Take the plunge türkçesi Take the plunge nedir

  • Evlenmek.
  • Cesur bir adım atmak.
  • Riski göze alarak bir işe girişmek.
  • Ya herrü ya merrü deyip yapmak.
  • Tereddütü bırakıp işe girişmek.
  • Riski göze alarak harekete geçmek.
  • Tehlikeyi göze almak.
  • Düşünüp taşındıktan sonra işe girişmek.

Take the plunge ile ilgili cümleler

English: Sue and John decided to take the plunge.
Turkish: Sue ve John uzun uzun düşündükten sonra yapmaya karar verdiler.

Take the plunge ingilizcede ne demek, Take the plunge nerede nasıl kullanılır?

Take : Reaksiyon. Hasat. Kabul etme (vücut). (fotoğraf) çekmek. Kabul edilmek. Tepki. Avalanan hayvan miktarı. Kavramak. Yazmak. Çekim.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık.

Plunge : Fırlamak. Batmak. Saplamak. Atılmak. Dalmak. Daldırmak. Suya dalmak. Suya daldırmak. Dalma. Düşmek.

Decide to take the plunge : Bir şeyi yapmaya karar vermek.

Take the action : Harekete geçmek. El koymak.

Take the blame : Sorumluluğu üstlenmek. Suçu üstlenmek.

Take the bearings : Yönünü bulmak.

Take the bus : Otobüse binmek. Otobüsle gitmek.

Take the biscuit : En başarısız sonucu almak. (bir aktivitenin vb) en başarısızı olmak.

 

Take the bad with the good : Gülü sevip dikenine katlanmak. İyi ve kötüyü bir arada kabul etmek.

İngilizce Take the plunge Türkçe anlamı, Take the plunge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Take the plunge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Take the risk : Riske girmek.

Get spliced : Başı bağlanmak.

Sail close to the wind : Rüzgara yakın gitmek. Risk almak. Rüzgar istikametinde gitmek. Riskli işler yapmak. Orsasına seyretmek. Kendini tehlikeye atmak. Tehlikeli sularda yüzmek.

Take a risk : Göze almak. Riske girmek. Risk almak.

Espouse : Nikah masasına oturmak. Bir davaya sarılmak. Bir fikri desteklemek. Desteklemek. Kabullenmek. Evlendirmek. Nişanlanmak. İle evlenmek. Başgöz etmek.

Espoused : Nişanlanmak. Bir davaya sarılmak. Kabullenmek. Bir fikri desteklemek. İle evlenmek. Desteklemek. Nikah masasına oturmak. Benimsemek. Başgöz etmek. Evlendirmek.

Hitch up : Yukarı çekmek. (pantolon) yukarı çekmek.

Chance it : Bir kez dene!. Bir denemek. Şansını dene!. Risk al!. Riske girmek. Şansını bir denemek.

Lead to the altar : Dünya evine girmek.

Take the plunge synonyms : making a match, accouple, get spiced, adventure oneself, make a match, hitching, hitch, espouses, run a risk, espousing, get hitched, get married, hook up with.