Television show türkçesi Television show nedir

Television show ile ilgili cümleler

English: Ugly Betty is one of the most popular television shows in the world.
Turkish: "Ugly Betty" dünyadaki en popüler televizyon şovlarından biri.

English: The television show was interrupted by a special news report.
Turkish: Özel haber nedeniyle televizyon programı kesildi.

English: Singer and actress Selena Gomez started her career at age seven on the children's public television show "Barney and Friends."
Turkish: Şarkıcı ve aktris Selena Gomez mesleğine yedi yaşındayken çocukların ulusal televizyon gösterisi "Barney and Friends"'te başladı.

English: Television shows violence, which influences, above all, younger people.
Turkish: Televizyon şiddet gösteriyor, her şeyden önce daha genç insanları etkiler.

Television show ingilizcede ne demek, Television show nerede nasıl kullanılır?

Television : Sınalgı. Televizyon. Elektromanyetik dalgaları canlı resim haline getiren ve eğitim alanında kendisinden etkili biçimde yararlanılan araç. Eğitim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Devinimli görüntülerin kablolar ya da telsiz bağlantısıyla çok uzaklardaki yerlere ulaştırılması ve buralarda izlenebilmesi. (bunu gerçekleştirmek için gerekli başlıca aygıt ve donanımlar alıcı, kablolar, verici, verici dalgalık, alıcı dalgalık, almaçtır. alıcı, aktarılacak konuyu satır satır, nokta nokta tarayarak çözümler. bu çözümlemeye uygun biçimde oluşan televizyon imleri, eşeksenli kablolar ya da verici yayacın verici dalgalığı yoluyla almaca doğru yola çıkarılır. bu ikinci durumda, televizyon imlerini bir taşıyıcı dalga, dalgalığa ulaştırır. bu dalgalığın almaca verdiği televizyon imleri almacın çeşitli katlarından geçerek bir elektron topundan çıkan elektron demeti yardımıyla almacın görüntülüğünde konuyu yeniden kurar. görüntülükteki bu resim, alıcının ereğindeki resmin tıpkısıdır). bir ülkede televizyonu oluşturmak için gerekli kuruluşların tümü, televizyon işleyimi. güzel sanatların bir kolu olarak televizyon sanatı. televizyonu gerçekleştirmek için yapılan çalışmaların tümü, televizyonculuk. bir ülkenin kendine özgü nitelikler taşıyan ulusal televizyonu. Televizyon seti.

 

Show : Fırsat. Sergileme. Öğretmek. Bir film üzerindeki resimlerin gösterici yardımıyla görüntülüğe yansıtılarak görüntülerin oluşturulması. bu yolla, filmin tümünün ya da bir bölümünün izlenmesinin sağlanması. bir sinemanın belli bir izlencesinin yer aldığı ve belirli bir saatten başlayıp yine belirli bir saatte sona eren çalışması. Gösterilmek. Açıklamak. Belli olmak. Şov. Revü. Açıklamak delalet etmek.

Television act : Televizyon yasası. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir ülkedeki televizyon çalışmalarını ya da bu çalışmaların yalnız bir bölümünü düzene bağlamak amacıyla çıkarılmış yasa.

Television announcer : Televizyon spikeri.

Television antenna : Televizyon anteni. Sınalgı sırgavılı.

Television audio : Televizyon sesi.