Tad türkçesi Tad nedir

Tad ile ilgili cümleler

English: Ali seems to be acting a tad foolish today.
Turkish: Ali bugün biraz aptalca hareket ediyor gibi görünüyor.

English: Ali seems to be a tad confused.
Turkish: Ali biraz kafası karışmış görünüyor.

English: Bill may be watching this game at the stadium.
Turkish: Bill, stadyumda bu oyunu izliyor olabilir.

English: Ali showed up a tad late.
Turkish: Ali biraz geç geldi.

English: Marjane Satrapi's mother is Tadji.
Turkish: Marjane Satrapi'nin annesi Tadji'dir.

Tad ingilizcede ne demek, Tad nerede nasıl kullanılır?

A tad : Küçük bir parça. Küçük bir miktar.

Tadalafil : Erkeklerde ereksiyon problemlerinin çözümünde kullanılan ilaç (cialis markası ile satılan).

Tadger : Sik. Yarak. Alet. Penis. Çük.

Tadjik : Tacikistan. Asya'nın ortasında bir ülke (eski sovyetler birliği'nin bir parçası). Tacik.

Tadpole : Tetari. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kurbağa larvalarına verilen özel ad, tetari. Kurbağa yavrusu. Birçok zoolojik grupta görülen ilk gelişim evresi. ergin karakterlerini kazanmadan önceki genç hayvan. tam başkalaşım gösteren böceklerde yumurtadan çıkan ve pupa evresine girmemiş kanatsız, genel olarak kurt biçimindeki evre. böceklerin, solucanların ve öteki metamorfoza sahip türlerin yaşam sikluslarında yumurtadan sonraki solucan veya kurt benzeri evre. helmint ve eklem bacaklıların fertil olmayan gelişim evresi, kurtçuk. Larva. Kurbağa larvalarına verilen özel ad. tetari. İribaş.

 

Amantadine : Amantadin. Etkisini, virüs partikülleri hücre içine alınırken onları çevreleyen vakuollerin ph’sını tamponlayıp buradaki asitleşmeyi önlemesi sonucunda virüs zarfının endozom zarıyla birleşmesini engelleyerek viral genetik materyalin konakçı hücresinin sitoplazmasına taşınmasını önleyerek gösteren ve yalnızca enflüenza a virüsünün suşlarına karşı etkili olan antiviral ilaç.

Amistad : (isyancılar yargılandı ve nihayetinde yasadışı yollarla köle edinildikleri için afrika'ya geri gönderildi). 1800'lerin ortalarında üzerinde isyancı siyahi kölelerin bulunduğu ve amerikalılar tarafından yakalanan köle gemisi.

Baseball stadium : Beysbol stadyumu.

Antitremotadal drug : Başta karaciğer kelebekleri olmak üzere tüm trematodlara karşı kullanılan ilaç. Antitrematodal ilaç.

Tads : Apaçi helikopterlerinde lazer güdümünü kontrol eden ve hedefe kilitlenen sistem. Azıcık. Hedef tespit ve seçim radarı. Birazcık. Küçük çocuk. Az bir şey.

İngilizce Tad Türkçe anlamı, Tad eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tad ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Whelky : Uzun kiriş veya omurga. Çizgili. Kabuklu. Kabarcıklı şiş. Yumru. Yavru köpek veya hayvan. Sivilceli. Diş. Damarlı.

Chit : Yumurcak. İngilizce'de nota. Para makbuzu. Mektup. Not. Çocuk. Küstah. Saygısız ve yaygaracı kadın. Pusula.

 

Shade : Lambalık. Rengin üç değişkeninden biri (öbürleri: parlaklık, doyma). karmaşık bir ışığın, ağır çeken dalga uzunluğu, dolayısıyla bu dalga uzunluğuna uygun düşen rengi. herhangi bir rengin; kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve yeniden kırmızı olarak çembersel biçimde sıralanan renklerden birine olan benzerliği. (siyah, beyaz ve gri, renközü bulunmayan ışıklardır). tv. renkli televizyonda, renklilik bilgisini oluşturan öğelerden biri. Gölgelendirmek. Renközü. Lambayı, gözden gizlemeye yarayan, saydamsız ya da yayıcı türlü maddelerden yapılmış örtü. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

A little bit : Bir nebze. Bir parça.

Soupcon : Bir damlacık. Bir parça. Azıcık miktar. Tutam.

Little : Önemsiz. Kısa. Cici. Az. Küçük. Genç. Az miktarda. Ufak şey. Az miktar.

A bit of a : Oldukça. Bir parça.

Small child : Genç çocuk.

A shade : Biraz.

Tad synonyms : small indefinite quantity, small indefinite amount, a dab of, remotely, chits, in some degree, barer, for a little, tads, fractionally, babby, a wee bit, a trifle, a modicum of, soupcons, few, barest, drib, dollop, somewhats, a little, kid, kidded, joeys, something of, infant, to a degree, ounce, totting, dollops, somewhat, whippersnapper, tot.