Troubler türkçesi Troubler nedir

  • Probleme sebep olan kimse.
  • Mesele çıkaran kimse.
  • Ortalığı karıştıran.
  • Rahatsız eden kimse.
  • Baş belası.
  • Fitneci.
  • Fesatçı.
  • Sorun yaratan tip.
  • Sorun yaratan.
  • Bozguncu.
  • Sorun çıkaran.
  • Rahatsızlık yaratan kimse.

Troubler ingilizcede ne demek, Troubler nerede nasıl kullanılır?

Troublers : Sorun yaratan tip. Fesatçı. Rahatsızlık yaratan kimse. Bozguncu. Probleme sebep olan kimse. Fitneci. Mesele çıkaran kimse. Rahatsız eden kimse. Ortalığı karıştıran. Sorun yaratan.

Trouble free : Sorunsuz. Üzgüsüz.

Trouble maker : Fitneci. Mesele çıkaran kimse. Sorun yaratan. Sorun çıkaran kimse. Ortalığı karıştıran. Sorun yaratan tip. Sorun çıkaran. Fesatçı. Bozguncu. Başbelası kimse.

Trouble oneself : Zahmete katlanmak. Zahmet etmek.

Trouble shooter : Arıza giderici.

Trouble spot : Bozuk yer. Sorun yaratan nokta. Sorun kaynağı. Çatışmalara sahne olan yer. Sık sık arızalanan yer.

Trouble shooting : Arıza giderme. Aksiliklerin yerini saptama. Arıza bulma. Arıza tespiti. Arıza bulma ve giderme. Sorun çözme. Onarım. Problemlerin yerini tespit etme. Arıza arama. Problem tespit etme.

I hate to trouble them but : Onları rahatsız etmek ya da sıkıntıya sokmak istemem ancak. Onları zahmete sokmak istemem ancak.

Asked for trouble : Belasını aradı. Kendi kendine sorunlar yarattı. Kendi talihsizliğine neden oldu.

 

Getting into trouble with the law : Suç işlemek. Başı kanun ile belada olmak.

İngilizce Troubler Türkçe anlamı, Troubler eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Troubler ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blusterer : Kabadayı.

Cut up : Dümenci. Hilekar. Ölmek. Parçalamak. Mahvetmek. Şakacı. İncitmek. Sarsmak. Acı çektirmek. Yok etmek.

Troublesome : Belalı. Bıktırıcı. Üzüntülü. Sıkıntılı. Güç. Zahmetli. Zor. Başbelası.

Hellhound : Şeytan. Zebani. Kerberos.

Disturber : Karışıklık çıkaran kimse. Rahatsız eden şey.

Offending : İncitici. Hoşa gitmeyen. Karşı koyan. İç acıtıcı. Kırıcı. Can sıkıcı. Rencide edici.

Blamed : Kahrolası. Lanet olası. Suçlanmış. Tanrı'nın cezası. Melun (örneğin, she called me a blamed fool {bana tanrı'nın cezası dedi}, the blamed darned car would not start {lanet olası araba çalışmadı}) (pekiştirme amaçlı kullanılan bir terim). Suçlanan.

Bad hat : Bilerek sorun provoke eden kimse.

Annoyance : Kızdırma. Kızgınlık. Sıkıntı kaynağı. Sıkıntı. Rahatsız etme. Baş ağrıtma. Üzüntü kaynağı. Rahatsızlık.

Factionist : Hizipçi. Kışkırtıcı. Bölücü. Partizan. İhtilafçı.

Troubler synonyms : practical joker, badgerer, instigant, unwelcome person, defeatist, intriguers, annoyer, headaches, devil, abettor, conspirator, jostlers, fomenter, firebrands, rabble rouser, instigator, provoker, heckler, loudmouth, mischief maker, firebrand, trouble maker, hellbender, machinator, conspirators, hatemonger, incendiary, plotter, coconspirator, jangler, rufflers, hoaxer, trickster.

Troubler ingilizce tanımı, definition of Troubler

Troubler kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A disturber. One who afflicts or molests. One who troubles or disturbs. As, a troubler of the peace.