Toys türkçesi Toys nedir

Toys ile ilgili cümleler

English: Ali doesn't play with his toys anymore.
Turkish: Ali artık oyuncaklarıyla oynamıyor.

English: Ali saw some toys on Mary's front porch.
Turkish: Ali Mary'nin ön verandasında bazı oyuncaklar gördü.

English: Ali brought some toys for the children.
Turkish: Ali çocuklar için bazı oyuncaklar getirdi.

English: All of the toys are wooden.
Turkish: Bütün oyuncaklar tahtadan.

English: Ali picked up his toys and put them in a box.
Turkish: Ali oyuncaklarını topladı ve onları bir kutuya koydu.

Toys ingilizcede ne demek, Toys nerede nasıl kullanılır?

Bath toys : Banyo oyuncakları. Küvetler.

Clockwork toys : Kurmalı oyuncak.

Electrical toys : Elektrik oyuncak.

Electronic learning toys : Eğitici elektronik oyuncaklar.

Learning toys : Eğitici oyuncak.

Toy shop : Oyuncaklar ve oyunlar satan mağaza. Oyuncak dükkanı. Oyuncak mağazası.

Toy fox terrier : Amerikan oyuncak teriyeri. Amertoy. Toy fox teriyer. Amerika’dan köken alan, tilki teriyerinin minyatürize edilip ingiliz oyuncak teriyeri, chihuahua ve italyan tazısı ırklarıyla karakterinin yumuşatılması sonucu 1930'lu yıllarda amerika'da geliştirilmiş, kuyruğu sırtta dik taşınan, gözleri koyu renkli ve yuvarlak, kulakları v şeklinde ve dik, alın çıkıntısı belirgin, kafatası kubbemsi, burnu dar, tüyleri sık fakat kısa, rengi siyah ve ten rengi lekelerle beyaz, küçük olmasına rağmen tilki teriyeri atasının tüm özelliklerini taşıyan, sert, inatçı, meraklı ve etkin bir yapıda, avlanmaya bayılan, oldukça zeki ve eğitilebilirliği yüksek, av ve eşlik köpeği olarak yetiştirilen köpek ırkı, amerikan oyuncak teriyeri, amertoy. Toy foxteriyer.

 

Toy chest : Oyuncak sandığı.

Talking toys : Konuşan oyuncak.

Biotoys : Biyooyuncaklar. Yeni teknolojik keşiflerle yapılan oyuncaklar (canlı yaratıkları taklit eden oyuncaklar vs gibi).

İngilizce Toys Türkçe anlamı, Toys eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Toys ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Budging : Hareket etmek. Kımıldamak. Hareket ettirmek. Kımıldatmak. Oynatmak. (kuyruk veya sıra) kaynak yapma. Yerinden oynatmak.

Dally with : Oynaşmak. Eğlenmek. Ciddiye almamak. İlişkiye girmek. Cilveleşmek.

Dance : Kökeninde ve gelişiminde, tarihsel, toplumsal, ekonomik vb. etkenlerden bazılarını taşıyan, kadın erkek bir arada ya da ayrı ayrı, tek tek ya da topluca, genellikle müzik eşliğinde yapılan uyumlu vücut devinimlerinden oluşan evrensel halk kültürü ürünü. bk. halk kültürü, evlenme oyunu, ölüm oyunu, erlik oyunu, erginlik oyunu. Oyun. Dans etme. Balo. Dans. Dans müziği. Danslı toplantı. Eğlence. Dans etmek.

Ignores : Delil yetersizliğinden reddetmek. Aldırmamak. Bilmezlikten gelmek. Önem vermemek. Boşlamak. Görmezlikten gelmek.

Cavorts : Hoplayıp sıçramak. Sıçramak. Tepinmek. Zıplamak. Hoplamak.

 

Brush aside : Yabana atmak. Boşlamak. Bir kenara itmek. Aldırmamak. Boş vermek.

Sky : Asuman. Yükseğe atmak. Havaya atmak. Topa çok hızlı vurarak havalandırmak. Kubbe. İklim. Topu çok yükseğe atmak. Hava. Sema.

Cavorted : Sıçramak. Hoplayıp sıçramak. Hoplamak. Tepinmek. Zıplamak.

Flip : Çıldırmak. Çılgına dönmek. Çevirmek. Fiske vurmak. Fiske. Darılmak. Balatayı sıyırmak. Çevirmek (sayfa, disk). Kafayı çizmek.

Be on : Açık olmak (elektrik veya ışık). Açık olmak (cihaz vb). Yanmak. Tarafından ödenmek. -den olmak. Ismarlanmak. Çalışmak (makine veya aygıt). Açık olmak. Açık olmak (elektrik veya su veya gaz).

Toys synonyms : toss back, disregarded, fling, submarine, ignore, be oblivious to, act a part, disregards, budged, turn, budges, disregard, discounting, pitch, make little of, have a low opinion of, cavort, throw back, coquetted, dances, coquet, coquets, daff, disport, laugh off, budge, lag, act, acted, coquetting, discounted.

Toys zıt anlamlı kelimeler, Toys kelime anlamı

Toys antonyms : natural object.