Tellership türkçesi Tellership nedir

Tellership ingilizcede ne demek, Tellership nerede nasıl kullanılır?

Tellers : Veznedar. Banka memuru. Banko asistanı. Anlatan. Banka gişesindeki memur. Veznedar (bankada). Anlatan kimse. Anlatıcı. Söyleyen. Gişe elemanı.

Foretellers : Peygamber. Önceden haber veren kimse.

Fortunetellers : Falcı. Başa gelecekleri söyleyen ve geleceği önceden haber veren kimse.

Storytellers : Hikaye anlatıcısı. Hikaye anlatıcı. Martavalcı. Hikaye anlatan kimse. Palavracı. Anlatımcı. Masalcı. Hikayeci. Öykücü.

Automated teller machine : Bankamatik. Manyetik bir kart kullanılarak üzerinden işlemler yapılabilen makine. Otomatik para çekme makinesi. Otomatik vezne makinesi. Otomatik para makinası. Para çekme makinesi. Özdevimli vezne. Otomatik para makinesi. Otomatik vezne. Bankomat.

Bank teller : Banka memuru.

Paying teller : Tediye veznedarı. Ödeme veznedarı.

Fortuneteller : Başa gelecekleri söyleyen ve geleceği önceden haber veren kimse. Falcı.

Foreteller : Peygamber. Önceden haber veren kimse.

Teller : Anlatan kimse. Söyleyen. Gişe elemanı. Banka veznedarı. Veznedar (bankada). Banka memuru. Anlatıcı. Oy sayıcı. Anlatan. Veznedar.

İngilizce Tellership Türkçe anlamı, Tellership eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tellership ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Berth : Rıhtıma yanaşmak. Yatacak yer bulmak. Demir yeri. Gemici ranzası. Yatak. Açıklık. Limana girmek. Rıhtıma bağlamak. Palamarla bağlamak. Görev.

Franchise : Hükümetçe tanınan ayrıcalık veya bağışıklık. Melce. Satış tekeli hakkı. Berat. Üyelik. Bağışıklık. İmtiyaz. Dokunulmazlık. Muhafiyet. Hak.

Situation : Memuriyet. Hal. Konum. Şartlar. Yer. Yağday. Vazife. Mevki. Halet. Durum.

Position : Konumlanmak. Yer. İş. Hayvanlardan radyolojik görüntü alınırken belirli bir organ ve bacaklar için istenen duruş biçimi. vaziyet. Durmak (bir yerde). Pozisyon. Görüş. Sav. Fikir. Duruş.

Treasurer : Veznedar. Hazinedar. Mali işlere bakan kişi. Kasadar. Hazine sorumlusu. Mali işler sorumlusu. Haznedar. Baş mali yönetici.

Bursar : Vezne. Okul veznedarı. Devletten ya da herhangi bir özel kuruluştan burs alarak öğrenimini sürdüren öğrenci. Sayman (üniversite terimi). Okul muhasebecisi. Muhasebeci (üniv.). Burs. Burslu öğrenci. Muhasebeci.

Office : Makam. Sorumluluk. Ofis. Kiler. Atölye. Hizmet. Vazife. Ambar. Çalışma yeri (ofis). Bilgisayar, hukuk, iktisat alanlarında kullanılır.

Treasurership : Haznedarlık. Hazinedarlık.

Business organization : İşletme ortaklığı. Ticari işletme. İşletme. İş organizasyonu. Şirketlerin ortaklığı. Firma. Ticarethane. İş örgütleme. İş örgütlenmesi. Ticari teşebbüs.

Post : Sonra. Vazifelendirmek. Postalamak. Posta ile göndermek. Direk. Posta. Afişe etmek. Sonrası. Bildirmek. Sonraki.

Tellership synonyms : business concern, business organisation, spot, business, concern, billet, place, bursars.

Tellership ingilizce tanımı, definition of Tellership

Tellership kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The office or employment of a teller.