Tackily türkçesi Tackily nedir

  • Zevksiz olarak.

Tackily ingilizcede ne demek, Tackily nerede nasıl kullanılır?

Tackier : Yapışkan. Islak (boya). Dökülmüş (saç). Tutkal. Yırtık pırtık. Yapış yapış. Zamk. Pejmürde. Boktan.

Tackiest : Tutkal. Dökülmüş (saç). Boktan. Zamk. Pejmürde. Yırtık pırtık. Yapışkan. Yapış yapış. Islak (boya).

Tackified : Güçlendirilmiş veya kıvamı artırılmış.

Tackify : (yapıştırıcı vb) kıvamlı hale getirmek.

Tackifying : (yapıştırıcı vb) kıvamlı hale getirmek.

Attacking game : Karşı kaleye akın yapmaya dayanan bir oyun yöntemi. bu biçimde oynayan bir takım, akın üstüne akın yaparak topu daha çok karşı yarı alanda bulundurmaya çalışır. Akıncıl oyun. Ofansif oyun.

Attackingly : Saldırarak. Saldırgan şekilde. Taarruz ederek. Hücum ederek.

Counterattacking : Karşı hücum. Karşı saldırı yapmak. Kontratak. Karşı hücuma geçmek. Karşı akın. Karşı saldırı. Karşı saldırıda bulunmak. Kontratak yapmak. Karşı atak.

Tacking : Çivileme. Sarma. Kasıntı. İpoteklerin birleştirilmesi. Tutturma. Faça. Teyel. İlinti. Zilyetlik sürelerinin birbirine eklenmesi.

Stacking : İstifleme. Ampilaj. Yığma. İstif.

İngilizce Tackily Türkçe anlamı, Tackily eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tackily ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Fortunately : İyi ki. Şükür ki. Allahtan. Neyse ki. Tesadüfen. Şans eseri. Çok şükür. Şansa. Bereket versin ki. Bereket versin.

Fortuitously : Tesadüfen. Rastlantı. Şans eseri. Rastlantı eseri.

Tawdrily : Cafcaflı bir halde. Bayağı. Bayağı bir şekilde.

As luck would have it : Şansa göre. Rastlantı eseri. Ne şans ki. Tesadüfen. Şans eseri. Şansıma. Şans işi. Ne talihsizliktir ki. Şu işe bak (ki). Şansa bak ki.

Tactual : Dokunsal. Dokunulur. Taktual. Elle tutulur. Dokunulabilir. Dokunma. Dokunma duyusu ile ilgili.

Haptic : Temas hissine ait. Haptik. Dokunma duyusu ile ilgili. Dermal algı.

Tackily zıt anlamlı kelimeler, Tackily kelime anlamı

Unluckily : Ne yazık ki. Aksi tesadüf. Talihsizlikle. Şanssızlık eseri. Maalesef.

Unfortunately : Aksi gibi. Ne yazık ki. Maalesef.

Avoid : Önlemek. Savuşturmak. Atlatmak. Engel olmak. Korunmak. Geçiştirmek. Sakınmak. Engellemek. Kaçmak. Kurtulmak.