Oyuncu nedir, Oyuncu ne demek

"Oyuncu" ile ilgili cümle

  • "Oyuncuları meydana çağırıyor ve düdüğümü çalıyorum." - P. Safa
  • "Oyuncu kedi."
  • "Oyuncu bir pehlivan."
  • "Hiç kibar sınıfından, asilzade bir gencin oyuncu olduğunu gördünüz mü?" - P. Safa

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Bir oyun kişisini, bilgisi, tekniği ve yaratışı ile canlandıran ya da gösteren sahne sanatçısı. Oyun oynama eyleminde bulunan sanatçı.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Oyunluktaki belli kişiyi canlandırma işini yapan kimse.

Oynamak işini gerçekleştiren kişi.

Tiyatro'daki terim anlamı:

Bir oyun kişisini, sanatçı yaradılışı ve bilgisi ile, canlandıran ya da gösteren tiyatro sanatçısı. Oyun oynama eylemini yapan kişi. (Erkek ya da kadın).

Diğer sözlük anlamları:

Rakkas, köçek.

İngilizce'de Oyuncu ne demek? Oyuncu ingilizcesi nedir?:

actor, player, performer, actress

Oyuncu tanımı, anlamı:

Aktör : Herhangi bir olayda etkisi veya katkısı olan kimse. Erkek oyuncu.

Oyuncu kadrosu : Televizyon ve sinema dizi ve filmlerinde oynayan oyuncuların tümü. Bir takımı oluşturan oyuncuların tümü.

 

Başoyuncu : Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran kadın oyuncu, başaktris, primadonna. Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran erkek oyuncu, başaktör.

Eksen oyuncu : Oyun kurucu.

Yardımcı oyuncu : Yedek oyuncu.

Yedek oyuncu : Oyunculardan birinin herhangi bir sebeple takımdan çıkması gerektiğinde onun yerine oynayacak oyuncu, yardımcı oyuncu.

Hücum oyuncusu : İleri uçta oynayan oyuncu.

İleri uç oyuncusu : Futbolda görevi karşı tarafa top sürmek ve gol atmak olan ileri uçtaki oyuncu, akıncı, muhacim, forvet.

Kılıç oyuncusu : Eskrimci.

Orta oyuncusu : Orta oyununda oynayan sanatçı.

Orta uç oyuncusu : Futbolda ileri uçta, hücum hattının ortasında oynayan oyuncu, santrafor.

Savunma oyuncusu : Kalecinin önünde yer alan, kaleyi savunan oyunculardan her biri, savunucu, bek.

Sonuç oyuncusu : Maçın skorunda etkili olan oyuncu.

Yumruk oyuncusu : Boksör.

Oyun : Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Hile, düzen, desise, entrika. Kumar. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma.

 

Oyunculuk : Oyun oynama işi. Düzencilik, hilecilik. Sahne sanatçılığı.

Orta oyunculuğu : Orta oyuncusunun sanatı.

Yardımcı oyunculuk : Yardımcı oyuncu olma durumu.

Yedek oyunculuk : Yedek oyuncu olma durumu.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Sinema : Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı. Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde, yedinci sanat. Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran veya perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi.

Perde : Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri. Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey. Seste pes perde. Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar. Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. İki yeri birbirinden ayıran bölme. Doğruyu görmeye engel olan şey. Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü. Katarakt.

Gösteri : Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat.

Sanatçı : Sinema, tiyatro, müzik vb. sanat eserlerini oynayan, yorumlayan, uygulayan kimse. Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren kimse, sanat adamı, sanat eri, sanatkâr, artist.

Aktris : Kadın oyuncu.

Düzenci : Düzen, hile yapan, hileci, oyunbaz, düzenbaz, entrikacı, dessas.

Herhangi : Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.

Bir : Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sayıların ilki. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Beraber. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayı kadar olan. Tek. Eş, aynı, bir boyda. Sadece. Aynı, benzer. Ancak, yalnız.

Hileci : Hile yapan, hile karıştıran, hilebaz, hilekâr, dolmacı.

Oyuncu aynası : Yüzü, başın arkasını ve yanlarını gösteren, açılır kapanır kanatları olan ayna. Bu aynanın çevresi genellikle yirmi beş vatlık buzlu ışıtaçlarla donatılır.

Oyuncu bölümü : Büyük işliklerin, oyuncuların sağlanması işiyle uğraşan bölümü.

Oyuncu fotoğrafı : Bir sinema oyuncusunun özel olarak çektirdiği ve tanıtılarda kullanılan fotoğrafı.

Oyuncu seçimi : Oynanacak oyundaki belirli kişileri canlandırmak için görünüş, ses ve tavır açısından oyuncu seçme işi. Bir oyunluktaki kişileri canlandırmak için en uygun oyuncuları bulup seçme işi. Oyundaki belirli rolleri canlandırmak ya da göstermek için role en uygun oyuncuları seçme işi.

Oyuncu yönetici : Aynı zamanda tiyatroyu yöneten oyuncu için kullanılan terim.

Oyuncu yönetmen : Oyunculukta ün yapıp aynı zamanda yönetmen olarak tanınan sanatçı için kullanılan terim. Örnek : Max Reinhardt.

Oyuncu yönetmen yardımcısı : Oyuncu yönetmenine çalışmalarında yardımcı olan kimse.

Oyuncu yönetmeni : Oyuncuların bulunması, seçimi, figüranların sağlanması, deneme filmlerinin çevrilmesi, sınamaların yapılması, çevirim sırasında figüranların yerli yerinde bulundurulması gibi işlerle uğraşan kimse.

Oyuncu-yönetmen : Bir oyuncunun aynı zamanda bir tiyatroyu yönetmesiyle aldığı ad. Bizde özel ve ödenekli tiyatrolarda böyledir.

Oyuncubaşı : Anadolu'da oyunları düzenleyene verilen adlardan biri. (T.K.O.):Anadolu'da oyunları düzenleyene verilen ad.

Oyuncu ile ilgili Cümleler

  • Oyuncu olmasının yanında o ünlü bir ressamdı.
  • Bu eski çocuk oyuncu daha sonra bir uyuşturucu bağımlısı oldu.
  • Koç'un onun saha performansını değerlendirmek için her oyuncuyla bire bir görüşmesi vardı.
  • Ali takımın şimdiye kadar sahip olduğu en iyi oyuncu.
  • Oyuncu, harika bir başarı gerçekleştirdi.
  • Oyuncu basketbol takımından emekli oldu.
  • Oyuncu muhteşem bir dönüş yaptı.
  • Onun küçük erkek kardeşi ünlü bir futbol oyuncusu.
  • Dün dünyadaki en popüler oyunculardan biriyle tanıştım.
  • Maria Sharapova, Williams kardeşlerin ardından, üçüncü en başarılı aktif kadın tenis oyuncusudur.
  • Ali bir çocuk oyuncuydu.
  • Oyuncu fanatikleri tarafından alkışlandı.
  • Oyuncu rolüne çalışıyor.
  • Oyuncu raketi topa salladı.

Diğer dillerde Oyuncu anlamı nedir?

İngilizce'de Oyuncu ne demek? : adj. playful, tricky, tricksy, sportive, frisky, prankish

n. player, performer, actor, play actor, trickster, gambler, hoaxer, Thespian

Fransızca'da Oyuncu : joueur/euse [le][la], interprète [le][la]

Almanca'da Oyuncu : n. Spieler, Tänzer

Rusça'da Oyuncu : n. актер (M), артист (M), игрок (M), манипулятор (M), плясун (M), артистка (F), играющий (M), плут (M), обманщик (M)