Trampolin türkçesi Trampolin nedir
- Güvenlik ağı.
- Tiyatro alanında kullanılır.
- Sirklerde tel ya da trapez üzerinde tehlikeli atlamalar yapan cambazların düşmelerinde onları koruması için, numaraların yapıldığı boşluğun altına gerilen büyük esnek ağ.
- Herhangi bir düşmeye karşı, hüner gösteren sanatçının altına gerilen ağ. daha çok sirklerde trapezcilerin güvenliği için kullanılır.
Trampolin ile ilgili cümleler
English: Holly is jumping on the trampoline.
Turkish: Holly trambolinin üzerinde atlıyor.
English: Why did my sixty-year-old landlord buy a trampoline?
Turkish: Altmış yaşındaki ev sahibim niye bir trambolin aldı?
English: Ali and Mary jumped on the trampoline.
Turkish: Ali ve Mary trombolinden atladı.
Trampolin ingilizcede ne demek, Trampolin nerede nasıl kullanılır?
Trampoline : Tramplen. Güvenlik ağı. Yaylı düzey. Trampolin. Trambolin. Sahnede akrobatların sıçramak ve atlamak için kullandıkları yaylı düzey. Sıçrama tahtası. Sıçrama bezi.
Trampoliner : Trambolinist. Bir trambolin üzerinde eğitim yapan kimse. Trambolinci.
Trampoliners : Bir trambolin üzerinde eğitim yapan kimse. Trambolinist. Trambolinci.
Trampolines : Sıçrama bezi. Trampolin. Güvenlik ağı. Trambolin. Sıçrama tahtası. Tramplen.
Trampolining : Bir trambolin üzerinde sıçrama ve parande atma sporu. Güvenlik ağı.
Tramp : Yürüyüp geçmek. Çiğnemek. Ağır ayak sesi. Avare. Yaya gitmek. Dolaşmak (bir yeri). Sokak serserisi. Uzun yürüyüş. Orospu. Yürümek.
Female tramp : Fahişe. Orospu. Hayat kadını. Sürtük.
Tramper : Yürüyen kimse. Tramplenci. Adımlayan kimse. Adım atan kimse. İp üzerinde yürüyen. Ayağını sertçe vuran kimse.
Trampolinists : Trambolinist. Trambolinci. Bir trambolin üzerinde alıştırma yapan kimse.
Trampolinist : Trambolinci. Bir trambolin üzerinde alıştırma yapan kimse. Trambolinist.
İngilizce Trampolin Türkçe anlamı, Trampolin eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Trampolin ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Absurd theatre : Absürt tiyatro. İnsanın yaşama, doğaya olan uyumsuzluğunu, doğadan kopmuşluğunu sezdirici bir yolla xx. yüzyıl ortasında yeni bir öz ve biçimle veren tiyatro türü. aristocu anlamda usla bağdaşmaz bir öz ve biçim kullanır. örn. samuel beckett ve eugene lonesco'nun ilk oyunları. (us-dışı tiyatro).
After piece : Asıl oyunun sonunda, oyuna bağlı olmadan oynanan kısa oyun. Ek oyun. Rönesans döneminde ingiltere'de asal oyuna ek olarak oynanan ve genellikle güldürücü olan kısa yapıt. Asıl oyunun sonunda, ona bağlı olmayan bir gösteri ya da oyun. Art oyun.
Trampolines : Sıçrama bezi. Sıçrama tahtası. Trampolin. Tramplen. Trambolin.
Abstract theatre : Önce resim sanatında kullanılan "soyut" terimi daha sonra, biraz değişik anlamda tiyatroya girmiştir. olaylar dizisini ve oyuncu türünü gerçekçilik erklerinden ve alışılagelmiş mantık düzeninden kurtarmak amacını güden, bir bütünlüğü olan tiyatro türü. iç dünyayı gerçek olarak alır. konuşmalar ve oyun kişileri biçimsel ve anlamsal yoldan bozulur (deforme edilir), karikatürleştirilir. Soyut tiyatro. Olay dizisini ve oyunculuk anlayışını gerçekçilik erklerinden ve alışılagelmiş mantık dizgesinden soyutlamak amacını güden tiyatro. iç dünyayı gerçek olarak aldığından, oyun kişileri ve bunların konuşmaları anlamsal ve biçimsel açıdan bozularak karikatürleştirilir.
Sound : Genel anlamı içinde, insan sesi olmayan herhangi bir ses. Bir tiyatroda, işitsel etmenlerin üretildiği ve yayımlandığı selen aygıtlarıyla donatılmış yer. Geçerli. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunun herhangi bir noktasındaki boğumlanması ile oluşan ve yayılarak kulakta, bir ünlü olarak veya bir ünlü ile birlikte algılanan titreşim: a, m, n, y, s. Kuvvetli. Derine dalmak (balina). Öttürmek. Genel anlamı içinde, insan sesi olmayan herhangi bir ses. bir nesnenin titreşimlerinin havada dalgalar halinde işitme duyumuza etki yapmasıyla ortaya çıkan ses. Bilgisayar, fizik, gramer, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Yoklamak (düşünce veya fikir).
Adaptability : Uyumluluk. Tiyatro için hazırlanmış bir metnin ya da bir özetin tiyatro özelliklerini taşıma derecesi. İntibak kabiliyeti. Uyarlanabilirlik. Uyma yeteneği. Uyum yeteneği. Uyarlama yeteneği. Uysallık. Bireyin çevresel etken ve değişkenliğe ayak uydurma gücü.
Acrobacy : Oyuncunun göz pekliğini ve gövdesel esnekliğini arttıran, aynı zamanda önemli sahnelerde hiç düşünmeden güç bir davranışı başarabilme yeterliğini sağlayan hareket. cambazlık. Akrobasi.
Act drop : Sahneyi seyircilerden ayıran büyük tiyatro perdesi. Önperde. Çerçeve sahneli tiyatroda, bir bölümün başladığını ya da bittiğini belirten perde. genellikle bu sahnenin kumaş perdesidir; ancak bu amaçla başka bir perde de kullanılabilir. örnek : (epik tiyatro'nun yarım perdesi gibi. Oyun perdesi. Bölüm perdesi. Çerçeve sahneli tiyatroda oyun yerini seyircinin görüşüne açan ve kapayan, büyük perde.
Acting style : Oyun alanı. Oyunun oynandığı yer, oyunun oynandığı düzeyin tümü.
Trampolining : Bir trambolin üzerinde sıçrama ve parande atma sporu.
Trampolin synonyms : gymnastic apparatus, amateur theater, actor manager, trampoline, active hero, analyze, safety net, acting manager, alto, abstractionism, trample, allegory, exerciser, alley theme.

Bu kısımda Trampolin kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Trampolin ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Trampolin anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Trampolin ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.