Timetable türkçesi Timetable nedir
- Sefer tarifesi.
- (tren vb) tarife.
- Süre.
- Herhangi bir ulaşım biçiminde kalkış ve varış saatlerini gösterir tarife.
- Program.
- Saat tarifesi.
- Tarife.
- Ders programı.
- Tarife (tren veya uçağa veya vapur veya otobüs ait).
- Belli zaman dilimlerine ayrılmış program.
Timetable ile ilgili cümleler
English: May I have a timetable?
Turkish: Tarife alabilir miyim?
English: The timetable has been revised.
Turkish: Zaman çizelgesi revize edilmiştir.
English: Do you have a timetable?
Turkish: Bir takviminiz var mı?
English: I looked up the arrival time in the timetable.
Turkish: Tarifede varış saatine baktım.
English: Is there a timetable?
Turkish: Bir ders programı var mı?
Timetable ingilizcede ne demek, Timetable nerede nasıl kullanılır?
Set a timetable : Hangi zamanda belirli görevlerin yapılması gerektiğine dair bir zaman çizelgesi yaratmak. Bir zaman çizelgesi oluşturmak.
Timetables : Tarife. Sefer tarifesi. Program. Tarife (tren veya uçağa veya vapur veya otobüs ait). Herhangi bir ulaşım biçiminde kalkış ve varış saatlerini gösterir tarife. (tren vb) tarife. Belli zaman dilimlerine ayrılmış program. Süre. Saat tarifesi. Ders programı.
Timetabling : Zaman çizelgeleme.
Antimetabolit : Antimetabolit. Enzim molekülünde koenzim veya substrat durumundaki esas metabolitin yerini alarak enzimin bloke olmasına neden olan ilaç veya zehir.
Antimetabolite : Karşıt etkin. Karşı-metabolit. Metabolizmayı engelleyen madde. Antimetabolit.
Aneroid altimeter : Madeni altimetre. Aneroit altimetre.
Altimeter : Uçağın yerden yüksekliğini gösteren alet. Yükseklik ölçer. Uzay, madencilik alanlarında kullanılır. Altimetre. Yükseklik göstergesi. Uçağın hangi irtifada bulunduğunu gösteren alet. Yükseltiölçer. İrtifa saati. Yükseklikölçer. Deniz yüzeyinden yukarı doğru hava basıncının azalmasından yararlanarak yükseklik ölçen araç. ».
Altimeter setting : Altimetre tanzimi. Altimetre ayarı. Yükseltiölçer ayarı.
Centimeters : Santimetre.
Centimeter : Santim. Santimetre.
İngilizce Timetable Türkçe anlamı, Timetable eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Timetable ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Continuance : Kesiksizlik. Temdit. Süreklilik. Uzatma. Devam. Sürüp gitme. Erteleme. Kalıcılık. Bir süreç ya da gidişin aralıksız süregelmesi.
Bout : Müddet. Kriz. Yarışma. Kısa dönem. Gösteri. Karşılaşma. İki yarışmacının yenişmek gereğiyle yaptıkları vuruşma. Devre. Boks.
Delay : Gecikme. Oyalanmak. Rötar. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. Oyalamak. Geciktirme. Bekletme, bir durumun çözümünü bile bile uzatma, geciktirme. seyircinin ilgisini uyanık tutmak için geriye atma. Gecikmek. Yubatmak.
Scale : Kefe. Skala. Ayarlamak. Teraziye vurmak. Tırmanarak çıkmak. Isıtılan sert suyun, bulunduğu kabın iç yüzeylerinde oluşturduğu katman. Büyüklüğü belli ölçülerde değiştirme; böylece küçük çapta taslamlardan büyük çapta yapılar tasarlama. Basamak. Kazan taşı.
Kalendar : Plan. Takvim. Yıllık. Yılın aylarını gösteren çizelge (günler ve haftalar da dahil).
Duration : Süreç. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Müddet. Sürek. Miat. Zaman. Devam. Süreklilik. Devam süresi.
Program : İzlence dergisi. Düzen. Yapım. Bir tiyatronun oynadığı oyunları, rol dağılımını, yazarları ve başka bilgileri veren, bazen tiyatro üzerine çeşitli yazıları kapsayan gösteri dergisi. Bilgisayar, bilişim, eğitim, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Belli bir sorun türünün özdevimli çözümü için, verilerde ortaya çıkabilecek durumlara göre uygulanacak eylemleri belirten bir çalışma planı. bk. bilgisayar izlencesi. Planlamak. Çizeylemleme. Gösteri.
Tariffs : Fiyat listesi. Tarifeler. Gümrük vergisi. Gümrük tarifeleri. Gümrük.
Durations : Zaman. Sürek. Müddet. Devam süresi. Süreç. Süreklilik. Devam.
Timetable synonyms : dur, syllabi, scroll, instructions, syllabuses, duration length, agendum, lineups, tariff, timetables, due date, card, cards, syllabus, routines, format, receipts, price list, due, routine, statements, statement, software, receipt, gamuts, sked, directions, scale of charges, distance, prospectus, dies, recipes, prospectuses.
Timetable ingilizce tanımı, definition of Timetable
Timetable kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A tabular statement of the time at which, or within which, several things are to take place, as the recitations in a school, the departure and arrival of railroad trains or other public conveyances, the rise and fall of the tides, etc.

Bu kısımda Timetable kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Timetable ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Timetable anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Timetable ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.