Take the witness stand türkçesi Take the witness stand nedir

  • Tanıklık etmek üzere tanık kürsüsüne çıkmak.

Take the witness stand ingilizcede ne demek, Take the witness stand nerede nasıl kullanılır?

Take : Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Çevirim eylemi. Yakalamak. Çevirmek. Alıntı. Alınan taş. Etkili olmak. Yazmak. Tutma. Hasat.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

 

Witness : Tanıklık etmek. Onaylamak. Sahne olmak. Göstermek. Şahit. Tanık olmak. Kanıt. Tanıklık. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Bir olayın gidişini gören kişi. bir olayı tanıtlamak için yargı yerine çıkan ya da bir belgit ve sözleşmenin altına yazılan tanık.

Stand : (teklif) geçerli olmak. Üçayak. Direnmek. Ayağa kalkmak. Sineye çekmek. Büret ve diğer cam malzemelerin tutturulması için metalden yapılmış, ayak ve çubuk kısmından ibaret laboratuvar malzemesi. Tahammül etmek. İhtiyaç duymak. Karşı koymak. Ismarlamak.

Take the action : Harekete geçmek. El koymak.

Take the air : Dışarıya çıkmak. Hava almak. Hava almak için yürüyüşe çıkmak. Tenek almak. Dışarıya çıkıp dolaşmak.

Take the bad with the good : Gülü sevip dikenine katlanmak. İyi ve kötüyü bir arada kabul etmek.

Take the bait : Zokayı yutturmak. Zokaya gelmek. Zokayı yutmak. Yemi yutmak. Oltaya takılmak. Tuzağa düşmek. Oltaya gelmek.

Take the bearings : Yönünü bulmak.