Futbol nedir, Futbol ne demek

Futbol; bir spor terimidir. kökeni ingilizce dilinden gelmektedir.

  • Topu, kafa veya ayak vuruşları ile karşı kaleye sokma kuralına dayanan ve on birer kişilik iki takım arasında oynanan top oyunu, ayak topu

"Futbol" ile ilgili cümleler

  • "Bu sorunun içinde, futbolumuz dâhil, irdelenmesi gerekli pek çok şey var." - A. Ağaoğlu

Bilimsel terim anlamı:

[Bakınız: ayaktopu]

Futbol hakkında bilgiler

Futbol, on birer oyuncudan oluşan iki takım arasında, kendine özgü küresel bir topla oynanan takım sporu. 21. yüzyıl itibarıyla 200'ün üzerinde ülkede 250 milyonu aşkın oyuncu tarafından oynanmaktadır ve dünyadaki en popüler spordur.

Futbol maçları dikdörtgen şeklindeki, yapay veya gerçek çimle kaplı sahada oynanır. Sahanın kısa kenarlarının ortalarında birer kale bulunur. Oyuncuların amacı, temelde ayak olmak üzere vücudunun belli kısımlarını kullanarak (eller ve kollar hariç) topu karşı takımın kalesine sokarak gol atmaktır. İstisnai olarak, her iki takımın kalesini koruyan kaleciler, ceza alanı olarak adlandırılan kendileri için belirlenmiş alanların sınırları dahilinde topa elle müdahale edebilmektedirler. Topun; sahanın uzun kenarlarından saha dışına çıkması durumunda taç atışı (topa son olarak hangi takım oyuncusu temas etmişse karşı takım kullanır), kısa kenarlarından dışarı çıkması durumunda ise köşe (bir oyuncunun, topu kendi kale çizgisi dışına çıkarması durumunda karşı taraf lehine kale çizgisi ile yan çizgisinin kesiştiği noktadan kullanılır) veya aut atışı (topun, hücum oyuncuları tarafından kale çizgisi dışına vurulması sonucunda ceza sahası içinden aut vuruşu yapılarak top oyuna sokulur) ile oyun tekrardan başlar. 45'er dakikalık iki devreye ayrılan 90 dakikadan oluşan maçlarda karşı takımdan daha fazla gol atmayı başaran takım galip gelirken, atılan gol sayılarının eşit olması durumunda maç berabere tamamlanır. Bazı organizasyonlardaki kurallara göre normal süresi berabere tamamlanan maçlarda 15'er dakikalık iki devre halinde oynanan uzatma dakikaları, eşitliğin bu sürede de bozulmaması durumunda penaltı atışları sonucunda galip gelen taraf belirlenir.

 

MÖ 300-200 yıllarında Çin'de ortaya çıkan ve günümüzdeki futbolla benzerlikler taşıyan cuju, oynanış bakımından futbola benzeyen ilk oyun olarak kabul edilmektedir. Yıllar boyunca dünyanın farklı yerlerinde futbola benzeyen oyunlar oynansa da modern futbol kuralları ilk olarak 1863 yılında Futbol Birliği tarafından sistemleştirilmiş olup, günümüze kadar birçok değişikliğe uğramıştır. Futbolun uluslararası alandaki yönetim teşkilatı Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğidir.

 

"Futbol kelimesi Türkçeye, İngilizcedeki "foot" ("ayak") ve "ball" ("top") kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulan "football" kelimesinden geçmiştir. İngilizcede "football" adını taşıyan diğer futbol sporlarından ayırmak amacıyla, modern futbolun ilk kurallarını belirleyen kurumun adı olan Futbol Birliğinden (İngilizce: The Football Association) yola çıkılarak "association football" ("birlik futbolu") ifadesi kullanılmaktadır. "Football association" ifadesindeki "soc" hecesine -er eki getirilerek oluşturulan ve İngilizce konuşan bazı ülkelerde futbolu tanımlamak için kullanılan "soccer" kelimesinin çıkışı 1880'lere denk gelir. Günümüzde, İngilizce konuşan ülkelerin bazıları futbolu tanımlamak için yalnızca "football" ifadesini kullanırken, bu kelime diğer bazı dillere değişerek girmiş ve bu şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Bazı dillerde futbolu tanımlamak için özgün kelimeler kullanırken, bazılarında ise "foot" ve "ball" kelimelerinin o dillerdeki karşılıkları kullanılarak bu kelimeler birleştirilmiş ve futbol ifadesi bu şekilde yer edinmiştir.

Futbol ile ilgili Cümleler

  • Biz birlikte futbol oynadık.
  • En iyi futbolcular Peter'ın futbol okulundan çıkar.
  • Onun küçük erkek kardeşi ünlü bir futbol oyuncusu.
  • Hadi futbol oynayalım!
  • Futbol - benim en sevdiğim spor.
  • Futbol basit bir oyundur. 22 kişi bir topun peşin koşar ve sonunda da daima Almanlar kazanır.
  • Futbol bir spordur.
  • Futbol basit bir oyundur.22 Adam bir topun peşinden 90 dakika boyunca koşar ve sonunda hep Almanların kazandığı bir oyundur.
  • "Dünkü futbol maçını izledin mi" "Tabii ki izledim!
  • Futbol Brezilyada en popüler spor.
  • Ali futbol oynarken kolunu kırdı.
  • Futbol bir takım sporudur.
  • Futbol beyzboldan daha popüler.
  • Ali okuldan sonra neredeyse her gün arkadaşlarıyla futbol oynar.

Futbol tanımı, anlamı:

Topu : Hepsi.

Ayak : Vücudun belden aşağı bölümü. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Bacak. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Basamak. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Halk edebiyatında uyak. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü.

Vuruş : Vurma işi. Tempo. Bir kuvvetin etkileme süresi ile şiddetinin çarpımından çıkarılan nicelik. Bir ölçüyü oluşturan eşit sürelerden her biri, darp.

Kale : Denizli iline bağlı ilçelerden biri. Takımla oynanan bazı top oyunlarında topun sokulmasına çalışılan yer. Malatya iline bağlı ilçelerden biri. Genellikle bir düşüncenin savunulduğu, sürdürüldüğü yer. Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılmış olan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı, kermen. Satranç tahtasının dört köşesine dikilen, tahtanın bir tarafından diğer tarafına kadar düz olarak boş hanelerde gidebilen kale biçiminde taş.

Takım : Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Takım elbise. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Sigara ağızlığı. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman.

Oyun : Hile, düzen, desise, entrika. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Kumar. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence.

Futbol tenisi : Ayak tenisi.

Futbolcu : Futbol oynayan kimse.

Futbolculuk : Futbolcunun yaptığı iş.

Sokma : Sokmak işi.

Kuralı : Kurasını çekmiş, askere gitmeyi bekleyen (asker).

Kişilik : Yabanlık. Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü, şahsiyet. Herhangi bir sayıda kişiden oluşan. Herhangi bir kişi için, herhangi bir kişiye yetecek miktarda olan. Bireyin toplumsal hayatı içinde edindiği alışkanlıkların ve davranışların bütünü. İnsanlara yakışacak durum ve davranış.

Oyuncu : Düzenci, hileci. Sinema, perde veya bir gösteride rol alan sanatçı, aktör, aktris. Oyunu seven. Çok oyun yapan, oyundan oyuna geçen (kimse). Herhangi bir oyunda oynayan kimse.

Küresel : Dünya ölçüsünde geniş bir bakış açısıyla benimsenen, global. Küre biçiminde olan, kürevi. Küre ile ilgili olan.

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Spor : Kullanışı rahat, kolay olan. Bir hücreli hayvanların çok özelleşmiş olan üreme hücresi. Çiçeksiz bitkilerde üreme organı. Bedeni veya zihni geliştirmek amacıyla kişisel veya toplu olarak gerçekleştirilen, bazı kurallara göre uygulanan hareketlerin tümü.

Diğer dillerde Futbol anlamı nedir?

İngilizce'de Futbol ne demek? : [Football (soccer)] n. soccer, football, game in which players must cross into the end zone with the ball or kick the ball through two upright posts

adj. soccer

n. football, soccer, association football, footer

Fransızca'da Futbol : football [le]

Almanca'da Futbol : n. Fußball

Rusça'da Futbol : n. футбол (M)

adj. футбольный