Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tümden : Bu iş teme kaldı.

Teme ile ilgili Cümleler

 
  • Temelde ben dürüst bir insanım.
  • Sorunun kendisi temel olarak yanlıştır.
  • Hiçbir bilimsel temeli olmamasına rağmen, Astroloji çok popülerdir ve pek çok insan ona inanıyor gibi görünüyor.
  • “Temenni edelim ki ömürleri damat beyin boyu gibi uzun olsun.”
  • “Karşımızda, yerle beraber temenna ediyor, akşam şerifleriniz hayır olsun diye iki büklüm oluyor.”
  • İtfaiye aracı gelmeden önce ev temele kadar yandı.
  • Temel olarak planını seviyorum.
  • Temelde başarım senin yardımınla oldu.
  • Temelsiz spekülasyonlar.
  • Onun hayattaki temel amacı zengin olmak.
  • Meseleleri daha geniş bir temelde yargılamalıyız.
  • Bilgi toplamak, gezinin temellerinden biridir.
  • Aile toplumun temel birimidir.
  • Gizem merak yaratır ve merak, insanın anlama isteğinin temelidir.
  • Temel Japon diyeti ağırlıklı olarak pirinç ve balıktan oluşur.

Teme ile ilgili Atasözü veya Deyim

haramın temeli olmaz : “haram kazanç, bir işe yaramadan telef olur gider” anlamında kullanılan bir söz.

temeddüh etmek : övünmek.

temel atmak : bir yapının temellerini yapmaya başlamak herhangi bir işe başlamak, girişmek, bir şeyin gelişmesine, büyümesine sebep olmak.

temel tutmak : temelin kazılacağı zemin sağlam olmak sürüp gidecek bir duruma gelmek, kökleşmek, yerleşmek.

temenna etmek : öne doğru eğildikten sonra doğrulurken eli başa götürerek selam vermek.

temenni etmek : dilemek.

temennide bulunmak : dilemek.

temerküz etmek : bir yerde, noktada toplanmak, derişmek.

temerrüt etmek : kafa tutmak.

temeyyüz etmek : kendini göstermek, sivrilmek.

Teme tanımı, anlamı

Alacağı temellük eden : Alacak geçirilen

Alacaklının temerrüdü : Alacaklının haklı bir neden olmaksızın alacağın yerine getirilmesinden kaçındığı durum.

Alüminyum temelli alaşım : Bileşiminde, alüminyumun çözen olarak bulunduğu alaşım.

Amonyak temelli atmosfer : Amonyak kullanılarak anıklanmış, bileşimlerinde yalnızca hidrojen ve azot bulunan atmosfer.

Aritmetiğin temel işlemleri : Toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemleri.

Aritmetiğin temel teoremi : Birden büyük her tam sayı asaldır veya asal sayıların çarpımına eşittir.

Ayrık temel : (Mimarlık) Bir yapı sağlam arazide ayaklar üzerine oturtulmak istendiğinde, her ayağın altına ayrı olarak dökülen beton döşek.

Birlik ülkesinde temelli yapım ya da tecim kuruluşu : Üretim ve tecim yapmak üzere gerçek ve güvenilir niyetle kurulmuş işletme.

Boş adlı temel mantık : Olağan yorumda hiç bir nesneyi göstermeyen adlara, başka bir deyişle boş adlara yer veren temel mantık dizgesi. tümel özelleme kuralı.

Cebirin temel teoremi : C karmaşık sayılar cismi üstündeki her polinomun C 'de en az bir kökü vardır.

Çelik temel : Teneke yapımında, kalaylamanın uygulandığı 2,54 x 10¯² cm. kalınlığındaki çelik şerit ya da saç.

Çinko temelli kalıp döküm : Çinko alaşımlarından yapılmış kalıp döküm.

Dairenin bazı temel elemanları : Şekle bak.

Demir temelli alaşım : Bakınız: demir alaşımı.

Gerçek ve temelli işletme iyesi olmak : Bir ülkede gerçek işletme iyesi olmak.

Gerçekleşme temeli : Gerçekleşme temeline dayanan sayışım.

Gider dağıtım temeli : Üretimde ortak ve genel giderlerin dağıtımı konusunda önceden saptanan temeller.

Isıalan temelli atmosfer : Hava ile bir yakıt gaz karışımının, dıştan ısıtmalı ve bir katalizle doldurulmuş bölmedeki yarı tepkimesinden oluşan fırın atmosferi. ısıalan atmosfer diye de bilinir.

Isısalan ısıalan temelli atmosfer : Bir yakıtgaz-hava karışımının tüm yanması ile oluşmuş, içindeki subuğusu alınıp dıştan ısıtmalı bir katalizle doldurulmuş bölmedeki yakıtgazı tepkimesi yoluyla, karbon ikioksiti karbon biroksite çevrilmiş fırın atmosferi.

Isısalan temelli atmosfer : Bir hava ve yakıtgaz karışımının, tüm ya da yarım yanması ile elde edilen ve istenilen çiy noktasına erişebilmesi için, bileşiminden subuğusu alınmış olan fırın atmosferi.

Kıdem temeli : Ücret ya da özence ödemelerinin hizmet süresine dayanılarak saptanması.

Krom temelli alaşım : Temel bileşimi krom olan alaşım.

Maliyet temelli fiyatlandırma : Mal ve hizmetlerin, maliyetlerine karşılık gelen değer dikkate alınarak fiyatlandırılması.

Nikel temelli alaşım : Ana bileşeni nikel olan alaşım.

Odunkümürü temelli atmosfer : Kızıl odunkömürü üzerinden hava geçirerek elde edilen ve bileşiminde % 63-64 azot, % 34-35 karbon biroksit bulunan fırın atmosferi.

Rekabet temelli fiyatlandırma : Fiyatların benzer mal üreten en güçlü firmanın fiyatına göre belirlendiği fiyatlandırma yöntemi. Bakınız: sınır fiyatlandırma.

Sayıbilgisinin temel savı : 1 den büyük her tümsayının asal sayıların bir çarpımına eşit olduğunu belirten sav.

Tahakkuk temelli muhasebe yöntemi : Taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre gelecek dönemlerde gerçekleşek gelir veya giderleri ilgili oldukları muhasebe döneminin mali tablolarına yansıtmak amacıyla kullanılan muhasebe yöntemi.

Temecik : Sivas ili, Ortakent nahiyesine bağlı bir yer.

Temeçi : 1.Sepet yapılan fındık çubuğu. 2.Yaprak taşımak için yapılan bir çeşit sepet. Kaburga kemiği. Göğüs, kaburga kemiği.

Temek tıkası : Ahır pencerelerini kışın kapamaya yarayan çuval.

Temekenli : Temelli, sürekli. Doğma büyüme o bölgede oturan, yerli.

Temeki : Birikinti : Kar temekisinde tavşan izi gördüm.

Temekkülü : Temelli, sürekli.

Temekleme : Tavşanın kar altında gizlenerek barındığı yer.

Temeklik : Ocak bacası. Gübre yığılan yer.

Temeküllü : Temelli, sürekli. Doğma büyüme o bölgede oturan, yerli. Bakınız: temekenli.

Temekünlü : Temelli, sürekli.

Temel adım : Bir dizenin temeli niteliğinde olup onun belli yerlerinde bulunması gereken adım.

Temel amino asitler : Besinle mutlaka alınmaları gereken, organizma tarafından sentezlenemeyen amino asitler. İnsan için histidin, izolösin, lösin, lizin, metiyonin, fenilalanin, treonin, triptofan ve valin amino asitleri. Genç insanlar için bunlara ilave olarak arjinin amino asidi.

Temel aminoasit : İnsanlar ve diğer omurgalılar tarafından sentezlenemeyen ve dışardan alınması gereken aminoasitler, esansiyel aminoasit.

Temel anamal : Paylara bölünmüş ortaklık anamalı. Kurucular ya da ortaklarca yüklenilen anamal.

Temel anlam : Bakınız: Anlam. Bakınız: asıl anlam, sözlük anlamı.

Temel ayak duruşları : Dansçının temel ayak duruşları beş çeşittir. bk. birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ayak duruşları.

Temel beceri : Okuma, yazma, toplama, çıkarma, çarpma ve bölme gibi daha ileri öğrenim sağlamakta gerekli olan beceriler.

Temel beceriler : Okullarda okutulan türlü derslerde istenilen yeterliği kazanmak için temel sayılan beceriler.

Temel besin maddeleri : Yemlerin bileşiminde bulunan ve besin değerinin tayinine esas olan ham protein, ham yağ, ham selüloz, azotsuz öz maddelerle su ve kalsiyum fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, klor, kükürt gibi makro elementlerden oluşan inorganik besin maddeleri.

Temel bırakmak : Temel atmak.

Temel birimler : Bakınız: salıtık birimler.

Temel bunalım : (Horney) Çocukluk döneminde, düşman olarak görülen çevre karşısında duyulan düşmanlık, yalnızlık, çaresizlik duyguları.

Temel cisimcik : Elementer cisimcik.

Temel çizin : Bir çevresel ya da toplumsal alanın ayrıtsal özelliklerini çizimler ya da taramalar yoluyla belirten çizin.

Temel çözüm : (Horney) Temel çatışmalardan birinin bilince çıkmasını önlemek için yapılan zorunlu etkinlikler.

Temel çözümler sistemi : Doğrusal denklemler sisteminin çözüm kümesi olan vektör uzayının tabanı. Dolayısıyla, her bir çözüm temel çözümler sisteminin doğrusal bileşimi biçiminde gösterilebilir.

Temel denge : Bir ekonomide geçici olmayan yapısal değişimleri yansıtan ödemeler bilançosundaki cari işlemlerle uzun dönem sermaye işlemlerinin toplamı.

Temel dengesizlik : Uluslararası Para Fonuna göre bir ekonomide geçici olmayan, uzun süreli toplam istem toplam sunum ve bütçe dengesizliği nedeniyle ortaya çıkan ödemeler dengesi açığı.

Temel derme : Bir kitaplıkta bulunması gerekli sayılan yapıtlardan oluşan derme.

Temel dersler : Öğrencilerin yazılı ve sözlü anlatım becerisini geliştirmeyi amaç edinen dersler, örneğin okuma, yazma, kompozisyon, dilbilgisi ile aritmetik dersine verilen ad. Öğrencilere yaşamlarında başarılı olmaları için gerekli olan bilgi, beceri ya da değer biçme ve beğenme duygularını elde etme olanağını sağlayan derslerden herhangi biri. bk. seçmeli dersler, zorunlu dersler.

Temel dizey : AX = 0 türdeş denklemler dizgesinin aşımı r ve doğrusal bağımsız çözümleri olduğunda, dikeçleri sırayla olan dizey.

Temel dizimsel tür : Bir dilin bütün dizimsel türlerini kurmaya yarayan salt yönetilen deyim türleri. Temel mantık dilinin temel dizimsel türleri, ad (a) ile önerme (p) türlerinden oluşur. tekbaşına anlamlı deyim.

Temel doğruluk çizelgesi : Doğrusal bir eklemin yorumunu belirleyen doğruluk çizelgesi.

Temel doku : Stroma.

Temel dolaylar dizgesi : (X, D) düzgün uzayı verildiğinde, D içindeki dolaylardan oluşan ve her bir dolayı için olacak biçimde bir dolayı varlayan takımı.

Temel dönem : Dizinlerde başlangıç olarak alınan ve genellikle 100 değeri verilen zaman dönemi. (Zaman dizileri) Zaman dizilerinde temel olarak alınan dönem, anlamdaş başvuru dönemi. Temel alınan gösterge sayısıyla ilgili sayılma bilgilerinin toplandığı dönem.

Temel düşünce : Değişik halkların özdeksel ve tinsel kültür ürünlerinde görülen benzerlikleri, insanlığın ruhsal ve düşünsel yapılarının temeldeki benzerliğine bağlayan görüş. karşılığı yayılım.

Temel düşüncesi : Alman budunbilimcisi A. Bastian’ın (1826-1905) "insanların asal ruhsal ve düşünsel yapılarının benzer olmaları nedeniyle temelde de benzer biçimde düşündüklerini ileri sürdüğü görüşü, a. bk. halk düşüncesi.

Temel düzlem : Küresel konsayıların temeli olarak tanımlanan, merkezden geçen dairelerden biri.

Temel eder : Ederlere temel olarak alınan öğe.

Temel fiş : Birim fiş yönteminde yapıtın sorumlusu (genel olarak yazar) adına düzenlenen ve izleme kaydına yer veren fiş. a. bk. izleme kaydı.

Temel fiş yöntemi : Bakınız: birim fiş yöntemi.

Temel fiyat : Milli gelir hesaplamalarında kullanılan, mal üzerindeki vergiyi içermeyen fiyat. Borsada bir hisse senedinin önceki seansta oluşan ağırlıklı ortalama fiyatının en yakın fiyat adımına yuvarlanması ile hesaplanan ve izleyen seans içinde bu hisse senedinin işlem görebileceği üst ve alt limitlerin belirlenmesinde ölçü olarak alınan fiyat. (basic price) Avrupa Birliği’nde meyve ve sebze için uygulanan, üretimin en fazla olduğu yörelerde, üreticiler tarafından elde edilmesi istenilen en düşük fiyat düzeyi.

Temel gereksinmeler : Yaş, cins, toplumsal durum ve özdeksel koşullar ne olursa olsun her insanın duyduğu gereksinmeler. Bakınız: zorunlu gereksinimler. Beğenilme, değer verilme, sevilme, bağlılık, çabaların başarı ile sonuçlanması, bedensel gereksinmeler gibi yaş, cinslik ya da yaşam düzeyi düşünülmeden herkeste ortak olan gereksinmeler.

Temel gerey : Bileşenleri olan ikinci basamaktan eşdeğişkin gerey.

Temel günlük kazanç : İş kazaları ile uğraşı sayrılıklarında, sayrılık ve analık hallerinde verilecek ödenek ve gelirlerin sayışımında yasalarındaki koşullara göre temel tutulacak günlük kazanç.

Temel hal : Atom ve moleküllerde elektronların en düşük enerji düzeyinde olması hali.

Temel iktisadi sorun : Sonsuz istekleri karşılamada, kıt kaynakların hangi malların üretimine tahsis edilerek bu malların ne kadar, nasıl ve kimler için üretileceği sorunu.

Temel işlemler : Birçok sürecin gerçekleştirilmesinde ortak olarak kullanılan ısıtma, soğutma, öğütme ve benzerleri fiziksel işlemler. Çeşitli kimyasal maddelerin endüstriyel üretiminde kullanılan süzme, buharlaştırma, damıtma, akışkan akışı, ısı ve kütle iletimi gibi fiziksel işlemler.

Temel işleyim : Demir - çelik işleyimi gibi, işlenmemiş özdeği işleyip onu herhangi başka bir nesne yapımına hazır duruma getiren ana işleyim kolu. Bakınız: sürükleyici sanayi.

Temel katalog : Yıldızların konsayılarını, parlaklık ve uzaklık gibi temel öğelerini topluca veren cetveller kitabı.

Temel katı yağlar : Memeliler tarafından sentezlenmeyen ve besinle alınması gereken yağ asitleri. Örnek: linoleik asit, linolenik asit.

Temel kaynak : Eğitim araştırmalarında baş vurulan ve herhangi bir olay ya da olgu üzerinde doğrudan doğruya bilgi edinilmesini sağlayan belge, yapıt, yazı ve sözlü tanıklık.

Temel kelime : Bir dilde çok eski devirlerden beri kullanılagelen, o dilin çeşitli alanlardaki söz varlığını oluşturan temel kavramlardan birine karşılık ve yeni türemelere temel oluşturan tek heceli veya daha basit kökünü bilemediğimiz birden fazla heceli kök değerindeki taban kelime: baş, taş, saç, kol, göz, diz, al-, bul-, gel-, ye-, sil-, koru-, boya-, ıgaç «ağaç» ayak, dere, tepe vb.

Temel kemiği : Bazı omurgalılarda kafatasının, şakak kemikleri arasında kalan, birkaç kemiğin birleşmesinden meydana gelen kaide kemiği. Sfenoyit kemik. (karşılık: sfenoyid kemik), Şakak kemikleri arasında uzanan kelebek biçimi bir kemik.

Temel kipler : Titreşebilen bir nesnenin esneklik ve eylemsizlik özellikleriyle belirlenen sıklıktaki öztitreşimleri.

Temel kişilik : (Kardiner, Linton vb.) Bir toplumun ya da toplumsal kümenin üyelerine özgü, ortak çevre koşullarının oluşturduğu davranış ve yaşama alışkanlıkları yapısı.

Temel kişilik tipi : (Kardiner) Bir toplumun üyelerinde ortak yaşantıların etkisiyle gelişen kişilik özelliklerinin tümü.

Temel kurbanı : Yeni yapılan konutun temel atımında kurban kesme, karşılığı konut kurbanı, ok kurbanı, insan kurban, koruyucu ruh.

Temel madde : Hücreler arası maddesi hücrelere oranla çok fazla olan bağ dokularının ara bağlayıcı maddesi.

Temel makyaj : Kişilerin, ışıklandırmadan, elektronik araçların araya girmesinden dolayı değişen görünüşlerini gerçeğe yaklaştırmayı amaçlayan makyaj çeşidi.

Temel mallar : Türkiye’de Kamu İktisadi Teşebbüslerinin üretimleri için gereksinim duydukları mal ve hizmetler oldukları gerekçesiyle fiyatları yapay olarak düşük tutulan elektrik, kömür, her çeşit yapay gübre gibi mallar ile Devlet Demiryolları, Denizcilik Bankası, Deniz Nakliyatı T.A.O. tarafından üstlenilen yük taşımacılığı gibi hizmetler. Bakınız: birincil mallar.

Temel mantık : Mantıksal değişmezleri eklemler, niceleyiciler ile eşitlik; değişkenleri bireysel değişken; mantıksal olmayan değişmez türleri ad, yüklem ile işlev olan mantık dizgesi. eklemler mantığı, yüklemler mantığı, niceleme mantığı, yalınç eşitlik mantığı, yüksek basamak mantığı, felsefe mantığı.

Temel mantıklı biçimsel dil : Mantıksal değişmezleri eklemler, niceleyiciler ile eşitlik; mantıksal olmayan değişmez türleri ad, yüklem, işlev, değişkenleri de bireysel değişken olan biçimsel dil.

Temel mantıklı dil : Mantıksal değişmezleri eklemler, niceleyiciler, eşitlik; değişkenleri tek çeşitli bireysel değişkenler; düzgün deyimleri de ad, önerme, yüklem, işlev dizimsel türlerinden olan biçimsel dil.

Temel mantıklı kuram : Temel mantıklı bir biçimsel dil ile temel mantığın geçerli çıkarım kurallarına dayanan kuram. Örnek: temel mantıklı sayı kuramı.

Temel menevişleme eğrisi : Sertliğin, menevişleme parametresine göre değişimini özetleyen eğri.

Temel metabolizma : Normal çevre koşullarında, herhangi bir verimi olmayan ve iş yapmayan aç hayvanda kalp çalışması ve solunum gibi bazı hayati fonksiyonların yürütülmesi için kullanılan ve ısıya dönüşerek vücuttan atılan sıcaklığın ölçülmesiyle veya tüketilen oksijen veya çıkarılan CO2 aracılığıyla dolaylı olarak ölçülen enerjiyle ifade edilen minimum metabolizma, bazal metabolizma, açlık metabolizaması, açlık katabolizaması.

Temel nokta fiyatlandırma yöntemi : Üretildiği yere bakılmaksızın malın maliyetine belli bir taşıma bedelinin eklenmesiyle hesaplanmasına dayanan fiyatlandırma yöntemi.

Temel oksijen işlemi : Saf olmayan demiri (pik demir) çeliğe çevirmekte kullanılan temel işlem.

Temel okuma kitabı : İlk okuma kitabına ya da kitaplarına dayalı olarak ve belli yaşlardaki öğrencilerin en çok kullandıkları sözcükler göz önünde tutularak dizi biçiminde hazırlanan okuma kitapları.

Temel olmayan amino asitler : Organizmada sentezlenebilen ve besinde bulunması gerekmeyen amino asitler. Örnek: İnsan için alanin, asparagin, aspartik asit, sistein, glutamik asit, glutamin, glisin, prolin, serin, tirozin amino asitler. Erginler için arjinin de bu gruba girer.

Temel olmayan aminoasitler : Vücut tarafından sentezlenebilen aminoasitler, esansiyel olmayan aminoasitler.

Temel öbek : Bir nokta çevresindeki bütün kapalı yolların uzamdaşlık bölüklerinin öbeği.

Temel ödeme parası : Alacaklının sınırsız olarak kabulüne zorunlu bulunduğu para. Alacak tümünün altınla ya da kâğıt para ile ödenmesi ancak nikel ve bozuk para ile karşılanılması gibi alacaklı yararına konulabilecek bazı koşullar.

Temel öğelerde benzerlik : Bir markayı ortaya çıkaran temel öğelerin benzemesi (Kuş resmi bulunan iki markadaki kuşun özdeş olması gibi).

Temel ölçme : Ağırlık, zaman, uzunluk, alan ölçümleri gibi doğal başlangıç noktaları bulunan ve asal sayıların özelliklerini taşıyan ölçümler yapmaya elveren ölçme.

Temel ölçün tümdeğer : Geçerli ölçün tümdeğerde ve gerçek tümdeğerde görülen değişiklikleri değerlendirmek için temel alınan ölçün tümdeğer. Girişim amaçlarının ışığı altında işletme ölçümlemeleri sonucunda geliştirilen tümdeğer.

Temel para ölçüsü : Bir Devletçe paraları için değer ölçüsü olarak kabul edilen maden (altın ya da gümüş gibi).

Temel parçacıklar : Özdeği oluşturan çekirdekaltı temel yapı taşları.

Temel puan : Bir taşınır değerin getirisinde işlem günü sonunda ortaya çıkan değişim.

Temel rasyon : Bir rasyonun işletme tarafından üretilen kısmı.

Temel sıklık : Çok sıklıklı dalgalı akımlardan oluşan bir karışımın en düşük sıklıkta olanı. Ses üreten bir titreşkenin verebildiği en alçak sıklıktaki ses.

Temel sıvı yağlar : Bitkilerde bulunan, karakteristik kokuları olan, böcek çekiciler ya da mantar bulaşmasını önleyici olarak da görev yapan, terpenlerden ve benzenlerden çıkarılan uçucu sıvı yağ karışımları.

Temel süreçler : Çeşitli yükseltgemeler, hidrojenlemeler, nitrolamalar gibi, benzer kimyasal değişimleri içeren üretim yöntemleri.

Temel tabanı : (Mimarlık) Yapının üzerine oturduğu kaya ya da toprak zemin.

Temel tanecik : Bütün özdekleri oluşturan, kimileri ancak çok yüksek erkelerde elde edilebilen tanecikler (eksicik, çekincikler, ortacıklar, ağırcıklar vb.).

Temel tümdeğer : İlkel özdek ve üretimci işçilik tümdeğeri. Dolaysız tümdeğer, üretimin genel oylumuna göre inip çıkan tümdeğer. Değişken tümdeğer.

Temel uluslararası çalışma sözleşmeleri : Uluslararası çalışma sözleşmelerinin çalışma hayatıyla ilgili temel hakları kapsayan Zorla Çalıştırma Sözleşmesi, Örgütlenme Özgürlüğü ve Örgütlenme Hakkının Korunması Sözleşmesi, Örgütlenme ve Toplu Sözleşme Hakkı Sözleşmesi, Eşit Ücret Sözleşmesi, Zorla Çalıştırmanın Yasaklanması Sözleşmesi, Ayrımcılık (İstihdam ve Meslek) Sözleşmesi, Asgari Yaş Sözleşmesi, Çocuk İşçiliğinin En kötü Biçimleri Sözleşmesi’nden oluşan sözleşmeler.

Temel uyartı : Herhangi bir üçrenksel dizgenin birincil uyartı birimlerini saptamağa yarayan belirli, çok kez renksiz uyartı. bk. birincil uyartılar.

Temel ücret : Aylık ücret. İkramiye, ödenek, özence, kâr payı gibi eködemeler dışında kalan ücret. Bürüt ücret, kesintilerden önce yapılacak ödemeye temel olmak üzere hakkedilen ücret.

Temel yanılması : Esâsda hatâ, lüzumlu vasıfta hatâ.

Temel yaş : Özellikle "Stanford-Binet" anlak ölçerinde bireyin bütün soruları başarı ile yanıtladığı en yüksek yaş düzeyi.

Temel yatırım : Ödünç verme, ödünç alma ve borçlanma ile ilişkisiz banka yatırımları.

Temel yayılım : Halk kütlelerinin yer değişimiyle ilgili olarak oluşan büyük ölçüdeki yayılım türü. bk. yayılım, göç yayılım. karşılığı ikincil yayılım, ödünç yayılım.

Temel yem : Rasyondaki yem maddelerinin tümü.

Temel yetenekler : Anlak bileşenlerinin sayısını azaltmak üzere etken çözümlemesiyle birbirinden ayrılan ve anlağı oluşturduğu varsayılan başlıca etkenler.

Temel yöreler dizgesi : X ilingesel uzayı verildiğinde bir a noktası (A altkümesi) için, a nın (A nın) yörelerinden oluşan ve a nın (A nın ) verilen lier U yöresi için olacak biçimde a nın (A nın) bir yöresi varlayan takımı. Anlamdaş. yöreler tabanı, komşuluklar tabanı, yerel taban.

Temel yük : Doğada ölçülebilen en küçük yük; elektrik yüklerinin doğal temel birimi, anlamdaş eksicik yükü.

Temeldevren : 1.İplik ve kılaptan karıştırılarak dokunan bir çeşit kumaş. 2.Sırma ile işlenmiş kadife giysi.

Temeldışı : İlkel diye alınan bir şekilde sonradan türemiş (ses).

Temeleriyik : Ağaç boyamada kullanılan bir ana ya da yardımcı renkten hazırlanmış boya eriyiği. Gerektiğinde yeni renkler üretmek için yararlanılır.

Temeli : Yalnız, tek : Temeli birücük uşağı var.

Temellendirebilme : Temellendirebilmek işi veya durumu.

Temellendirebilmek : Temellendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Temelleş olmak : 1.Yerleşmek : Arkadaşım buraya temelleşti. 2.Dadanmak, başa bela olmak : Haşerat bağçeme temelleş oldu.

Temelli yazar : Belirli bir aylık karşılığında bir tiyatroya yılda belli sayıda yapıt yazmayı ve başka yazarların o tiyatroya sunacağı yapıtları uyarlamayı yüklenen yazar.

Temellik : Sonradan türemiş olmayıp bir kelimenin temelinde bulunan (ses).

Temelorağı : Meyve bahçesinde biten yaban otlarını temizlemekte kullanılan demir araç. (Kemalpaşa İzmir.).

Temelsiz sayışım : Temelli sayışımlarda henüz yer almamış özdekleri kapsayan sayışım.

Temelti : Ufak tefek eşya, ev eşyası.

Temen : Tütün dizmeye yarayan iğne. Teğmen. Tamamiyle, tıpkı, ayniyle, hemen.

Temenler : Zonguldak şehrinde, Hisarönü bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Temerik : Çalışkan, becerikli, işbilir.

Temerrüd : Direnme.

Temerrüde düşmek : Ödenmesi hâlâ mümkün olan borcu ödememekte direnmek.

Temesik : 1.Tapu senedi : Mal senin olduğunu ne bilelim, temesiğin var mı ? 2.Borç senedi.

Temesikli : Tapulu.

Temeslik : Tapu senedi.

Temessik : Tapu senedi.

Temessük : Tapu senedi.

Temessüklü : Tapulu.

Temesük : Tapu senedi. Bakınız: temesik.

Temetos : Domates.

Temez : Arapça kökenli temyiz: temiz.

Tümdeğer temeli : Giderlerin yazılımlarında temel olarak ele alınan değer.

Vergi bildirim temelleri : Vergilendirmeye ilişkin belirli bir yargı kapsayan belge ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere PTT eliyle yüklenimli olarak, adresleri bilinmeyenlere de duyuru yoluyla bildirilmesi.

Vergi temel değeri : Verginin sayışımına dayanak olan temel değer.

Yarı temel aminoasit : Vücut tarafından yeterli düzeyde sentezlenemeyen ve dışarıdan yemlerle alınması gerekli olan sistin ve tirosin gibi aminoasitler.

Yüzeyin temel biçimleri : Bir yüzeyin eğriliğini ve alanını belirleyen türetik bağıntılar.

Kandilli temenna : Kandilli selam.

Temeddüh : Kendini övme, övünme.

Temeddün : Uygarlaşma, medenileşme.

Temek : Ahırdaki gübreyi dışarı atmak için kullanılan kapaklı veya kapaksız delik, pencere.

Temel : Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz.

Temel bilimler : Değişik bilim alanlarının fizik, kimya, biyoloji, matematik gibi temel bilgilerini içeren bilim dalları.

Temel cümle : Birleşik veya girişik cümlelerde, yan cümle, ara cümle ve iç cümlelerin bağlı olduğu asıl yargıyı belirten cümle, temel tümce.

Temel çivisi : Yapı işlerinde kullanılan büyük çivi.

Temel direği : Binalarda yerin altında bulunan büyük, kalın direk.

Temel direk : Bir şeyin dayandığı, güç aldığı en önemli öge, nesne veya kişi.

Temel duruş : Bir jimnastik alıştırmasına başlamak için vücudun dayanak yüzeyine göre aldığı, değişen ilk durum.

Temel duvarı : Temeli oluşturan duvarlar.

Temel eğitim : İlköğretimi kapsayan eğitim sistemi.

Temel haklar : Kişiye bağlı dokunulmaz, devredilmez hak ve özgürlükler.

Temel harf : Kanunla kabul edilmiş yeni Türk alfabesindeki harflerin tamamı.

Temel kazısı : Temel atmak için yapılmış olan kazı işleri.

Temel öğretim : Temel eğitimin uygulanması.

Temel önerme : Değişik önermelerin özünü oluşturan önerme.

Temel sayılar : Asıl sayılar.

Temel taşı : Bir yapının temeline konan taş. Bir şeye temel olan öge veya kişi, dayanak, esas, ana direk.

Temel tümce : Temel cümle.

Temellendirme : Temellendirmek işi.

Temellendirmek : Temel tutmasını sağlamak, yerleştirmek. Süreklilik ve kalıcılık kazandırmak.

Temellenme : Temellenmek işi.

Temellenmek : Temel tutmak.

Temelleşme : Temelleşmek işi.

Temelleşmek : Temel tutmak, yerleşmek. Sürekli ve kalıcı bir duruma girmek.

Temelleştirme : Temelleştirmek işi.

Temelleştirmek : Temel tutmasını, yerleşmesini sağlamak. Süreklilik kazandırmak, kalıcı bir duruma getirmek, temelli olmasını sağlamak.

Temelli : Herhangi bir nitelikte temeli olan. Büsbütün, tamamen. Geçici olmayan, sürekli, kalıcı, devamlı, daimî. (te'melli) Sürekli olarak.

Temelli senatör : Belli bir süreye bağlı olmadan atanmış senatör.

Temellük : Kendine mal etme.

Temelsiz : Temeli olmayan. Gerçek veya sağlam olmayan, asılsız, yanlış. Asılsız olarak, gerçeğe aykırı bir biçimde.

Temelsizlik : Temelsiz olma durumu.

Temenna : Öne doğru eğildikten sonra doğrulurken eli başa götürerek verilen selam.

Temenni : Bir şeyin gerçekleşmesini dileme. Dilek.

Temerküz : Bir yerde toplanma.

Temerküz kampı : Toplama kampı.

Temerrüt : Dikkafalılık, kafa tutma, direnme. Ek faiz ödememe durumu. Herhangi bir sebebe dayanmaksızın borcu ödememekte direnme, direnim.

Temerrüt faizi : Borcun zamanında ödenememesi sonucu daha sonra ödenen ek faiz.

Temessül : Benzeşme. Özümleme.

Temettü : Kazanç.

Temettü hissesi : Kâr payı.

Temevvüç : Dalgalanma.

Temeyyüz : Kendini gösterme, sivrilme.

Yerden temenna : Yerden selam.

Diğer dillerde Tembel ülser anlamı nedir?

İngilizce'de Tembel ülser ne demek ? : indolent ulcer

Teme ile ilgili yorumlar  

Bu kısımda Teme nedir? Teme ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Teme tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Teme hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.

Popüler Konular

En Son Yorumlar

  • Difüzyon: DİFÜZYON (YAYINMA) OLAYI Ne demek? Farklı yoğunlukta iki ayrı fazda bulunan iki madde moleküllerinin birbiri içine yayılması...
  • Endikasyon: İki anlamı vardır. Herhangi bir hastalığa ilişkin izlenmesi gereken tedavi yöntemlerini ve tedavi içindeki sürecin gidişati...
  • Ekosistem: Ekosistemdeki bozulmaların çevreye etkileri nelerdir? Ekosistemdeki bozulma bir bütün olan çevrenin yapı ve işleyişini olumsu...
  • Ekosistem: Ekosistemlerin belirgin özelikleri nelerdir? Bir ekosistem biyosferin, bir bölümü ya da parçasıdır ; büyüklüğü ya da geni...
  • Yolantı: ..yolantı kelimesi YOLAK veya ( dağda ) patikadan çok farklı değil sanırım....( muğla ) yerkesikde patika az kullanılır..b...