıplaştırma, yağı veya öz suyu basınç altında özüte etme işlemi. Acil. Israrlı.

Defense : Sanık. Müdafaa. Görevi karşı takımın akıncılarına karşı kaleyi korumak olan oyuncuların kurdukları kat. Savunma katı. Savunma. Davalı. Korunma. Savunma silahları. Koruma.

Pressing cheese : Parmak peyniri. Sıkma peynir.

Pressing juice : Balık veya etin hidrolik sıkılması, yağının da santrifüjleme veya başka usullerle ayrılmasıdan sonra elde edilen yağsız sıvı özütü, pres suyu. Sıkma suyu. Pres suyu.

Pressing machine : Ütü makinesi.

Pressings : Baskılayıcı. Acil. Zımbalama. Plak. Sıkma. Sıkıştırma. Basınçlama. Israrlı. Ütü. Presleme.

İngilizce Pressing defense Türkçe anlamı, Pressing defense eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pressing defense ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Bounce pass : Baunspas dediğimiz. Yerden sektirilerek atılan pas. Zıplatarak aktarma. Yerden pas. Topun, savunma oyuncusuna kaptırılmadan zıplatılarak takım arkadaşına aktarılması. Yere çarptırılarak verilen pas.

Double foul : İki rakip oyuncunun aynı zaman diliminde karşılıklı faul yapması. Karşı takımlardan iki oyuncunun aynı anda ve karşılıklı olarak birbirlerine yaptıkları kural dışı hareketten doğan ceza. Çifte sapkı.

Basketball : Basketbol topu. Sepettopu. Basket topu. Basketbol. Basket. Beşer kişilik iki takımla oynanan bir oyundur. her iki takımın amacı topu karşı takımın sepeti içine atmaktır.

Back court : Bir takımın savunma yaptığı yarı saha. Savunma bölgesi. Bir takımın akın bölgesi dışında kalan alanı. Savunma alanı.

Backboard : Arka tahtası. Çarpma tahtası. Çalışma duvarı. Arkalık. Bir ağ takılı olan pano. Ucunda sepetin asılı bulunduğu tahta. tahta ya da saydam, fakat kırılmaz bir maddeden yapılır. yerden 2.75 metre yükseklikte olup uzunluğu 1.80, yüksekliği ise 1.20 metredir. Aynalık. Pota (basketbol oyununda kullanılır). Pota.

Dead bali : Kuralların gerektirdiği anlarda ve durumlarda, hakemin işaretleriyle oyunun ve oyun saatinin durdurulması anı. Ölü an.

Centre point on side lines : Orta çentik. Oyun alanını ortadan iki eşit bölgeye ayıran çizgi.

Basket : Basketbol çemberi. Sepetlemek. Sepettopunda sayı yapılacak yer. bu, 0,45 metre çapında demir bir çember olup altında bir ağ asılıdır. çember ile ağ bir sepet biçimindedir. sepettopu oyununu bulan amerikalı profesör james naismith, oyunu, önce öğrencilerine kağıt sepetleriyle oynattığından oyun bu ad ile anılmıştır. Sayı. Sepet. Pota. Zembil. Sele. İnce kamış, söğüt dalı, hayıt, tel ve plastikten örme veya geçirme biçimiyle yapılandırılmış çeşitli biçimde oluşturulan yapıtlar olup genellikle iç sularda kullanılan, balığın içerisine girmesini sağlayan bir kapısı veya huni biçiminde bir giriş yeri bulunan, içine çekici yem konan, balıkların bir kez girdikten sonra çıkamayacağı biçimde yapılandırılmış tuzaklar. Çember (basketbol).

 

Drag dribble : Alçak top sürme. Topu, yerden az bir yükseklikte zıplatarak götürme.

Border lines : Sınır çizgileri. Kenarlık çizgileri. Sınır çizgisi. Oyun alanını sınırlayan 26 metre uzunluğundaki karşılıklı çizgiler. oyun bu sınırların içinde oynanır. sınır çizgileri, dip çizgileriyle oyun alanını dört yandan kuşatır. İki ülke arasındaki sınırı işaretleyen hat. Kenar çizgisi. Sınır hattı.

Pressing defense synonyms : charged time out, dead ball, act of throwing goal, double hand pass, bordered zone, end lines.