Treasurer türkçesi Treasurer nedir

Treasurer ile ilgili cümleler

English: Ali became the treasurer.
Turkish: Ali veznedar oldu.

English: She serves as the club treasurer.
Turkish: Kulüp saymanı olarak çalışmaktadır.

English: I resigned from my position as club treasurer.
Turkish: Kulüp saymanı olarak görevimden istifa ettim.

English: Pay your dues to the treasurer.
Turkish: Aidatlarınızı saymana ödeyin.

English: The Treasurer's budget speech was punctuated by regular shouts of "Hear, hear!" from members on his side of the House.
Turkish: Maliye Bakanının bütçe sunuş konuşması, kendi partisindekilerin "Bravo!" sesleriyle düzenli olarak bölündü.

Treasurer ingilizcede ne demek, Treasurer nerede nasıl kullanılır?

Treasurers : Veznedar. Hazinedar. Hazine sorumlusu. Mali işler sorumlusu.

Treasurers check : Hazine çeki.

Treasurership : Veznedarlık. Haznedarlık. Hazinedarlık.

Treasure chest : Hazine sandığı.

Treasure house : Hazine evi. Hazine. Zengin kaynak. Hazine dairesi.

Treasure hunter : Defineci. Define avcısı. Hazine avcısı.

Treasure trove : Sahipsiz define. Sahibi bilinmeyen define. Sahipsiz hazine. Hazine. Sahibi bilinmeyen hazine. Zengin kaynak. Define.

 

Treasure up : Toplamak. Aklında tutmak. Biriktirmek.

Buried treasure : Zenginlerin saklamak için toprağa gömülen hazinesi. (bilgisayar) bir program içerisinde bulunan şaşırtıcı veya ürkütücü kod parçası. Gömülü hazine. Gömü. Define.

Treasure : Hazine. Çok kıymetli tutmak. Çok değerli saymak. Büyük değer vermek. Toplamak. Üzerine titremek. Gömü. Değer vermek. Değerini bilmek.

İngilizce Treasurer Türkçe anlamı, Treasurer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Treasurer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cashier : Vezneye giren ve çıkan paraların sayışımını, yazılımını yapan ve bunların sonucundan sorumlu tutulan kişi. Kasiyer. Vezneci (bankada). Atmak. (özellikle ordudan) ihraç etmek. Kovmak. Vezneci. Kasa.

Paymaster : Mutemet (askeri terim). Bordro memuru. Mutemet.

Teller : Gişe elemanı. Oy sayıcı. Anlatan kimse. Banka gişesindeki memur. Anlatan. Anlatıcı. Veznedar (bankada). Banko asistanı. Banka memuru.

Financial officer : Finans memuru. İta amiri.

Payers : Borçlu. Ödeme yapan kimse. Borçlu taraf. Ödeyici. Borcu ödeyen. Ödeyen. Muhatap. Ödeme yapan. Ödeyen kimse.

Pursuer : İzleyen. Muhasebeci. Takipçi. Dava eden. Kovalayan kimse. Davacı.

Tellership : Kasadarlık.

Cashiering : Atmak. Vezneci (bankada). Kasiyer. İşine son vermek. Kovmak. (özellikle ordudan) ihraç etmek. Kasa.

Treasurer synonyms : state treasurer, money dealer, money handler, treasurers, cofferer, bursar, treasurership, paymaster general, payer, bursars, cashiered, tellers, chamberlain, paymasters.

Treasurer ingilizce tanımı, definition of Treasurer

 

Treasurer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who has the care of a treasure or treasure or treasury. As, the treasurer of a society or corporation. An officer who receives the public money arising from taxes and duties, or other sources of revenue, takes charge of the same, and disburses it upon orders made by the proper authority. One who has charge of collected funds.