Take the biscuit türkçesi Take the biscuit nedir

  • En başarısız sonucu almak.
  • (bir aktivitenin vb) en başarısızı olmak.

Take the biscuit ingilizcede ne demek, Take the biscuit nerede nasıl kullanılır?

Take : Ele almak. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Tutma. Almak. Tutulan balık miktarı. Çekim. (fotoğraf) çekmek. Yakalamak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Etkili olmak.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.

 

Biscuit : Filtre keki. Açık kahverengi. Çörek. Kurabiye. Gevrek. Peksimet. Daha çok pet hayvanların beslenmesinde kullanılan, yumuşatılıp hamur durumuna getirilen yemin biçimlendirilmiş ve pişirilmiş hali. Pasta. Kuru pasta.

Take the action : El koymak. Harekete geçmek.

Take the air : Hava almak için yürüyüşe çıkmak. Tenek almak. Dışarıya çıkıp dolaşmak. Hava almak. Dışarıya çıkmak.

Take the cake : En başarısız sonucu almak. Birinciliği kazanmak. (bir aktivitenin vb) en başarısızı olmak.

Take the bait : Oltaya takılmak. Yemi yutmak. Zokayı yutmak. Tuzağa düşmek. Zokayı yutturmak. Oltaya gelmek. Zokaya gelmek.

Take the burden off : Sorumluluğu bırakmak.

Take the blame : Sorumluluğu üstlenmek. Suçu üstlenmek.

Take the bad with the good : Gülü sevip dikenine katlanmak. İyi ve kötüyü bir arada kabul etmek.